2015 ekonomide 2016'ya ne iz bıraktı?

Türkiye'ye uzun vadeli sermaye çekecek reformların içi dolu mu? Hayır. Buradan bir hikâye yazamadık. Peki, kısa vadeli fonları çekecek koşullar?

1. Büyüme: Bu sorunun yanıtının aranacağı yer tabii ki reel ekonomi olacaktır. Çeyreklere hareketli olarak bakıldığında ekonomik büyümenin yüzde 2.5-3.5 arası bir yerde olduğu gözleniyor. Ancak son çeyrekte ortaya çıktığı gibi ekonominin her sektörüne yaygın bir büyüme yok. Milli gelirin yüzde 25’ine yakın hasıla yaratan imalat sanayinde büyüme ivmesi yüzde 2.5 civarında. İnşaat sıfır büyüme gösteriyor. Ticaret ise yüzde 1-1.5’luk bir büyüme ivmesinde. Ulaştırma ve iletişim sektörü de yüzde 2’ye yakın bir büyüme ivmesi gösterdi. Ekonominin yüzde kabaca 55’ini oluşturan bu çekirdek sektörlerin büyüme ivmesi yüzde 1.9 civarında. GSYH büyümesinde yüzde 3’lere çıkmamızı sağlayan ise tarım ve finans kesimindeki yüksek büyüme oranları oldu. Tarımdaki yüksek büyümenin devamlılığı yok, finansta ise yükselen kur ve faizin etkisi büyük. Örneğin, kredi stoku artışı yavaşlarken faizler yükseliyorsa finans kesiminin katma değeri yükseliyor. Bu da finans ve sigorta sektöründeki yüksek hasıla demek oluyor. Böylelikle GSYH içinde yüzde 13 payı olan sektör, yüzde 10 civarı bir büyüme ivmesi gösterdiğinden toplam büyümeye 1 puandan fazla katkı veriyor.

Son çeyrekte yüzde 2.5 büyüme gerçekleşmiş olsa yıl toplamında yüzde 3.2 büyümüş olacağız. Ama her kesimin eşdeğer biçimde hissettiği yaygın bir büyüme olmayacak.

2. Ödemeler Dengesi: 2016’da büyüme ne olacak sorusunun da yanıtı yine, ülkemize girecek sermayenin boyutu ile bağlantılı olacak. Mikro ölçekte bir firmanın nakit akışı neyse bizim gibi tasarruf açığı olan bir ülke ekonomisinin büyümesinde de en etkili unsur sermaye akımlarıdır.

Türkiye 2015 Ekim itibariyle son 12 aylık ödemeler verisi esas alındığında, cari açığını önceki yılın aynı dönemine göre 46 milyar dolardan 38 milyar dolara düşürdüğüne seviniyor. Bu düşüş zaten enerji fiyatlarındaki düşüşten dolayı gerçekleşecek bir düşüş olacaktı. ‘Cari açık düştü’ sevinci, madalyonun diğer tarafında ülkeye giren finansmanın önceki yıl 40 milyar dolardan bu yıl 21 milyar dolara düşüşünü perdeliyor. Diğer bir deyişle, 38 milyar dolara düşen cari açığa karşılık ülkemize giren para 21 milyar dolar olmuş. Açık da 7 milyar net hata noksan, 10 milyar dolarlık rezerv kaybı ile karşılanmış.

Peki, ne mi oldu? Ülkeye gelen uzun vadeli sermaye olan doğrudan yatırımlar zaten 10 milyar doları geçmiyordu, kısa vadeli ‘sıcak paraya’ sarılmıştık. Artık ‘sıcak para’ da gelmiyor. Geçen yıl aynı dönemde 17 milyar dolar portföy yatırımı gelirken, bu yıl 7 milyar dolar çıkmış.

 ‘2016’da büyüme ne olacak?’ sorusunun yanıtı için, ‘ödemeler dengesi ne olacak?’ sorusunun yanıtını bulmamız gerekiyor. Kredi verme sınırına gelen bankacılık sektörü de, kredi büyümesi de buna bağlı.

Türkiye’ye uzun vadeli sermaye çekecek reformların içi dolu mu? Hayır. Buradan bir hikâye yazamadık. Peki, kısa vadeli fonları çekecek koşullar? Birincisi dış koşullar, sermaye çıkışını devam ettirecek durumda. İkincisi biz bunu durdurmak ya da tersine çevirmek için uyumlu bir eylem içinde değiliz.

Konjonktür bile terse dönmüşken, Ankara’nın duruşu ‘faizi nasıl indiririz?’ yönünde. Bankaların yılsonunun da etkisiyle de olsa 2009’dan bu yana en yüksek faize geldikleri görülüyor; teklif ettikleri aylık mevduat faizi yüzde 14’e dayandı. Böyle iken Merkez Bankası ’10.75’lik tavanı aşağı çekebilir miyim?’ egzersizi içine itilmiş durumda.

Suriye ve Irak’ta askeri operasyonlar ve IŞİD tehlikesi, uluslararası ihtilafları da hesaba katın; turizm gelirlerinde azalış 2016’nın ana odak konusu olacak. Hem Rusya, hem de Avrupa’dan gelen turistlerde azalış, döviz girişlerini küçültecek.

Tüm bu görünümde, kısa vadeli sermaye, ileride kur ve faiz şoku ile zarar edeceği kaygısıyla içeriye para sokmuyor, tersine çıkış yaptığı gözleniyor.

Türkiye tüm bu değişen koşullara karşın, her şey bir tarafa kısa vadeli sermayeyi tutabilmek, tekrar giriş sağlayabilmek için ‘enflasyonu düşürme kararlılığı’ gösterebilir, portföy yatırımları için bile bir hikaye yaratabilirdi. O da olmadı.

3. Enflasyon ile istihdam ve işsizlik tüm bu fotoğrafın sonuçları olacak. Olasılıkla da bol para dönemindeki kadar rahatlık sunmayacak.

İyi bir yıl diliyorum.

ugurses@hurriyet.com.tr