Akdeniz'deki Alman batığı

Bir ya da birkaç ülke Euro Bölgesi'ni terk ederse Prof. Sinn'e göre, Bundesbank'ın 500 milyar euroyu aşan alacakları da batar.

Avrupa’daki kurtarma tartışmalarında, ilginç ayrıntılar ortaya çıkıyor. Bu ayrıntılar, aslında krizin derinliği ve boyutu hakkında da bilgi içeriyor. Örneğin herhangi bir ülke Euro Bölgesi’nden çıkarsa kimler ne kadar zarar görür biçimindeki bir soru üzerine şimdiye dek binlerce yorum ya da analiz yazıldı. Büyük bir bölümü de, batık ülkelerden alacaklı banka ve kurumların zararları üzerineydi.
Oysa Euro Bölgesi’nde ortaya çıkabilecek zararların çok da konuşulmayan başka bir boyutu ve potansiyel adresi de var: Merkez bankaları.
Bir süre önce Almanya’nın meşhur IFO Enstitüsü’nün başkanı Prof. Hans-Werner Sinn’in dile getirdiği bir konu var. Tam da merkez bankalarının zararı üzerine. Prof. Sinn’in iddiası şu; Euro Bölgesi’ndeki parasal ödeme sistemi olan ‘Target2’de, Avrupa Merkez Bankası’nın birer ‘şubesi’ gibi olan ulusal merkez bankalarının alacaklı ya da borçlu olanları arasındaki fark açıldı. 2008 öncesinde yani küresel kriz öncesinde olmayan bu farklılık, 2011 sonunda devasa boyuta çıktı.
Sinn’e göre, Almanya, Hollanda ve Finlandiya’nın merkez bankaları Avrupa Merkez Bankası (ECB) nezdinde yüklü miktarda alacaklı hale gelirken, krizde olan Yunanistan, İrlanda, Portekiz, İtalya ve İspanya gibi çevre ülkelerin merkez bankaları da yüklü miktarda borçlu hale geldi. 

Bundesbank’ın sırrı
Hans-Werner Sinn, kasım ayında Timo Wollmershaeuser ile birlikte bu konuda hazırladığı bir makaleyi de NBER’de yayımladı.
Prof. Sinn’in işaret ettiği bilanço kalemine bakıldığında, Alman Merkez Bankası Bundesbank’ın Avrupa Merkez Bankası nezdinde alacaklı olduğu miktarın 2011 sonunda 494 milyar euro, ocak ayı sonunda ise 528 milyar euro olduğu görülüyor.
Prof. Sinn, makalesinde Target sisteminin çalışmasına ilişkin şöyle bir örnek sunuyor: Bir Yunanlı şirket Almanya’dan kamyon satın alıyor. Kamyonların bedeli Yunanlı ticari banka üzerinden Yunan Merkez Bankası’ndan Alman Merkez Bankası’na geçiyor. Oradan da kamyon üreticisinin Almanya’daki bankasının hesabına geçiyor. Sonuçta, Target sisteminde ödemeyi yapan Yunan Merkez Bankası borçlu, Alman Merkez Bankası ise alacaklı hale geçiyor. 2008 krizi öncesine dek, bu durumu sıfırlayan şey, Yunanistan’a gelen dış finansmanın olmasıydı. Bu yüzden, örneğin borçlanma yapılarak sağlanan finansman Yunan Merkez Bankası’nı alacaklı, paranın geldiği ülke merkez bankasını da (Almanya olduğunu varsayalım) borçlu hale getirdiğinden, Target balansı sıfırlanıyordu. Yani Yunanistan’ın net ithalatı, dışarıdan gelen kredi ile finanse ediliyordu. Bu yüzden Target sistemi içinde, bakiye farkı ortaya çıkmıyordu. 

Akdeniz batığı
2008 sonrasında, Yunanistan’a giren özel banka kredileri kaynaklı para kesildi, yerini kamu kaynaklı yani ECB’nin düzenlediği repo ihaleleri ile verilen para aldı. Yunan Merkez Bankası ECB adına, piyasa değeri kalmayan Yunan tahvillerini teminata alarak karşılığında para verdi, bunu Yunanlı ticari bankalara verdi. Böylece Target sistemi içinde giderek borçlu hale geldi. Der Spiegel’in araştırmasına göre Target sistemi içinde Yunan Merkez Bankası’nın 2011 sonu itibariyle borcu 108 milyar euroya yükseldi.
Alman Merkez Bankası 2011 sonu itibariyle 498 milyar euro alacaklı iken, kimler borçlu idi? İtalya Merkez Bankası 180 milyar, İspanya Merkez Bankası 174 milyar, İrlanda Merkez Bankası 119 milyar, Portekiz Merkez Bankası da 60 milyar euro borçlu. Bu ülkelerin toplamı 530 milyar euroyu buluyor. Bir ya da birkaç ülke Euro Bölgesi’ni terk ederse ne olur? İşte Prof. Sinn’e göre, Bundesbank’ın 500 milyar euroyu aşan alacaklarının da bir bölümü (ya da tamamı) batar. Sadece alacakları batmakla kalmaz, yükümlülükleri de artar. Çünkü Alman Merkez Bankası’nın ECB’deki sermaye payı yüzde 18! Yani her ne olursa olsun, ortaya çıkacak batığı da ödeme yükümlülüğü olacak.