Yeniden doğanlar

Ölüm bir son mudur? Ölenler nereye gider? Bunlar hepimizi ilgilendiren konulardır. Düşünebildiğim kadarıyla üç yanıt verilebilir:</br>a) Ölüm tam bir sondur. 'Ruh' diye bir şey yoktur.

Ölüm bir son mudur? Ölenler nereye gider? Bunlar hepimizi ilgilendiren konulardır. Düşünebildiğim kadarıyla üç yanıt verilebilir:
a) Ölüm tam bir sondur. 'Ruh' diye bir şey yoktur. Yaşam maddeden ibarettir. Yaşamı oluşturan maddelerin dağılmasıyla birlikte yaşam da sona erer. Ondan sonrası hiçliktir.
Bu görüş daha çok bilim adamlarının ve materyalist görüşe inananların anlayışını yansıtır. 'Ruh', 'Tanrı', 'ölümden sonra yaşam' gibi inanışlar bu anlayışa göre saçmadır, ilkeldir ve üzerinde tartışmaya bile değmez.
b) Ölüm son değildir. Kıyamet günü insanlar dirilecek ve hesap vereceklerdir. Bu hesabın sonucuna göre cennete veya cehenneme gideceklerdir. Bu inanış, Ortadoğu'da çıkan 'semavi dinlerin' görüşüdür.
c) Ölüm son olmadığı gibi yeni bir yaşamın başlangıcıdır. Ölen insanın ruhu bir süre sonra yeni bir bedende tekrar dünyaya gelir. Hesaplaşma kıyamet günü değil, yaşadığımız dünyada yapılmaktadır! Bu inanış daha çok Hint kökenli dinlerde görülüyor ve son zamanlarda Batı dünyasını da etkilemiş bulunuyor.
'Reenkarnasyon' başlığı altında toplanabilecek olan üçüncü görüşün bir üstünlüğü var: Pek çok çocuk geçmiş yaşamlarını anımsadıklarını söylüyor, eski ailelerini anımsıyor, eski yaşamlarındaki evleri buluyor, kişileri tanıyor, olayları anımsıyor!
Bizde bu tür olaylara Antakya-Adana-Mersin hattında daha çok rastlanıyor. Nedendir, bilinmez!
Amerikalı Profesör Ian Stevenson dünyada görülen yüzlerce reenkarnasyon olayını inceledi, bunlardan en güvenilir bulduğu 20 tanesini bir kitap haline getirdi.
O zamandan beri reenkarnasyon üzerine çok araştırma yayımlandı.
Reenkarnasyon araştırmalarının en zayıf yanı, daha önce yaşadığını iddia eden çocukların yalan söylemediğinin saptanması halinde bile bu durumu açıklayacak başka yolların (telepati gibi) bulunmasıdır. Reenkarnasyona ilişkin bir iddianın kesinlikle kanıtlanması mümkün gözükmüyor! Ama bu iddiaları 'saçma' diye bir kenara atmak da mümkün değil.
Geçenlerde Star televizyon kanalında iki reenkarnasyon olayına ilişkin bir yayın izledim. Birinde, küçük bir çocuk "Ben Barış Manço'yum" diyordu. Diğerinde de 13 yaşında bir çocuk eski yaşamındaki eşini ve çocuklarını bulduğunu iddia ediyor, bir zamanlar karısı olduğunu söylediği kadının ilgisizliğinden yakınarak, "Ben üç kez senin ziyaretine geldim, sen bir kere bile gelmedin" diye serzenişte bulunuyordu gözleri yaşlı.
Genç kadın ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırmış durumda. 'Zamanım olmadı' diyor tereddütle. Delikanlıya yakınlık gösterse bir türlü, göstermese bir türlü...
Eğer gerçekten reenkarnasyon varsa, neden geçmiş yaşamlarımızı unutarak dünyaya geldiğimizi o sahneyi izleyince anlamak kabil. Eski yaşamın izlerini, takıntılarını, hesaplarını taşıyarak yeni bir yaşam kurmak pek mümkün olmazdı herhalde!
Zaten geçmiş yaşamını anımsadığını iddia eden çocuklarda da bu 'anımsama', 5-10 yaşlarınnda oluyor. Zamanla eski yaşama ait olduğunu ileri sürdükleri anılar silinip gidiyor, geçmişi unutup yeni yaşamlarına bakıyorlar.