AB'de halının altına süpürmeye devam

OECD'ye göre; AB'de büyük ölçekli bankaların ihtiyaç duyduğu ilave sermaye miktarı 400 milyar euro.

Yunanistan farklı bir yolla da olsa bir kez daha kurtarıldı. Kaçıncı kurtarma operasyonu oldu bu? Artık sayılamıyor. Ancak şu var ki; seçim sonrası dönemde bu kurtarma paketinin siyaseten tek bir muzafferi var, o da sol muhalefet partisi Syriza ve onun lideri Tsipras.

İktidarda olmayan Tsipras ve partisi ne yaptı? Şunu; Euro Bölgesi’nden tek bir ülkenin bile çıkmasının euronun çözülmesi ve çökmesi için yeterli kıvılcım olacağını düşünen ve bunu hissettiren ‘merkezdeki’ Alman ve Fransız politikacıların elini iyi okudu. Yunanistan’ın sağladığı kurtarma paketlerine karşılık olarak, içeride alması gereken kemer sıkma önlemlerinin olabildiğince gevşetilmesi için muhalefet etti. Fazlası, bu ‘okumaya’ dayanarak özetle “Bizi kaybederseniz siz de yanarsınız; o zaman bizi daha fazla kemer sıkmaya zorlamayın” mealinde bir direniş gösterdi.

Euro Bölgesi maliye bakanları geçen hafta Yunanistan konusunu görüşürken Yunanistan’da Syriza’nın yüzde 23.5’lik bir destekle birinci parti olduğuna dair anket sonuçları ortaya çıkmıştı çoktan. En yakın rakip, yüzde 19’luk oranla; başbakanlık koltuğunda oturan Samaras’ın partisi Yeni Demokrasi idi.

Tsipras ve partisi Syriza iktidara gelseydi işleri farklı çözecek miydi? Hayır. Samaras’ı kızdırıyor olsalar da Syriza partisi nihai olarak iktidarın işini kolaylaştıran bir kaldıraç sağlamış oldu. Kemer sıkmada Yunanistan’a 2 yıl kazandırdı.

2009 sonunda krize giren Yunanistan, iki büyük kurtarma paketi ile 240 milyar euroluk yardım alırken 110 milyar euroluk borcunu da sildirmişti. Bunları yaparken 6 temel kemer sıkma paketini de yürürlüğe soktu. Ancak 240 milyar euroluk yardımın verilmesinin tamamlanacağı 2014 sonrasında bile Yunanistan’ın borçlarını çevirebilir bir yerde olamayacağı anlaşılmıştı. Sağlanan kredilerin vadeleri 15 yıldan 30 yıla çıkarılırken faizlerine de 10’ar yıllık öteleme sağlandı.

Bu son operasyon, sorunu çözmek değil, zamana yaymak isteyen AB’nin merkezdeki siyasetçilerinin zihin haritasını nasıl da güzel biçimde ortaya koyuyor?

* * *

Tesadüf o ki OECD’nin yeni ekonomik görünüm raporu da dün yayımlandı. Bu raporda, Avrupa’daki büyük ölçekli bankaların aktif büyüklüklerinin kabaca yüzde 5’i kadar ilave bir sermayeye ihtiyaç duydukları belirtiliyor. Bunun risk ağırlıklı bir hesaplama olmadığı da not ediliyor.

Bu hesaba göre, büyük ölçekli bankaların ihtiyaç duyduğu ilave sermaye miktarı 400 milyar euro (ya da ortalama olarak Euro Bölgesi GSYH’sinin yüzde 4’ü oranında) olarak hesaplanmış. OECD’ye göre; Yunanistan’da yüzde 7.8, Fransa’da yüzde 7.4, Belçika’da yüzde 6 oranında büyük ölçekli bankalara ilave sermaye konulması gerekiyor. Almanya’daki büyük ölçekli bankaların da ilave sermaye ihtiyacı hiç de az değil; GSYH’nin yüzde 5.5’i kadar gerekiyormuş. Almanya’da sadece bu grup bankalar için maliyet 200 milyar euro olacak.

Büyük ölçekli bankalara konulması gereken ilave sermayeye ilişkin bu egzersiz, aysbergin üzerine bakmak gibi; gerideki bankaların durumu nedir sizce? Sorunlar zamana yayılacaksa bugünkü maliyetin ne olduğu ile ilgilenen pek yok. Siyasetçiler, Yunanistan’ı parasal birlik içinde tutabilmek için şimdilik 240 milyar euroluk maliyeti ülkelere paylaştırdılar. “Gerekirse faizi düşürüp vadeye de yayarız” diyorlar. Yeter ki zamana yayılsın bu sorun, çözümün merkezdeki hesabına bugün bakılmasın.