Yirmi saniye

Saddam Hüseyin'in üvey kardeşinin idam edilirken kafasının kopması tepkilere neden oldu. Kafanın bilerek koparıldığını söyleyenler varsa da, bu konunun teknik ayrıntılarını bilenler...

Saddam Hüseyin'in üvey kardeşinin idam edilirken kafasının kopması tepkilere neden oldu. Kafanın bilerek koparıldığını söyleyenler varsa da, bu konunun teknik ayrıntılarını bilenler, "Hayır" dedi, "ip iyi ayarlanmamışsa gövdenin ağırlığı altında kafanın kopması mümkündür."
İdamda ipini uzun tutup mahkûmu yüksekten fırlatarak infaz etmek boynun kırılmasına neden olduğu için ölüm daha kısa bir zamanda gerçekleşiyormuş. Bunun için ipin boyunun iki metre kırk santim olması gerekiyormuş.
İp daha da uzun bırakılırsa kafa kopabiliyormuş.
İnsanların devlet tarafından soğukkanlılıkla öldürülmesi oldum olası tartışma konusu oldu.
Eski zamanlarda bu iş daha da acı verici biçimde uygulanıyordu. İnsanların derisi yüzülür, kemikleri kırılır, yakılır, vücuduna açılan deliklere yanan mumlar yerleştirilir, kazığa oturtulur, çengele takılır, gözleri oyulur, çarmıha gerilir, kurda kuşa yem edilirdi... Bir cellat, mahkûma ne kadar acı verirse o kadar işinin ehli sayılırdı.
Şimdi uygar dünyanın pek çok ülkesinde idam cezası kaldırıldı. İyi de edildi. Pek çok yerde de, idam uygulansa bile mahkûma işkence edilmeden yapılıyor bu iş. Çağdaş yöntemler arasında Amerika'da uygulanan gaz odaları, elektrikli sandalyeler ve zehirle öldürme var.
Nedense bu işte en yaratıcı olan ve yeni teknikler kullanmaya çalışanlar Amerikalılardır. Elektrikli sandalye onların icadı. Bildiğim kadarıyla başka bir yerde de uygulanmıyor. Elektrikli sandalyeye yöneltilen eleştiri, mahkûmların çok fazla acı çekmesidir. Elektrikle kızardığı halde can çekişen, ölmeyen mahkûmlar oluyor.
Buna yanıt olarak bazı Amerikan eyaletlerinde zehirleme tekniği geliştirildi. Bu usule göre önce mahkûm uyuşturulduğu için fazla acı çekmeyecekti. Fakat bunda da sorunlar yaşandı. Geçenlerde bir eyalette zehirlenerek idam edilen bir mahkûm yarım saat kadar acılar içinde kıvrandı.
Bu konuda uzman olan bazı kişilerin dediğine göre en çok acı veren idam yöntemi elektrikli sandalye, en az acı veren de giyotinmiş!
Yani görünüşe aldanmamak gerekiyor: İnsanın başı kanlar içinde bir tarafa, gövdesi diğer tarafa düşse de, bir anda olup bittiği için giyotin tercih edilmeliymiş!
Bu konularda kafa yoran bir arkadaşımla konuşuyorduk. "Giyotinin de sevimsiz bir yönü var" dedi. "İnsan beyni, oksijensiz ve kansız olarak 20 saniye yaşayabiliyor. Giyotinle başı kesilen bir insan 20 saniye için de olsa durumunun farkında olacaktır. Ne bitip tükenmez bir 20 saniye olmalı o süre!"
Gövdesiz bir baş olarak sepete düştüğünüz anda ne düşünürsünüz kim bilir? "Korktuğum kadar da acımadı. Bir daha hiç kravat takamayacağım. Kollarım nerede? Bu cellat da neden böyle sırıtıyor ki? Karım neden bu kadar güzel giyinmiş?"
İdam cezasını kaldırmamız iyi oldu diye düşünüyorum. İnsana yakışmayan bir ceza türüydü.