Zina çeşitleri artıyor

Geçen gün yazmıştım. Suudi Arabistan'da lokantalarda önce erkekler oruçlarını bozuyormuş. Kadınlara gelince, bir lokantada önce erkeklerin oturduğu sandalyeye daha sonra kadınların...

Geçen gün yazmıştım. Suudi Arabistan'da lokantalarda önce erkekler oruçlarını bozuyormuş. Kadınlara gelince, bir lokantada önce erkeklerin oturduğu sandalyeye daha sonra kadınların oturması dinen sakıncalı bulunduğu için kadınlar ayakta oruç bozuyormuş!
Neden dinen sakıncalı olduğunu bilmek zor tabii.
Kim bilir, göz zinası, ses zinası derken şimdi bir de sandalye zinası çıktı demek ki.
Bunu geçenlerde yazdım. Bir arkadaşım inanamamış, "Yok" dedi beni arayıp, "böyle saçma şey olmaz" dedi, "Suudi Arabistan'da bile!"
Doğrusu inanılacak gibi değil. Basının abartması olabilir, diyordum ki, dün gene Suudi Arabistan'la ilgili daha da şaşırtıcı bir haber ilişti gözüme. Adamın birisi 'talakı selâse' ile, yani üç kez 'boş ol!' diyerek karısını boşamış! Bu tür boşanmanın kötü yanı şudur ki, kadın bir kez başka biriyle evlenip boşanmadıkça ilk kocasıyla tekrar evlenemez!
'Allah Allah, nedir bu boşanmanın nedeni' derseniz, kadın 'televizyon zinası' işlemiş! Yani televizyonda haberleri sunan erkekle bir odada yalnız kalmış! Yanlış anlamayın lütfen, sunucunun kendisiyle değil, ekrandaki görüntüsüyle baş başa kalmış! Ve buna pek sinirlenen Suudi erkeği, karısını bir kalemde silip atmış.
Geçenlerde İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın Amerika'da, Columbia Üniversitesi'nde söylediği şu sözler çok tepki yaratmıştı: "Bizde eşcinsel yok" dedi Ahmedinecad, "onlardan Amerika'da var!"
Tabii ertesi gün gazeteler İranlı eşcinsellerin öyküleriyle ve fotoğraflarıyla doldu. Eşcinsel yürüyüşünde bayrak taşıyan, eşcinsel olduğu için idam edilen İranlılar, eşcinsellerin buluşma yöntemleri, vs.
Bunları da normal karşılamak gerekir. Kadınlarla erkekler arasında aşılmaz duvarlar dikerseniz, hem kadınlar, hem de erkekler arasında eşcinsellik için elverişli bir ortam yaratmış olursunuz. Bu durumu pek çok Ortadoğu ülkesinde izleyebilirsiniz.
'Bizde eşcinsel bulunmaz, ancak Amerika gibi ülkelerde bulunur' türünden püritanist yaklaşımları daha önce sosyalist ülkelerde de gördük. Sosyalistlerin iddiası eşcinsellikle değil, fuhuşla ilgiliydi: Fuhuş, kapitalist sömürünün ve çürümüşlüğün sonucunda ortaya çıktığına göre teorik olarak sosyalist ülkelerde olamazdı. Sovyetler Birliği'nde Ceza Yasası'na fuhuşu yasaklayan hükümler konmadı. Olmayan şeyi neden yasaklasınlar ki?
Doğu Bloku çöktükten sonraki manzarayı hepimiz gördük.
Küba da fahişeleri eğiterek ve iş vererek fuhuş illetini kökünden çözdüğünü ileri sürmüştü. Beş-altı yıl önce okuduğum bir haberde ise Kübalı bir fahişenin eline geçen paranın bir profesörün aylığının dört katı olduğu yazıyordu.
Dinci Ahmedinecad ile ateist Stalin'in birleştiği noktalardan söz ediyoruz.