1 trilyon euroluk bot

Sorunlar çözüldü mü? Bana kalırsa Avrupa sorunları çözmek yerine 'uyuşturucunun' dozunu arttırıyor.

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ikinci büyük parasal operasyonu geçen hafta yapıldı. Yüzde 1 faizle 3 yıl vadeli olarak yapılan repo ihalesine katılan 800 banka, tam olarak 529.5 milyar euro aldı. Aralık ayında yapılan ilk ihalede 523 banka 489 milyar euro almıştı. Böylece iki ay içinde, ECB tarafından üç yıl vade ile verilen likidite 1 trilyon euroyu geçti.
Sorunlar çözüldü mü? Bana kalırsa Avrupa, sorunları çözmek yerine ‘uyuşturucunun’ dozunu arttırıyor.
Aralık-şubat aylarındaki 3 yıllık repo operasyonlarıyla ECB’nin bilanço büyüklüğü 3 trilyon euroyu geçti. 2007 sonunda kabaca 1.5 trilyon euro olan parasal bilançosu ikiye katlanmış oldu.
Bu operasyonların birkaç amacı vardı: Birincisi, likidite krizini ortadan kaldırmak. İkincisi, likidite kaygılarını ortadan kaldırırken bu fonların kredi kanalına akmasını sağlamak. Üçüncüsü ise artık çevre ülkelerin iri olanlarını dahi tehdit eden bu krizin, kamu finansmanında ortaya çıkardığı sıkışmayı da ortadan kaldırmak. 

Likidite korkusu devam
Peki, ne oldu? Birincisi, likidite krizinde çok fazla mesafe alındığı söylenemez. Bankalar, ECB’den aldıkları fonları yine götürüp ECB’de mevduat olarak tutmaya hâlâ devam ediyorlar. Peki neden? Çok belirgin bir neden var: Yunanistan’ın nasıl kurtarılacağının belli olmasını beklediler, borç yapılandırmasının da sonuçlanmasını bekliyorlar.
İşte bu noktada Yunanistan’ın hâlâ Avrupa için risk oluşturduğunu, ilan ettiği borç yeniden yapılandırmasının sonuçlarının diğer ülkeleri de çok yakından ilgilendirdiğini anımsatmak gerekiyor. Çünkü eğer Yunanistan’ın ilan ettiği yapılandırma basamaklarında istenen katılım sağlanamazsa ellerinde temerrüt sigortası olan (CDS) alacaklılar borç temerrüdü ilanı isteyerek, sigortanın tazminini talep edebilirler. Yeterli katılımın olmaması, bu sürecin başlamasına neden olabilir. Bu da finansal piyasalarda yeni bir kaotik süreci başlatabilir. Bu durum sadece Yunanistan için değil, ‘topun ağzındaki’ diğer çevre ülkeleri de bu kaosun içine sokabilecek.
Bu durum, Avrupa’daki bankalara; ECB’den alınan fonların yeniden ECB’de tutulması tercihini yaptırıyor. 29 Şubat’ta yapılan 529.5 milyar euroluk repodan alınan paraların yeniden ECB’ye mevduat olarak döndüğü görülüyor. ECB’deki mevduat seviyesi 1 Mart günü 301 milyar euro artışla 777 milyar euroya çıkmış.
Son iki ayda ECB tarafından piyasaya boca edilen 1 trilyon euroluk paranın krediye dönüşmesi olasılığı çok düşük. Çünkü ‘Avrupa’nın EFT sistemi’ sayılan TARGET2 sisteminde (Euro Bölgesi’ndeki merkez bankalarının euro ödemelerinin yapılamasını sağlıyor) şu dikkat çekiyor: Euro likiditesi çevre ülkelerden merkez ülkelere, büyük bir bölümü de Almanya’ya kaymış durumda. 

Örtülü yüzdürme
Üçüncüsü, 3 yıllık repo ihaleleri ile verilen paraları yüklü biçimde alanların başında, Sarkozy’nin işaret ettiği gibi İtalyan bankalarının olması sürpriz olmadı. Aralık ayında 489 milyar euronun 116 milyarını İtalyan bankalarının aldığı ortaya çıktı. Hem de ağırlıkla devlet garantili banka bonoları kullanılarak. Geçen hafta yapılan ihalede de yine İtalyan bankaları önde. İtalyan bankalarının da bu parayla yine kendi ülke hazinelerinin borçlanma senetlerine yatırım yaptıkları anlaşıldı. Ocak ayında İtalyan bankaları net 21 milyar euro, İspanyol bankaları da net 23 milyar euroluk tahvil satın alırlarken, bunun son 3 yılın rekoru olduğunu da not düşelim.
Yılın ilk çeyreğinde İtalya’nın 50 milyar euro, İspanya’nın ise 21 milyar euro taze borçlanma yapma gereği vardı.
Hem çevre ülkelere kemer sıkma baskısı var hem de borçlanmaları için daha gevşek teminatlarla para veriliyor. İşte İspanya’nın durumu; bütçe açığının 2011 sonunda yüzde 6 değil, yüzde 8.5 olarak gerçekleştiği, 2012’de yüzde 4.4’lük hedefe ulaşılmasının da zor olduğu açıklandı.
3 yıllık repo yoluyla bolca para boca edilmesi, ülkeleri kurtarmanın örtülü bir ‘yüzdürmeye’ dönüştüğünü gösteriyor; Avrupa’nın bu girdaptan çıkması çok zor.