5 milyar dolarlık statü

Türkiye, henüz borcu olduğunu, 'yatırım yapılabilir' BBB notunu aldığında bunu taahhüt edebileceğini söyleseydi ne olurdu?

Malum; G20 toplantısı için liderler Meksika’da toplandı. Şimdilik elde olan yegâne sonuç; krize müdahale için fon oluşturmayı isteyen IMF’nin kaynakları için 12 gelişen ülkenin yapacakları katkıya ilişkin taahhütleri oldu. Nisan ayı itibariyle 430 milyar dolar olan fon taahhüdü, bu toplantı öncesinde 26 milyar dolar arttırılabildi. Bunu da 12 gelişen ekonomi sağladı; Türkiye’nin verdiği 5 milyar dolar dahil.
12 ülkenin yeni açıkladığı katkılarla beraber, IMF’ye ülkeler tarafından taahhüt edilen fon miktarı böylece 456 milyar dolara ulaştı. Ama bunların sadece bir taahhüt olduğunu dikkate almak gerekiyor. Kullanımlar da fazla bir miktar olmadı. Çünkü ABD’nin IMF’nin Avrupa krizine müdahalesi konusunda itirazları var. Avrupa’nın kendi imkânlarını tam olarak kullanmadığını düşünüyor. En yüksek ikinci taahhüdü veren Çin’in ise ‘parayı veren düdüğü çalar’ ekseninden bir itirazı var. Çin, sağlanan katkı ya da taahhüt oranında söz ya da oy hakkı olması gerektiğini savunuyor. Bu da yerine getirilmiş değil.
Ayrıca fon taahhüt eden birkaç ülkenin bu taahhütlerini yerine getirmesi neredeyse olanaksız; İtalya ve İspanya’nın toplam 50 milyar dolarlık fon taahhüdünün üzerini çizin. İşte bu “Fon topluyoruz, ülkeler güçlü biçimde para taahhüt ediyor” masalının altı bu kadar dolu! Aynen Avrupa’nın kurtarma fonu EFSF’ye taahhüt edilen paralar gibi. AAA notuna sahip Almanya, Hollanda ve Finlandiya’nın taahhüt ettiği paraları alt alta yazsak dahi sadece İspanya’nın kaçınılmaz hale gelen kurtarma paketine yetmeyecek durumda. 

Zaman kazanma
İşte İspanyol bankalarına sermaye konulması için 100 milyar euro sağlanacağı açıklaması yapılmıştı. O günden bugüne, İspanya’da faizler 1 puan arttı; artık bankalarını değil, İspanyol hazinesini kurtarmayı konuşuyor Avrupa. Bu para da en düşük 300 milyar eurodan başlıyor.
İster IMF’nin, isterse AB’nin kurtarma fonuna para toplama haberleri artık çok önemsenecek bir durum değil; zaman kazanma taktikleri para etmiyor çünkü. Tamamen ‘duruma müdahale ediyorlar’ görüntülü bir iletişim müdahalesi, o kadar.
ABD ve Kanada, IMF’de oluşturulmaya çalışılan bu kurtarma fonuna bir ‘cent’ dahi koymadı. ABD ve Avrupa arasında, krize müdahale ve kurtarma konularında çok derin bir ayrılık var. Ayrıca bu durum giderek de keskinleşiyor.
Türkiye’ye dönelim; 10 yıl önce 30 milyar dolara ulaşan bir IMF kaynağı için anlaşma yapan ülke konumundan 10 yıl sonra bu borcun sadece 1.7 milyar doları kalan ve aynı zamanda muhtaç durumda olan ülkelere verilecek fonların 5 milyar dolarını sağlama taahhüdü veren bir ülke konumuna geldi. Bunu gururla konuşuyoruz ama peki bu doğru mu? Türkiye, henüz borcu olduğunu, ‘yatırım yapılabilir’ BBB notunu aldığında bunu taahhüt edebileceğini söyleseydi ne olurdu? 

‘Büyüksünüz’ denince
Şu çok basit soruyu kendimize soralım; eğer Avrupa’daki kriz bir adım öteye geçip ‘terminal döneme’ girerse Türkiye taahhüt ettiği 5 milyar doları IMF’nin kasasına yatıracak zenginlikte mi olacak? Bugün bankaların elinde bulunan her bir doları, türlü zorunlu karşılık değişiklikleri ile kasasına çekmeye çalışan, neredeyse ‘döviz kıtlığı geliyormuş’ gibi hava yaratıp rezerv yığmaya çalışan Merkez Bankası, bunun yüzde 5’ini götürüp kendi sorunlarını çözemeyen Avrupa’nın batık ülkelerine koşulsuz ve dolaylı biçimde teslim edecek cömertliğe birden nasıl geldi? Türkiye, diğer kimi ülkeler gibi koşul ya da teminat talep etti mi? Bilmiyoruz. 5 milyar dolarlık bir taahhütle ‘iyi ülke statüsü’ mü aldık?
Peki, bundan nasıl haberimiz oldu? Hükümetin ya da Merkez Bankası’nın basın açıklamasından değil, önce dış basının internet sitelerinde yer alan dökümler ortaya çıkınca bilgi sahibi olduk; açıklama arkadan geldi. Ayrıca Merkez Bankası’nın karar organı olan Banka Meclisi’nin bu konuda karar alıp almadığı da bilinmiyor.