Yeni bir dünyaya doğru

İnsan biyolojik bir makine midir? Etten bir bilgisayar mıdır? </br>Bu soruları gittikçe daha fazla soruyor olacağız.

İnsan biyolojik bir makine midir? Etten bir bilgisayar mıdır?
Bu soruları gittikçe daha fazla soruyor olacağız. Zira teknoloji hızla ilerliyor, birçok konuda, insanın ilahi bir güç tarafından yaratılmadığını, evrim tarafından gerçekleştirilmiş ileri düzeyde bir makine olduğunu ileri sürenleri haklı gösterecek sonuçlarla ortaya çıkıyor.
Örneğin birkaç ay önce insanların düşünce gücüyle bilgisayarlara kumanda etmesi sağlandı. İflah olmaz derecede materyalist bir arkadaşım, "İşte" dedi, "insan beynindeki biyolojik hücrelerle, bilgisayardaki mekanik hücrelerin işbirliği, eşgüdümü sağlanmış oluyor. Yapay olanla doğal olanın bu buluşması devam edecektir. Bu tekniği geliştirecekler ve biyonik insana giden yol açılacak!"
Bunun ne kadar mümkün olduğunu bilmiyorum tabii. Kimsenin de bildiğini sanmıyorum. Ama bunun olabileceği ortada. O zaman insanın 'biricik' ve 'seçilmiş' olma özellikleri sekteye uğramış olmaz mı?
Dün gazetelerde bir haber vardı: 'Kalbin sesi olarak bilinen vicdanın kaynağının beyinde olduğu ortaya çıktı.' Heyecanlanınca kalbimiz küt küt attığı için eskiden duyguların kaynağı olarak kalp gösterilirdi. Ortaçağ tabipleri beynin bir işlevinin olmadığını düşünürdü. Beynin nasıl muhteşem bir organ olduğunu çok sonra öğrendik.
İyi de bu bulgunun anlamı nedir? Bir gün gelecek de devlet istediği kadar vicdanlı veya vicdansız yurttaşlar mı yetiştirecek? 'Vicdan' dediğimiz karmaşık kodlama, şifreleme yığını, beyindeki fizyolojik etkinliklerin bir sonucu ise, insanları vicdansızca işledikleri suçlar nedeniyle mahkûm etmek ne kadar doğru olacak? 'Suç bende değil, beynimde' demeyecek mi vicdansız suçlu, 'Beni ameliyat edin, iş bitsin!'
Kim bilir, vatandaşların beyinleri devlet tarafından denetlendiği için belki de hiç suçlu olmayacak. Herkes devletin ve toplumun gönüllü hizmetkârı olacak.
Amerika'da Seattle kentinde çocuk doktoru olarak çalışan Dr. Melvin Morse da uzun yıllar süren bir araştırma sonucunda beyindeki sağ temporal lobun 'dini inanış merkezi' olduğu kanısına vardı! Tanrı inancı, telepati, uzakgörü, şifacılık, din inancı... Hepsi beynin sağ tarafındaki bir merkezden yönlendiriliyormuş! Dr. Morse, bu çalışmalarını 'Tanrı'nın Yaşadığı Yer' adlı bir kitapta topladı.
İlk bakışta bu tür 'manevi' yetenekleri beyin kimyasına indirgeyen açıklamaların Tanrı ve ruh inançlarını dışlaması beklenirse de, Dr. Morse o kanıda değil. Beyinde bu inançlara ayrılmış merkezler bulunmasının bu inançları yalanlamayacağını, hatta tam tersine doğrulayabileceğini ileri sürüyor.
Geçenlerde açıklanan bir başka araştırma daha da radikal sonuçlara ulaşmıştı: İnsanların düşüncelerini okuyan bir yöntem geliştirilmişti! Şimdilik ilkel düzeyde de olsa, bu düşünce okuma cihazının kısa sürede geliştirileceğinden hiç kuşkunuz olması!
Yalan söylemenin, sır saklamanın tarih olacağı günler uzak olmayabilir.
İnsanların hem diğer insanlarla, hem devletle, hem de kendileriyle olan ilişkilerini kökten değişeceği bir dünyaya doğru gidiyoruz. Doludizgin!
Bu daha iyi bir dünya olacak mı? Hiç de emin değilim doğrusu.