Avrupa'da büyük kırılma

Parasını kurtarmak isteyenler, bugünden üste faiz ödemeye razılar; ayakta kalacağı düşünülen ülke ya da paralara yatırıyorlar.

Kısa vadeli faizleri merkez bankası eliyle sıfıra yaklaştıran Amerika, bir süredir de uzun vadeli faizleri aşağı doğru bastırmaya çalışıyor. Ama finansal kriz yaşayan Avrupa’da ise istemeden başka bir faiz gelişmesine tanık olunuyor; negatif faiz. İşte bu, yakında sonuçlarına tanık olacağımız derin bir kırılmanın belirtisi.
Malum ABD Merkez Bankası (FED), kısa vadeli faizleri sıfıra yaklaştırdığı gibi, 2014’e kadar faizlerin yükseltilmeyeceği garantisini de vermişti. Bunun ötesine de geçilmiş; uzun vadeli faizleri de aşağı çekmek için, kısa vadeli satıp uzun vadeli tahvilleri alma operasyonuna yani ‘operasyon twist’e başlamıştı. İstenen şu idi: Parasal aktarım mekanizmasının daha uzun vadeli bir görüş açısı olsun, finansal kuruluşlar kredi vermeye daha istekli olsunlar.
Öte yandan küresel ekonominin bir başka önemli merkezinde, Avrupa’da ise merkez bankası ECB borç verme faizini yüzde 1 seviyesinde tutarken 3 ila 6 aylık bonolarda negatif faiz ortaya çıkmıştı. Yakın zamanda borç verme faizini yüzde 0,75’e, borç alma faizini ise sıfıra çektikten sonra da iki yıla yakın vadelerdeki tahvillerde negatif faiz ortaya çıkıverdi. Bunun temel nedeni ise Avrupa’da finansal kuruluşlara ve sisteme olan güvensizliğin derinleşmesi, giderek borç sarmalının girdaba dönüşmesi. Politikacıların havanda su dövmesi, dişe dokunur önlem alınamaması. 

AB’de Kuzey-Güney
ECB’nin faizleri aşağı çekmesi ile de görece ‘güvenli limanlardaki’ tahvil faiz oranları negatife dönüverdi. Avrupa Merkez Bankası (ECB), bir taraftan yüklü biçimde piyasaya para verirken diğer taraftan da verdiği para kendisine bankaların mevduatı olarak geri dönüyordu. Buna da 0.25 faiz öderken sıfıra çekti. Avrupa’da para birliğine katılmayan Danimarka’nın merkez bankası, geçenlerde bankaların tutacağı mevduata negatif faiz uygulamaya başlamıştı. Dün açıklama yapan bir ECB yetkilisi, kendilerinin de negatife çekebileceklerini söylüyordu.
Almanya, Hollanda, Finlandiya, İsviçre, Danimarka’da 2 yıl vadeli devlet tahvili faizleri negatif olurken Avusturya ve Fransa’da da sıfıra çok yakın faizler geçerli oldu. Almanya’nın daha önce ihraç ettiği tahvilleri ikinci piyasada negatif faize döndü ama asıl önemlisi; geçen hafta Alman hazinesinin yaptığı ihalede, yani birincil arz olan ihalede faizler negatif olarak çıktı. Alman hazinesi, 2 yıl vade ile 5 milyar euro tutarında borçlanırken üste yüzde 0,06 ortalama faiz ‘alacak’! Bunun anlamı; katılımcıların Alman hazinesine “Aman paramız sende kalsın, üste para da veriyoruz” demeleridir. 

Fırtına sonrasına yatırım
Avrupa’da güvenli liman olan ülkelerin 10 yıllık vadedeki faiz oranları da negatif faiz sınırına yakın seyrediyor; geçen hafta İsviçre tahvilleri yüzde 0,49, Danimarka tahvilleri yüzde 0.97, Alman tahvilleri yüzde 1,17, Finlandiya tahvilleri ise yüzde 1,41 seviyesinde kapattı. Avrupa dışında da cuma günü Japonya’nın 10 yıllık tahvilleri yüzde 0,74, ABD’nin ise yüzde 1,46 gibi oldukça düşük bir seviyede kapattı. ABD’de 30 yıl vadeli tahvil faizi tarihsel düşük seviye olan yüzde 3,53’e geriledi. Oysa İspanya ve İtalya’nın hazine tahvil faizleri ise tarihsel rekor seviyeye yakın bir yerlerde, sırasıyla yüzde 7,27 ve yüzde 6,17’den kapattı.
Ortaya çıkan bu fotoğraf Avrupa’da derin bir kırılma fotoğrafıdır. Bu büyük kırılmanın iki temel nedeni var; birincisi artık euronun çökmesine kesin gözüyle bakılıyor. ‘Sağlam kalacak ülkeler’ ya da onların yeni paraları ile eurodan çıkıp devalüasyon yapmak zorunda kalacak ülkeler olarak bir ayrışma var. Ayakta kalacağı düşünülen ülke ya da paralara kayan yatırımlar, özellikle o ülkelerin hazine tahvillerine giriyor. Parasını kurtarmak isteyen bugünden üste faiz ödemeye razı. İkincisi de Avrupa’da ortaya çıkması giderek güçlenen çöküş ile derin bir ekonomik durgunluk ve deflasyonist sürecin ortaya çıkmasına ilişkin beklentilerdir.