Avrupa'daki pazar eşiği

Bu hafta sonu iki ülkedeki seçimler önemli, çünkü Avrupa'da tam 11 ülkede resesyona girilmiş durumda.

Bu hafta sonu iki ülkede seçim yapılıyor. Krizin çevre ülkesi Yunanistan’da genel seçimler, merkez ülkesi Fransa’da ise başkanlık seçimi. Her iki seçim de Avrupa’nın krizine yol haritası belirleyecek önemli bir dönemeç olacak.
Bu iki ülkedeki seçimlerin, diğer ülkelere de politik yansımaları olacak. Çünkü her iki ülkede de seçimler sonunda krize karşı bakışta ya da atılan adımlara, kemer sıkma önlemlerine karşı tepkinin politikaya yansımalarını ivmelendirecek gelişmeler ortaya çıkabilir. Şimdiden bunun ipuçları ve izleri var.
Bu seçimler önemli çünkü Avrupa’da tam 11 ülkede resesyona girilmiş durumda. Yunanistan’da 2011’in ilk çeyreği bir tarafa konursa tam sekiz çeyrektir küçülme var. Haliyle Kıbrıs’ın güneyinde resesyon var. İspanya küçülmede son 2 çeyreği, Portekiz ise 5. çeyreği geride bıraktı. Çek Cumhuriyeti de son iki çeyrekte küçüldü, İrlanda da öyle. Britanya da iki çeyrekte küçülmeyi ilan etti. Belçika, Hollanda ve Danimarka da resesyona giren ülkeler arasında. Almanya ve Fransa’nın da yakında küçülen ülkelere katılması olasılığı yüksek. Bu ülkelerin çoğu, son iki çeyrekte binde 2-3’lük küçülme gösterdiler. Buna ‘ılımlı daralma’ adı veriliyor. Şimdilik 2009 yılındaki gibi sert değil. Ama gerçek olan şu; yükselen işsizlik daha da yükselmeye devam ediyor. 

Yunanistan’da koalisyon
2009 sonrası krize ilk giren ve de Avrupa’ya krizi getiren Yunanistan, ağır bir kemer sıkma programını yürürlüğe koyarak borçlarını yeniden yapılandırdı. Bu kararları da bir teknokrat başkanlığında kurulan hükümetle yapmıştı. Kamuoyu yoklamalarına bakılırsa seçim sonrasında kurulacak yeni hükümet pek de tek başına olamayacak. Çok parçalı görünen anket sonuçlarına göre (en yüksek oyu alacak partinin yüzde 14’te), çok partili bir koalisyon hükümeti bile zorlukla kurulabilecek. İki büyük parti; hem anketlerde önde görünen Yeni Demokrasi Partisi hem de çoğunluğu kaybetmesine kesin gözüyle bakılan Pasok, bugünkü ağır kemer sıkma programında seçim sonrasında ‘yeniden gözden geçirme’ yapabileceklerini ima ediyorlar. Bu partilerin dışındakiler de neredeyse önlemlere toptan karşılar. Ama diğer taraftan, bu kemer sıkma önlemlerine karşın orta vadede ekonomide toparlanma olmayacağı gibi, yeni bir borç ertelemeye bile gidilebileceği de dile getiriliyor.
Bir başka merkez Fransa’da başkanlık seçiminin ikinci turu pazar günü tamamlanıyor. Bugün Avrupa’da krize karşı alınan (ya da alınamayan) önlemlerin ana politika yapıcısı olan Almanya-Fransa blokunun pek uyumlu iki liderinden birinin, Sarkozy’nin; ikinci tur seçimler sonunda koltuğu bırakması büyük bir olasılık olarak görünüyor. Üç büyük araştırma şirketinin 26-28 Nisan anketlerinin ortak noktası; Hollande’ın yüzde 53-54, Sarkozy’nin ise yüzde 46-47 aralığına işaret ediyor. 

‘Merlande’ olmaz
Merkel-Sarkozy ikilisince belirlenen karar ve politikaların artık geride kalması olasılığı hiç de zayıf değil. Fransa’da sosyalist aday François Hollande’ın seçilmesi halinde, kendi sözleriyle “Almanya, Avrupa’nın tamamı için tek başına karar veremeyecek”.
İki ülkedeki seçimler; hem kurumsal olarak ekonomi politikalarına hem de bu politikaları yöneten Merkel’e karşı gelişen tepkinin politik bir tescili olabilecek. Fazlası, şimdiden yeniden ılımlı bir resesyona giren diğer 10 ülkede de politik alana yansımaları ortaya çıkabilecek.
Hâlâ krizin yapısal çözümü için adım atamayan Avrupa’da, bu seçimler bir dönüm noktası olabilir; ya sorunu çözmek için daha kararlı bir politik resim ortaya çıkarır ya da daha bölünmüş ve popülizme kayan ve de Avrupa Birliği’ni çöküşe götüren bir siyaseti.