Atina'da 'kırk katır-kırk satır'

Yunanistan'da kontrolsüz temerrüt ve drahmiye dönüş olursa, en az 10 yıl çok daha zor geçer.

Yunanistan ile AB Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası ve IMF’den oluşan ‘Troyka’ arasındaki görüşmeler son aşamaya geldi. Aslında ne yapılacağı belli, Troyka’nın ne istediği de. Ücretlerin düşürülmesi başta olmak üzere, harcama kesintileri içeren yeni bir ağır kemer sıkma kararları, müthiş bir işten çıkarma paketi, bankalara sermaye konulması. Tüm bu önlemler, borçların yeniden yapılandırılması (gönüllü konsolidasyon, gönüllü temerrüt) paketi ile birlikte yürürlüğe girmesinin istendiği belli oluyor.
Bu kurtarma finali için Yunanlıların paket içi tercih yapma şansı da yok. İşte bu yüzden, Troyka olasılıkla tüm parti liderlerinin bu paketin bütününe onay vermesini, belki de imza atmasını istiyor. Bir nevi parlamentodaki nitelikli çoğunluk temsili aranıyor.
Pazar günü toplanan parti liderlerinin sorunlar üzerinde mutabık oldukları açıklandı. Plana göre dün yeniden toplanacaklardı. Peki, neye karar veremediler? 

Sıkı denetim
Olasılıkla, Troyka’nın talepleri arasında neye karar verileceği kadar, nasıl yürütüleceğine ilişkin de unsurlar var. Anımsayalım; daha birkaç hafta önce AB liderler zirvesi öncesinde Almanya tarafından sızdırılan bir unsur vardı. O da, Yunanistan’a yapılacak yardım koşulları arasında bütçenin yürütülmesi sürecinde bir AB komiserinin atanması ve denetlemesi düşüncesi idi. Yunanistan’da tepki toplamıştı. Önceki gün de Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin açıklamaları içinde yer alan benzer bir unsur vardı. Sarkozy, yapılacak yardım ve ödemelerin ayrı bir ‘bloke hesap’ üzerinden izlenmesi gerektiğini söylüyordu.
Hem komiser atamasının, hem de ‘bloke hesap’ düşüncesinin Yunanistan kamuoyunu ‘hazırlamaya’ dönük iletişim hamleleri olduğu çok açık.
Ama şu da var; Bundan 3 ay öncesine dek resmi olarak borç yapılandırması telaffuz dahi edilmeyen Yunanistan’da, şimdi eurodan çıkış telaffuz ediliyor. Bankalar, şirketler ve kurumsal yatırımcılarca eurodan drahmiye geçiş cimnastiği yapılıyordu. Ancak ilk kez pazartesi günü hem de Yunanistan’ın AB Komisyonu üyesi komiseri Maria Damanaki tarafından ifade edildi. To Vima’ya konuşan Damanaki’ye göre, Yunanistan’ın eurodan çıkışı konusunda olasılık planları yapılmaya başlandı. Damanaki, çıkış planlarının açık biçimde çalışıldığını, bunların da basit senaryolar olmadığını söylüyor. 

Ulusal paraya dönüş
Bu açıklama diğer gelişmelerle uyumlu; eğer Yunanistan Troyka’nın paketini seçerek yürürlüğe koyamayacaksa ‘kontrolsüz-zoraki temerrüde’ gitmesi kaçınılmaz olacak. Bu gerçekleşirse de Yunanistan’ın euro içinde kalması mümkün değil. Citigroup ekonomistleri Willem Buiter ve İbrahim Rahbari daha önce yüzde 25 olarak öngördükleri ve “Grexit” olarak adlandırdıkları Yunanistan’ın eurodan ayrılması olasılığını, şimdi yüzde 50’ye çekmiş durumda. ‘Grexit’ durumunda bulaşıcılık riski hiç de az değil.
İşte Yunanlı parti liderlerinin seçimi burada; ya Troyka’nın önlerine koyduğu kararlara imza atacaklar ve ağır sosyal sonuçları olan bir sürece girilecek ya da bu paketi reddedip ‘kontrolsüz temerrüt’ sürecine girecekler. Çok açık ki, kontrolsüz temerrüt Yunanistan için daha da ağır sonuçlar getirebilir. Kontrolsüz temerrüdün kapısı açılırsa Yunanistan’ın euro içinde kalması da çok zor. Kontrolsüz temerrüt ve drahmiye dönüş olursa, Arjantin’in 2002 sonrasında başına geldiği gibi, Yunanistan’ın en az 10 yılı çok daha zor geçecektir. Yani Troyka’nın paketinden daha ağır sonuçları olacaktır.
Peki, Yunanistan drahmiye geçip, örneğin ilk euroya katıldığı pariteye göre yüzde 40-50’lik bir devalüasyon yaparsa ne olur? Bu sorunun yanıtından öte, bunun zor durumda olan diğer euro bölgesi ülkelerince takip edilmesi durumunda ne olacağı sorusuna merak salmak daha doğru olur.
Bu sorulara şimdiye dek Yunanlı siyasetçilerin çok daha fazla kafa yordukları açık. Şimdi ise karar zamanı.