ABD'de faizi bastırma dönemi

ABD kaynaklı para basma, küresel likiditeyi yükseltme süreci şimdilik duruldu. Başka bir aşamaya girildi.

Küresel krizin dördüncü yılındayız; krizden çıkış umutları hâlâ merkez bankalarının üzerinde yüklü duruyor. İşte, hem Avrupa’da, hem de ABD’de; merkez bankaları, ekonomilerdeki sorunlardan kaynaklanan semptomları azaltabilmek, hafifletebilmek için deyim yerindeyse ‘takla üstüne takla’ atmaya çalışıyorlar.
Önceki gün WSJ’da yayımlanan bir habere göre; ABD Merkez Bankası Fed, üçüncü parasal genişleme operasyonuna hazırlanıyor. Haberde, Fed’in sterilize edilmiş parasal operasyona hazırlandığı anlatılıyor; Fed, uzun vadeli hazine ya da mortgage tahvillerini satın alacak, karşılığında piyasaya verdiği parayı ise kısa vadeli ters repo ya da vadeli depo ihaleleri ile çekecek. Bu operasyonla piyasadaki dolar likiditesinde bir değişiklik olmayacak.
Aslında Fed’in hedeflediği, tahvil piyasasındaki verim eğrisine bir müdahale. Yani uzun vadeli faizlerin düşük seyretmesini sağlayacak parasal bir operasyon. Artık buna alışılageldik tanımla (quantitative easing) ‘miktarsal gevşetme’ de denilemez. ‘Verim eğrisini bastırma’ demek daha doğru. 

Önce para basıldı
Fed’in hazırlığının, bugünkü mevcut politika ile de uyumlu olduğunu, bugünkü politika çerçevesinin yeni bir parçası olduğunu söylemek yanlış olmaz. Anımsayalım;
QE1: Fed, 2008 Kasım sonundan 2010 Mart sonuna dek, ağırlıkla mortgage tahvilleri ve az miktarda da hazine tahvilleri satın alarak piyasaya toplam 1.5 trilyon dolar para vermişti.
QE2: Daha sonra Kasım 2010-Temmuz 2011 arası dönemde başlattığı ikinci alım dalgasında da tahvil alımları devam etti. Bu dalgada, 600 milyar dolarlık net alım yapıldı.
Fed’in Temmuz 2011’den sonraki operasyonları, piyasa likiditesini etkilemeyen, ama faiz oranlarını ve buna ilişkin beklentileri etkilemeye dönük politika çerçevesi içeriyordu.
İşte ‘QE2.5’ ya da ‘Operation Twist’ ile Eylül 2011’de Fed; 400 milyar dolar tutarında uzun vadeli tahvil alacağını, ancak bu kadar da kısa vadeli tahvil satacağını açıkladı. Bununla niyeti, verim eğrisindeki uzun vadeli faizi baskı altına almaya, düşürmeye dönüktü.
Fed’in Ocak 2012’de açıkladığı son kararı ise, 2013’ün ortasına dek kısa vadeli politika faizinin yüzde 0.25’te sabit tutulacağına dair bir tür güvence deklarasyonu idi. Hatta geçen ay daha ileri giderek, para politikası karar alıcısı Fed Açık Piyasa Komitesi üyelerinin tahminleri de kamuoyu ile paylaşılmıştı. Ocak ayında açıklanan tahminlere göre, Fed’in garanti verdiği haliyle; faizlerin 2013 ortasına kadar sabit kalması durumu, 2014 sonuna kadar uzayabilirdi. Yayımlanan raporda, Fed komitesinde faiz arttırımının 2014 sonrasında olmasını isteyen üye sayısı komitedeki 17 kişinin 11’i idi. 

Faiz tahterevallisi
Kısa vadeli faizler kabaca 2014’e dek yüzde 0.25’te kalacak. ‘Operasyon twist’ sonrası ikinci bir hamle ile Fed’in uzun vadeli tahvilleri almaya başlaması; faizler üzerinde etkili olacak, verim eğrisinin uzun vadeli tarafı da aşağı çekilmiş olacak.
Bu tablo, ABD’de parasal miktar genişlemesinin geride kaldığını, Fed’in verim eğrisini ‘eğip-bükerek’ parasal aktarım mekanizmasına bir süre böyle yol vermeye çalışacağını söylüyor.
‘Operasyon twist’le birlikte başlayan yeni süreçte, Fed’in çok da dile getirmese de, parasal genişlemenin enflasyonist etkilerinden ve de yeni balon oluşturma riskinden uzak durmaya çalıştığı anlaşılıyor.
Bu genel tablo da bize şunu söylüyor; ABD kaynaklı para basma, küresel likiditeyi yükseltme süreci şimdilik duruldu. Başka bir aşamaya girdi. Görünen vadede para basmanın devamı olmayacak. Avrupa’da ise finansal kriz nedeniyle basılan paralar yine merkez bankasında park ediyor. Her ikisine de bakınca, gelişen ülkeler için de ‘parti bitti’. İçeride, ödemeler dengesi finansmanının eskisine göre daha fazla dikkat gerektirdiği artık tartışılmaz.