Bernanke korkak mı?

Ekonomisi büyük bir çalkantıdan geçen bir ülkenin merkez bankası 'Bugünün yarını var' diyerek yürütüyor hâlâ politikalarını.

Dünyanın dört bir yanından merkez bankacılar ve akademisyenler Kansas’taki yaylada toplanırken dünyanın dört bir yanında mali piyasalarla ilgili kişi ve kurumların gözü de oradaydı. Yeni ne mi çıktı? Bernanke yeni bir ders daha verdi; neden acele etmediğini, kaş yapayım derken göz çıkarmak istemediğini uzun uzun anlattı. Peki, yeni bir varlık alım programı ya da bilinen kısaltmasıyla QE3 rafa mı kalktı? Hayır. Orada değişen bir şey yok. Bir bakıma, bunun yol haritasındaki seyir kılavuzunu anlattı Bernanke.
ABD Merkez Bankası’nın Kansas şubesinin her yıl ağustos sonunda düzenlediği Jackson Hole toplantılarında, FED Başkanı Ben Bernanke’nin konuşmasında ne diyeceği çok doğal olarak merak edilir. Daha doğrusu, büyük bir çoğunluk borsaların yönünü, varlık fiyatlarının seviyesini tayin edecek bir içerik olup olmayacağı ile ilgilidir. Ama orada bulunan merkez bankacılar ve akademisyenler, geleneksel olmayan bir yolda ilerleyen para politikasının kuramsal ve deneysel yönü ile de ilgiliydi.
Geçen yıl yapılan toplantıda Bernanke’nin ana mesajı, siyaset kurumuna olmuştu; “Uzun vadede güçlü ekonomik büyümeyi sağlayan ekonomi politikalarının çoğu, merkez bankalarının yönetsel alanının dışındadır” diyerek veciz bir söz söylemişti. 

Neden ağırdan alıyor?
Bu yılki toplantıda ise Bernanke iki temel mesaj verdi: Birincisi, FED’in uyguladığı bilanço büyütme politikasının özellikle de tahvil alım programının işe yaradığını anlattı. İkincisi de yeni bir dalga varlık alım programı için neden aceleci olmadığını, bunun nedenlerinin neler olduğunu 4 maddede sıralayarak anlattı. Tüm bunları anlatırken de yeni bir varlık alım programının kapısının, fiyat istikrarı çerçevesinde açık olduğunu vurgulamayı da ihmal etmedi.
Aslında Bernanke’nin konuşması bir politika uygulayıcısının iletişim aracı olmak yanında, akademik olarak da kayda geçecek bir konuşma.
Bernanke’nin konuşma metninin önemli bir bölümü, tahvil alımlarının sonuçları ile yeni bir tahvil alım programının (ya da geleneksel olmayan para politikasının) olası sakıncaları üzerine kurulu.
Ama tuhaf bir durumdan bahsedeceğim; enflasyonu tek haneye düşürmenin yeterli olduğunu sanan, 4 yıldır “Bak, FED bile faizi sıfıra çekti, biz niye faizi düşürmüyoruz?” diyen kimilerimize şaşırtıcı gelen bir şeyler var bu konuşmada. 

FED bile...
Enflasyonu yüzde 2 civarında istikrarlı seyreden hatta birkaç yıl önce deflasyon sınırına doğru seyretmiş olan, büyüme oranı toparlanma için cesaret veren ama işsizlikte resesyon öncesinin hâlâ 2 puan üstünde olan bir ülkede; merkez bankası faizi sıfıra çekmiş, bunun 2014 sonuna kadar orada kalacağını ilan etmiş, bilançosunu 4 yılda üçe katlayarak tahvil alımı yapmış ama yeni bir bilanço genişlemesi için 4 maddede sıralanan sakıncaları anlatan bir merkez bankası başkanı var. Bernanke konuşmasında, herhangi bir merkez bankası politika hareketinde potansiyel kazançlar yanında maliyetlerin de hesaplanması gerektiğini anlattı.
Bizde ise gelişmiş ülkelerin karşı karşıya olduğu sorunlara atfen söylenen “Olağanüstü durumlar, olağandışı araçları gerektirir” sözünün gölgesine sığınıp, deneysel arayışlar çorbasına dönen bir para politikası yürütülmesini çok beğenip, Bernanke’nin yeni bir miktarsal genişleme için sıraladığı rezervasyonları tuhaf bulabiliriz doğrusu!
Ekonomisi büyük bir çalkantıdan geçen bir ülkenin merkez bankası “Bugünün yarını var” diyerek yürütüyor hâlâ politikalarını. Bernanke’nin anlattığı 4 temel maliyet riskinin neler olduğunu da çarşambaya anlatalım.