Yaş yetmiş, iş bitmemiş

Ahmet Hakan'ın CNN Türk'teki 'Liderler Zirvesi'nde Deniz Baykal'la yaptığı programı izledim. Programa katılan gazeteciler basınımızın önde gelen isimleriydi.

Ahmet Hakan'ın CNN Türk'teki 'Liderler Zirvesi'nde Deniz Baykal'la yaptığı programı izledim. Programa katılan gazeteciler basınımızın önde gelen isimleriydi. Ertuğrul Özkök (Hürriyet), Sedat Ergin (Milliyet), Taha Akyol (CNN ve Milliyet), Ergun Babahan (Sabah), Ekrem Dumanlı (Zaman).
Ahmet Hakan, o programa katılan gazetecileri Hürriyet'teki köşesinde değerlendirdi. Dün de Hakkı Devrim bey dostum köşesinde bu değerlendirmeye yer verdi. İsabet ettiler derim.
Zira siyasetçileri sorgulayan gazeteciler de bir çeşit jüri gibi hareket ediyor. Ve son zamanlarda televizyon programlarında öyle garip 'jürilerle' karşılaşıyoruz ki... Bu jürilerin de başkaları tarafından değerlendirilmesinde ve eleştirilmesinde yarar olmalı.
Sorgulayan gazetecileri değerlendirmek iyi de, yanıtlayan politikacıyı da gözden kaçırmamak lazım. Görebildiğim kadarıyla Deniz Baykal son derece hazırlıklıydı. Pek çok konuda CHP'nin yıllardır hazırladığı projeleri olduğunu, seçim meydanlarında söylediklerini destekleyecek verilerin bulunduğunu gösterdi.
Dikkatli ve sorumlu bir siyasetçi portresi çizdi. Soğukkanlıydı, konulara hâkimdi, mantık hataları yapmadan konuşuyordu. "CHP olumlu bir şey önermiyor, hep olumsuz şeyler söylüyor" diyenlere cevap veriyor gibiydi.
Bu noktada CHP'nin ciddi bir halkla ilişkiler sorunu var sanırım. Senelerdir sürdürülen çalışmalar, hazırlanan raporlar, geliştirilen projeler kamuoyuna yeteri kadar yansımıyor. CHP, geleneksel bürokratlardan oluşmuş, sorunların üstüne gidemeyen bir parti gibi algılanıyor. Politikada imajın ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek var mı?
Program gece yarısına kadar sürdü. Baykal 'Yarın Hatay'da mitingimiz var' deyince siyasetin çetin yüzünü gördük: Hiç bitmeyen bir koşturma. Kim bilir belki de siyasetçileri ayakta tutan şey de tam budur.
Deniz Baykal 70 yaşında, Demirel ve Erbakan 80'i geçti. Denktaş da öyle.
Ama çelik bir iradeyle asılıyorlar yaşama.
Hiç bitmeyecekmiş gibi duran bir ipi durmadan çekmek, zembereği bozuk bir saati durmadan kurmak gibi.
Yalnız politikacılar mı? Yazarların pek çoğu da hayata asılan tiplerden. Belki onlar da politikacılar gibi sürekli bir kavga ve mücadele içinde olduklarındandır. Bertrand Russell 98 yaşında öldüğü zaman arkasında denize düşen bir uçaktan yüzerek kurtulmak gibi maceralar ve her akşam viskisini ve piposunu içmek gibi zararlı alışkanlıklar bırakan bir kişi olarak göçüp gitmişti.
Çetin Altan birkaç gün önce 81'ine bastı.
Şu anda Türk basınındaki yazarların bir haylisinin 80'i devirdiğini sanırım: İlhan ve Turhan Selçuk kardeşler, Oktay Akbal, Mümtaz Soysal, Hasan Pulur... Akla ilk gelen isimler. Hâlâ pırıl pırıl bir kafayla sorumluluklarını yerine getiriyorlar.
Deniz Baykal'a gelince... Doğrusu kıskandım kendisini. Hayır, siyasette yıldızı parladığı için filan değil. Bu kadar genç gözüktüğü ve dinç olduğu için kıskandım!
O ünlü sabah yürüyüşleri boşa gitmemiş demek ki.