Araçsız kılavuzun enflasyon boşlaması

2010 sonundan itibaren ve Erdem Başçı ile birlikte güçlenen yeni politika, AK Parti'nin 'tek haneli enflasyon' hedefi ile uyumlu bir para politikasıdır. Yani enflasyon iki haneye çıkmadığı sürece 'mış gibi yapılıyor.

Eylül ayı enflasyonu, yüzde 0.77’lik bir TÜFE artışı gösteriyor. Yıllık enflasyon böylece yüzde 7.88’e geriledi. Beklenenin altında da olsa, Garanti Bankası Ekonomik Araştırmalar Direktörü Ali İhsan Gelberi’nin dikkat çektiği gibi gıda fiyatlarında geçen yıla göre oldukça düşük artış, enflasyondaki bozulmayı perdeliyor.

Gıda fiyatları eylül ayında yüzde 0.74 artarken yıllık artış da yüzde 9’a geriledi. Geçen yıl aynı ayda gıda fiyatlarındaki artış yüzde 2.29 olmuştu. Tahminim, mevsimlik gıda fiyat artışlarının, izleyen ekim ve kasım aylarına sarkıtılmış olmasıdır.

Enflasyondaki bozulmanın anlaşılması için çekirdek enflasyon verisine bakmak yeterli. Çekirdek enflasyonda, fiyat dalgalanması olan gıda ve enerji ile kamu fiyatlarının dışarıda bırakıldığı (I) endeksinde, 2008 sonrasının en yüksek eylül ayı artışı; yüzde 0.67’lik bir artış ortaya çıkmış. Böylece çekirdek enflasyondaki yıllık artış yüzde 6.96’ya ulaşıyor. Geçmişteki gevşek para politikasına eşlik eden kur artışları olan dönemlerde, çekirdek enflasyon artışının bir süre daha devam ettiği gözlendi.

Enflasyon hedefi yüzde 5 olan ülkenin para otoritesinin, her seferinde ‘dışsal nedenlerle enflasyonu tutturamadığını’ bahane etmesi bir tarafa, her türlü bahaneyi dışlayan çekirdek enflasyonda yüzde 7’ye ulaşmayı normal kabul etmesi anlaşılır gibi değil.
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı bizimle beraber yüzde 7’lik çekirdek enflasyonu seyrederken, “Kur artışına faizle müdahale etmeyiz” mealinden açıklamalar yapıyor. Oysa 2010 sonunda başlanan ‘deneysel politika’nın yakıt sağladığı ve kurların zıplayıp, çekirdek enflasyonun yüzde 8.4’e, TÜFE bazlı enflasyonun ise yüzde 11’lere gittiği süreç başladıktan bir süre sonra, aynı Başçı faiz koridorunu genişleterek kısa vadeli faizlerin yüzde 10’ların üzerine çıkmasına izin vermişti.

Bugünkü koşullarda, 2011’de yüzde 23’e varan kur artışına işaret ederek bugünkü kabaca yüzde 15’lik kur artışının enflasyona o kadar yansımayacağı savunulabilir. Merkez Bankası’nın ve karar alıcısı Başkan Başçı’nın (karar alıcı kurulu Para Politikası Kurulu’nun ‘by-pass’ edildiği ve işlemediği anlaşıldı) hâlâ bir enflasyon hedefi ve enflasyon hedeflemesi varmış gibi davranmadıkları açık da, sorun şurada; bunun resmen ilan edilmemiş olması.

Merkez Bankası, 2010 sonundan itibaren, enflasyon hedeflemesini çöpe attı. Yeni politika, artık Erdem Başçı ile birlikte AK Parti’nin ‘tek haneli enflasyon’ hedefi ile uyumlu bir para politikasıdır. Yani enflasyon iki haneye çıkmadığı sürece, ‘mış gibi yapılıyor’. Başçı döneminde, Merkez Bankası’nın çapası olan politika faiz oranları hep aşağı çekildi. 2011 Ekim ayında kısa vadeli faizlerin 4-5 puan artmasına yol açan ‘koridor genişletmesi’, çekirdek enflasyonun yüzde 4-5’lerden yüzde 8’e yükselme eğilimi göstermesi, TÜFE enflasyonun da iki haneli oranlara hareketlenmesi üzerine gerçekleştirildi.

İşin kötüsü; Başçı bu politikayı ‘ince ayarla’ ve ‘çatlatmadan’ götürebileceği gibi bir özgüvene sahip. 2011 sonunda döviz kuru seviyesi üzerine oynadığı kumarı ‘kıl payı’ kazandı. Bununla, olasılıkla, faize çok dokunmadan döviz kurunu etkileyerek enflasyonu da kontrol edebileceği fikrine kapılmış olabilir. Yine aynı kumarı oynuyor. Bunu da orijinaliyle ilgisi olmayan biçimde ‘ileriye dönük kılavuzluk’ (forward guidance) olarak tanımlama çabasında. Oysa kılavuzların itibarı, ellerindeki araçları yerinde kullanmaları ile yükseliyor. Küresel okyanustaki dalgalar da Başçı’nın yakın zamana kadar özgüvenle sörf yaptığı dalgalar değil artık. ‘Uzatma dakikaları’ gibi bir zamanı kullanıyoruz. Bir dönem sonra bu ‘uzatma dakikalarını’ çok arayacağız; keşke daha iyi kullanabilseydik diye...