AB'de gıda güvenliğinde standartlar yükseliyor

1 Nisan 2015'den itibaren taze ette, hayvanların yetiştirildiği ve kesildiği yerin kaynağının yazılması zorunlu hale gelecek. İşlenmiş etlerde ve dondurulmuş etlerde işlenme ya da dondurma, çözme tarihleri açıkça yer alacak.

Bizde hala popülist kaygılarla ağırdan alınan gıda güvenliği ve tüketici koruma standartları, Avrupa Birliği’nde (AB) giderek daha yüksek bir çıtaya çekiliyor. Almanya bu konuda örnek olacak iyi sistem kurmuş olan bir ülke.

Bu alandaki AB standartları yaşama geçirildiğinde, hem Türkiye’nin kendi yurttaşlarının gündelik yaşam kalitesini yükseltmede, hem de AB üyeleri ile ticaretinde asgari bir zorunluluk olacak. Bu alanda uygulamaya sokulan ve ayrıca yakında yürürlüğe girecek değişiklikler de gıda güvenliğinde yeni pencereler açıyor.

Önceki hafta, Almanya Dışişleri Bakanlığı daveti ve Goethe Enstitüsü’nün işbirliği ile düzenlenen bu konudaki bir inceleme programına katıldım. Bu çerçevede, Berlin, Bonn ve Köln’de Federal Gıda ve Tarım Bakanlığı, Almanya Çevre ve Doğa Koruma Derneği, Greenpeace, Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü, Federal Adalet ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı, Federal Finansal Hizmetler Denetleme Kurumu ve kamuoyu oluşturan yayınlar yapan WDR yetkililerinden bilgi aldım.

BESİN DEĞERLERİ YAZILACAK

Avrupa Birliği’nde 13 Aralık’tan itibaren tüketicilere, üretilen gıda ürünlerinin etiketlerinde yapılan değişikliklerle daha açık ve ayrıntılı bilgi sağlayacak düzenlemeler yürürlüğe girdi. Yeni uygulamaya göre; etiketlerin okunabilirliği, yazı karakteri büyüklüğüne ‘minimum font’ koşulu getiriliyor. Yani okunabilirlik, görece olmaktan çıkıyor. Artık paketlenmiş gıda ürünü etiketlerde, içeriğindeki glüten, laktoz gibi alerjen unsurlar açık ve dikkat çekecek biçimde yazılacak. Restoran ve kafelerde de menülerde yazılacak. Gıda üretimindeki girdilerin de yazılması zorunlu oluyor. Her türlü gıdadaki, enerji yağ, karbonhidrat, şeker, protein ve tuz gibi besin değerlerinin yazılması 13 Aralık 2016’dan itibaren zorunlu olacak.

Yağlarda da, bitkisel ürünün yetiştiği ülke-bölge yazılacak. Aldatıcı bilgilere dair de giderek sıkılaşan kurallar yürürlüğe giriyor. Örneğin çikolatalı olmayan ama çikolata aromalı bisküvi gibi kısmen ya da tamamen benzetilmiş ürünlerde, bunlar açıkça belirtilecek.

BALIĞIN BİLE NASIL TUTULDUĞU YAZILACAK

1 Nisan 2015’den itibaren taze ette, hayvanların yetiştirildiği ve kesildiği yerin kaynağının yazılması zorunlu hale gelecek. İşlenmiş etlerde ve dondurulmuş etlerde işlenme ya da dondurma, çözme tarihleri açıkça yer alacak. Örneğin balıklarda, balığın hangi tarihte, nerede, hangi yöntemle; ağla, trolle, oltayla tutulduğu, nerede karaya çıkarıldığı, son tüketme tarihi yazılacak.
Bu uygulamalar, online satışlarda da aynı koşullara sahip olacak. Bununla, tüketicilere daha ayrıntılı bilgi sağlarken, üreticilere de biraz maliyet yükleyecek. Uygulama Avrupa Birliği ülkelerinde geçerli olacağından, buraya mal satan Türkiye gibi ülkelerin ihracatçılarını da yakından ilgilendiriyor.

RİSKİ BELİRLEYEN VE DENETLEYENLER FARKLI

Almanya, gıda güvenliği ve tüketiciyi koruma konusunu eyalet düzeyinde kontrol ediyor. Genel ilke şöyle; temel sorumluluk üreticinin, tarladan sofraya olan zincirde izlenebilirlik ilkesi esas alınıyor. Gıda güvenliğinde risk değerlendirmesini ayrı bir kurum, risk yönetimini ise ayrı bir kurum yapıyor. Riske karşı önleyici bir duruş var. Olası gıda risklerini de, tüketiciler ve tıbbi meslek uzmanları gibi ilgili taraflarla risk iletişimi yürüterek sağlıyorlar. Risk oluşan durumlarda, üreticilere riskin tehlike derecesine göre ağırlaşan, kapatmaya kadar giden cezalar veriliyor. Tüm kanallardan yapılan denetimlerin yıllık sayısı 1 milyonu buluyor. Bu denetimlerde sorunlu ya da kurallara uyumsuz, eksikliği bulunanların oranı ise yüzde 6-8 arasında çıkmış. Gıda işi ile uğraşan şirketler 8 ayrı risk kademesinde sınıflanıyor. En riskli olanlar, örneğin mezbahalar her gün denetlenirken, denetimi yapan veterinerin ücreti, kesimi yapan şirket tarafından değil, devlet tarafından ödeniyor. Orta risk grubunda olan lokantalar yılda iki kez denetleniyor. En düşük grup ise 3-5 yılda bir denetleniyor.

Tüketici hakları ve denetimle ilgili bir otorite de Adalet ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı. Tüketiciler ve derneklerden gelen talepleri dikkate alıyor; eksikliklerin ya da yeni ortaya çıkan ihtiyaçlar için yasal düzenlemelere gidilmesini sağlıyor.

TÜKETİCİNİN BİLME HAKKI

AB regülasyonu ile Almanya’da gıda ürünlerinde GDO oranı yüzde 0.9’u geçerse etiketlerde işaretleme yapılması zorunlu. Yani tüketicinin bunu bilme hakkı var. Gıda üreticileri ve perakendecilerin oluşturduğu bir birlik olan GDO’suz Gıda Derneği tarafından verilen lisansla, şirketler ürünlerinde ‘GDO’suz ürün’ etiketi de kullanabiliyor. Almanya, GDO konusunda kontrolü elde tutmak için tohum kontrolünü elden bırakmıyor. Alman halkının yüzde 80’inin ne tarlada, ne de tabakta GDO’lu ürün görmek istemediği özellikle belirtiliyor.

Tüketici ve çevre koruma derneklerinin işlevi de, etkinliği de çok yüksek. Bu dernekler, ürün analizleri yaptırıp kamuoyunu bilgilendiriyorlar. Bunlardan Almanya Çevre ve Doğa Koruma Derneği’nin (BUND) kozmetik ürünler için tüketicilere anında ürünle ilgili bilgi veren uygulaması akıllı telefon uygulaması ilgi çekici. Uygulama ile market rafında bulunan herhangi bir kozmetik ürününde zararlı girdiler ya da maddeler olup olmadığını gösteriyor.