AB'nin 'evdeki gümüşleri'

Avrupa'da 'evdeki gümüşler' durumu kötü olanları kurtarmak için işe yaramıyor; sadece durumu 'kötünün iyisi' olanlara zaman kazandırabilir
AB'nin 'evdeki gümüşleri'

Malum, Avrupa’daki borç krizini çözmek için birçok öneri getirildi. Ama bunları yaşama geçirecek siyasal irade ortada yok. Durumu kötü olan ülkelere AB ve IMF kaynaklarından sağlanan mali yardımlar, sonunda diğer ülkelerin itirazları ile karşılaşmaya başladı. Durumu iyi olan ülkeler ise “Teminat isteriz” demeye başladılar. Kriz şimdilik yaz tatilinde. Peki, durumu zorda olan ülkeler ‘evdeki gümüşler’den vazgeçmeye hazır mı? Ya da ‘kefen parası’ diyebilecekleri paraları yok mu?

İşte bunu düşünen kimi uzmanlar, durumu kötü olanların ‘evdeki gümüşleri rehin olarak vermesini’ içeren önerilerle ortaya çıkıyor.
Yakın zamanda getirilen bu önerilerden biri de Almanya’da hükümete resmi danışmanlık görevi olan bir kuruldan geldi. Aralarında Peter Bofinger gibi tanınan ekonomistlerin de bulunduğu 5 atanmış ekonomistten oluşan ‘Ekonomik Uzmanlar Konseyi’ rezervlerin sigorta görevi göreceği bir öneri getirdi.

‘Avrupa Borç İtfa Paktı’ olarak adlandırılan bu öneriye göre, borç krizindeki Avrupa ülkelerinde GSYH’nin yüzde 60’ını oluşturan bölümünün (Maastricht kriteri) üzerinde olan borçların ortak bir havuza alınmasını, bunların 20-25 yılda her yıl kabaca yüzde 0,5’lik bölümünün azaltılarak eritilmesini, borçlanma ihtiyacının bu paktın ihraç edeceği tahvillerle giderilmesini, öte yandan borcun yüzde 60’ının üstünde kalan bölümüne yüzde 20’lik oranda döviz ve altından oluşan rezervlerle teminat oluşturulmasını öneriyor. Böylece borç krizine ilişkin kaygılar azaltılabilecek.

Deutsche Bank araştırma bölümü de bu önerinin uygulanması halinde olası sonucu hesaplamaya çalışmış; acaba teminatı yetecek kaç ülke çıkar diye. Tablo aşağıda. Almanya, Fransa, Avusturya ve Hollanda dışındaki ülkeler borca karşılık verebilecekleri yeterli döviz ya da altın teminatına sahip değiller. İrlanda ve Yunanistan bir yıl bile idare edemiyor. İspanya ve Portekiz, sadece birkaç yıllık kısa soluklu biçimde bu teminatla gitme şansına sahip.

Avrupa’da ‘evdeki gümüşler’ durumu kötü olanları kurtarmak için işe yaramıyor; sadece durumu ‘kötünün iyisi’ olanlara zaman kazandırabilir. Aslında bu tabloyu, “Kim euro dışına çıkarsa yola devam edilebilir?” olarak da okumak mümkün. Bu rezerv teminatlı programa ek olarak birkaç yan destekle İtalya ve İspanya’nın sistem içinde tutulması belki mümkün olabilir. Öyle ya; Avrupa’da zaman, paradan bile önce kazanılması gereken bir hedef halini aldı.

Bankaların hizmet gelirlerine ilişkin düzenleme (kısıtlama) çalışmaları malum. Buna ilişkin olarak Bankalar Birliği’nden ses çıkmadığını yazmıştım. Bunun ‘çevre koşulları’ ile ilgili olduğunu, bu tür örgütlerde bile politik iradenin etkili olma isteğinin ve farklı ses duymama arzusunun olduğunu dile getirmiştim. Bankalar Birliği Başkanı nezdinde ya da kişiliğinde bir eleştiri değildi. Yazımın çıktığı gün, Bankalar Birliği’nden kamuoyuna bir açıklama yapıldı. Kaynaklarım, Bankalar Birliği’nde kamuoyu açıklaması yapılması sürecinde kısıtlayıcı bir irade olmadığını ifade ettiler, bunu da paylaşmak isterim.
İyi bayramlar diliyorum.