Yoksa hiç yaşamadılar mı?

Aylardır koro halinde tekrarlayıp duruyoruz: "Avrupa bir Hıristiyan kulübü değildir. Olmamalıdır. Yakışmaz. Uygar dünyada öyle şey olmaz. Eğer bizi almazlarsa bir Hıristiyan kulübü olduklarını kanıtlamış olurlar ki bunun sonu fena olur.

Aylardır koro halinde tekrarlayıp duruyoruz: "Avrupa bir Hıristiyan kulübü değildir. Olmamalıdır. Yakışmaz. Uygar dünyada öyle şey olmaz. Eğer bizi almazlarsa bir Hıristiyan kulübü olduklarını kanıtlamış olurlar ki bunun sonu fena olur. Maazallah dinlerarası savaş çıkar, kan gövdeyi götürür. Huntington'ın kehanetleri doğrulanmış olur. Ama bunun günahı bizde değil, dini örgütlenmelerine temel yapan AB devletlerinde olur. Bizden söylemesi. Gerçi müzakere tarihi verdiler, ama bu yetmez. Müzakereleri çıkmaza sokarlarsa gene Hıristiyan kulübü olduklarını kanıtlamış olacaklardır!"
Bütün bu tartışma zemininin arkasında şu varsayım yatmaktadır: Çağdaş ve uygar dünyada, devletlerin dine dayalı birlikler, uluslararası örgütler oluşturması yanlıştır, gerginliğe ve savaşa yol açabilir.
Bu doğru bir saptama olabilir. Ama benim anlamakta zorlandığım şey, Avrupalılar 'AB dine dayalı bir örgütlenmedir' demedikleri halde bizlerin dine dayalı örgütlenme olabileceği konusunda bu kadar duyarlı olmamızdır.
Ama öte yandan İslami örgütlenmeler konusunda hiç de aynı duyarlılığı göstermiyoruz. İslam Konferansı Örgütü, İslam Kalkınma Bankası.. gibi nice dine dayalı örgütlenmeler içinde yer alıyoruz.
Bu yetmiyor, yurtiçinde de dine dayalı örgütlenmeler gırla gidiyor. İslami bankacılıktan MÜSİAD'a kadar (MÜS'ün gerçekten ne kadar 'müstakil' olduğunu bilmeyen var mı?), İslami öğrenci derneklerine, işçi sendikalarına, partilerine, finans şirketlerine, yeşil sermayeye, tarikat şirketlerine ve okullarına kadar her boyda ve çeşitte dini temelli siyasal-toplumsal örgütlenmeden geçilmiyor.
Bu işte biraz çifte standart yok mudur? Bir örgütlenme biçimi Avrupalılar için sakıncalı ve tehlikeli oluyor, uygarlıklar arası savaşa yol açacak kadar düşmanlık üretebiliyorsa, aynı örgütleme biçimi bizler için neden sakıncasız olsun? Eğer Hıristiyan kulübü niteliğindeki bir kümeleşme dünya barışı için tehlikeliyse, İslam kulübü neden aynı tehlikeleri taşımasın?
Anlamakta zorlanıyorum.
***
Anlamakta zorlandığım bir başka şey daha var. Biz, Ermeni katliamını yapmadığımızı söylüyoruz, Avrupalılar, özellikle de Fransızlar, 'Yook, yaptınız, bunu kabul edin, yoksa sizi AB'ye almayız,' diye diretiyorlar.
Öte yandan Almanlar Nazi döneminde Yahudi soykırımı yaptıklarını kabul ediyorlar, hatta liderleri resmen özür diliyor, ama bizim bazı vatandaşlarımız 'Yook,' diyor, 'buna inanmayız, siz soykırım filan yapmadınız!'
Evet, Vakit gazetesi Almanların yaptığı soykırımın uydurma olduğunu iddia ettiği için Almanya'da hakkında soruşturma açıldı ve muhtemelen mahkemeye verilecek. Anımsarsanız, Fransız faşistlerinin lideri Le Pen de 'Yahudi soykırımı yalandır,' dediği için hapis yatmıştı.
Bu konuda kafamı kurcalayan iki soru var: Eğer soykırım olmadıysa, 6 milyon Yahudi nereye gitti? Buharlaşıp yok mu oldular?
İkincisi, şahsen tanıdığım iki Yahudi vardı. Birisinin adı Frederick idi. Nazi toplama kamplarında senelerce kaldığı için paranoyak olmuştu. Caddenin bir tarafından diğerine korkudan geçemez, 'Bu kapitalistler
insanı arabayla ezip öldürürler,' der dururdu. Diğeri de bir zamanlar Kanada satranç şampiyonu olmuş, vücudunda Nazi kamplarıdan kalma işkence izleri taşıyan bir tanıdığımdı.
Yoksa onlar hiç yaşamadı mı? Ben bir düş mü gördüm?