2011'de faizden kazanan var mı?

Tuhaf olan, Merkez Bankası'nca bir yılda yüzde 6-7 arasındaki düşük faiz oranlarıyla tasarrufların enflasyona yenik düşmesidir.

İçerideki sorunlarımızı görmezden gelip, sıkıntılı anlar yaşadığımız anda bir dış düşman, bir dış mihrak yaratmada üstümüze yoktur. Aslında çaresiz değilizdir, yapacak çok şeyimiz varken bile bu tür söylemler ortaya atılıp sorumluluktan da kaçılır. Geçmişteki tanıklığımızın çoğu da, zayıf siyasetçiler ve koalisyon dönemlerine ilişkindir. Bu yüzden yüzde 50’nin üzerinde oy almış ve 10 yıla yakın tek başına iktidar olan bir hükümetten duymak şaşırtıcı; ‘Faiz lobisi’ sözünü.
Başbakan Erdoğan, önceki gün ‘faiz lobisinden’ şikâyet etti. Evet, doğru; faizler olmadığı kadar yukarıda. Ama keşke Başbakan Erdoğan’ın, faizin ne zaman ve nasıl çıktığına bakma fırsatı olabilseydi.
Aşağıdaki grafikte açık biçimde görülüyor ki para piyasasında faiz oranları, Merkez Bankası’nın 21 Ekim tarihinde aldığı kararla; birincisi faiz koridorunun yüzde 5.75 ila yüzde 12.5 aralığına çekilmesiyle, ikincisi de politika faizinin bu aralıkta oluşmasına izin vermesiyle yükselmiştir.
Merkez Bankası faizi yükseltti; çünkü döviz kurundaki artışı kontrol altına almak istiyordu. Kur yükseliyordu; çünkü cari denge değişmemişken ülkeye giren döviz miktarında düşüş oldu. 

Bankalar ne ister?
Finansal piyasada hiçbir oyuncunun ya da büyük birkaç oyuncunun bir araya gelerek faizleri yükseltme güçleri yok. Ayrıca, faizlerin yükselmesi ile bankaların kârlılık ve piyasa değerleri arasında bir ters ilişki söz konusu. Faizlerin yükselmesiyle, bankaların mevduat gibi TL yükümlülüklerinin büyük bir bölümünün kısa vadeli olması nedeniyle faiz giderleri artar. Aktiflerinde ise faiz artışından önce verilen kredi ve yatırım yapılmış menkul değerler görece düşük faizle kalacağından nihai olarak banka zarar eder. Faiz artışı borsada halka açık bir bankanın borsa değerinde düşüşe yol açar. Bu nedenle, banka hissedarları da faiz artışının kendi servetlerinden erime getireceğini bilip, bunu arzu etmezler.
Tersine, bankalar kârları artsın diye faizlerin düşmesini arzu ederler. Eğer bir biçimde ‘faiz lobisi’ biçiminde tanımlama yapılacak olursa faiz düşüşünden kazanç sağlayanları bu kesim içine yerleştirmek yanlış olmaz. Elinde bono ya da tahvil bulunduranlar, faiz düşüşünden sermaye kazancı elde ederler. 

Tasarrufçu kaybetti
Hele ki son bir yılda gerçekleşen enflasyonun yüzde 10.5’e yakın olduğu, yine son bir yılda ortalama olarak yüzde 8-10 arası faiz kazancı sağlanan ülkede; Merkez Bankası’nın yüzde 5.75 olan faizinin yüzde 12.5’e çıkması değildir tuhaf olan. Tuhaf olan, Merkez Bankası’nca son bir yılda yüzde 6-7 gibi seviyede tutulan düşük faiz oranlarıyla tasarrufların enflasyona yenik düşmesi, reel olarak kayıp ortaya çıkmasıdır. Merkez Bankası eski başkanlarından Durmuş Yılmaz geçen günlerde yaptığı bir konuşmada enflasyonu, ‘vatandaşın cebindeki paranın satın alma gücünden çalma’ olarak tarif ediyordu.
Sayın Başbakan’ın ‘faiz enflasyonun nedenidir’ düşüncesiyle bile yola çıksak; yüzde 6-7’lik faiz nasıl olup da yüzde 10’luk enflasyon doğurmuş olabilir?