Aranan bilgiye ulaşılamıyor!

IMF batar mı?' sorusunun, 5 yıl önce sorulmuş 'Avrupa batar mı?' sorusu kadar yanıtının bulunduğu açık.

Türkiye’nin IMF’nin fon kaynaklarına katkı için 5 milyar dolarlık bir taahhütte bulunduğundan nasıl haberimiz olmuştu? Ülke ülke kimin ne kadar para taahhüt ettiği Guardian ve Daily Telegraph’ta yayımlanıp Türkiye’nin katkısının da 5 milyar dolar olduğu yayımlanan listede yer alınca, IMF’ye taahhüdü veren taraf olan Merkez Bankası’nın basın duyurusu da alelacele yapılıverdi.
Merkez Bankası’nın katkı sağlama kararını tabii ki hükümetle birlikte aldığı çok açık. Böyle bir karar almasında tuhaflık yok. Zamanlaması da miktarı da tartışılabilir. Ancak konunun asıl iki temel boyutu var; biri Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusu, diğeri de Merkez Bankası’nın şeffaflığı ve hesap verebilirliği üzerine.
Yurtdışında açtığı resim sergilerinin duyurusunu bile birkaç gün öncesinden yapan Merkez Bankası, maalesef açık olma, kamuoyunu bilgilendirme görevini hem zamanında yapamadı hem de sonrasında bu konuda kapalı olmaya devam ediyor. 

Yaptık, oldu
Muhatap uluslararası bir kuruluş olsa dahi, parasal bir taahhüde girmesi, para yatırması konusunda Merkez Bankası’nın karar verici organı hangisi? Bu konularda karar alan ya da yetki veren temel bir organı var; Banka Meclisi. Yasayla kurulsa da özel hukuk tüzelkişiliği olan Merkez Bankası, aslında çoğunluk hissesi Hazine’ye ait olan bir anonim şirkettir. Yönetim kurulu da Banka Meclisi’dir. Banka Meclisi üyeleri de doğal olarak yapılan yıllık genel kurullarda Hazine’nin belirlediği üyelerden oluşur.
Merkez Bankası’na sözlü ve yazılı olarak da sorduğum buydu; bankanın yönetim kurulu bu taahhüt için bir karar almış mıydı? Bugüne dek aldığı yönünde bir teyit olmadı. Bana verilen sözlü yanıt da ‘bu konuda bir bilgi aktarılamayacağı’ idi. Banka Meclisi kararı olsa, muhtemelen bu tür bir yanıt almayacaktım.
Eğer Merkez Bankası’nın en üst karar organı bu konuda karar almamışsa IMF’ye parasal bir taahhüt, Başkan Dr. Erdem Başçı tarafından onaylanmış olmalı. Şurası açık ki G20 platformunda yapılan görüşme ve kararlarda siyasal otoritelerin söylediği oluyor. Merkez bankaları görece teknik bir işlev görüyorlar. IMF’ye 5 milyar taahhüt edilmesi de hükümetin, daha doğrusu Başbakan Erdoğan’ın kararıyla mümkün. İşte bu noktada, merkez bankası bağımsızlığının gölgelenmesi söz konusu. 

IMF batar mı?
Paramızı basan kurumdan bahsediyoruz. Günlük akışta sıradan bir ticari bankada bile, çoğunluk hissedarının söylediğini yapan bir genel müdürün dahi benzer bir taahhüt için ilk atacağı adım, yönetim kurulu kararı almak değil midir? Merkez Bankası’nın da hükümetin talimatı ile idari olarak bu kararı aldığı anlaşılıyor. Britanya 15 milyar dolar veriyor, merkez bankası BOE karar mı aldı? Orada döviz rezervleri Hazine’ye ait, gerek yok. Ama bizde dövizler bankanın.
Bu konuyu danıştığım eski merkez bankacılar ise karar mekanizmasındaki bu muğlaklığa katılmakla beraber, Merkez Bankası yönetiminin bunu ‘rezerv yönetimi’ çerçevesinde yürütmüş olabileceğine dikkat çekiyorlar. Merkez Bankası’nın döviz rezerv yönetimi konusunda belirlediği bir yatırım yönetimi kılavuzu var. Bununla; döviz rezervlerinin nereye, ne kadar, nasıl yatırılacağı belli kıstaslara bağlanmıştı. Banka Meclisi, yöneticileri yetkilendirmişti. Bu kılavuzda, Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası ve BIS, rezervler yatırıma tabi tutulurken tahvilleri satın alınabilecek ve para borç verilebilecek kuruluşlar olarak sayılıyor. Ancak IMF bu kuruluşlar arasında sayılmamıştı. Ayrıca “IMF batar mı?” sorusunun, 5 yıl önce sorulmuş “Avrupa batar mı?” sorusu kadar yanıtının bulunduğunu anımsatalım.
Tamam, TCMB’nin bağımsızlığı TCDD’nin bağımsızlığı ile eşitlendi; ama bari demokratik toplumlarda bulunan şeffaflık ve hesap verme çıtasını koruyup kararın şekil şartını da sağlayabilseydik!