Bu yıl da enflasyonu feda ettik

TCMB 2011'den farklı olarak tek bir şey yapıyor; enflasyonu düşürmek için çabasının olmayacağını yılın başında ilan ediyor.

Dün Merkez Bankası’nın açıkladığı şu; 2012 sonunda enflasyonu yüzde 5’lik hedefe getirmek için bundan ötesini yapmayacak. Enflasyon yıl sonunda iyimser varsayımlarla tahminen ortalama yüzde 6.9 olacak. Özetle, Merkez Bankası enflasyonu feda edeceğini baştan ilan ediyor.
Merkez Bankası dün açıkladığı Enflasyon Raporu ile 2012 yılı sonundaki enflasyonun yüzde 5.1 ile 7.9 aralığında (orta noktası yüzde 6.5), 2013 yılı sonunda ise yüzde 3.3 ile 6.9 aralığında (orta noktası yüzde 5.1) gerçekleşeceğini tahmin ettiğini bildirdi.
Dr. Erdem Başçı, sunumunda “Dikkat ederseniz 2012 yıl sonu için yüzde 5 hedefimizin üzerinde bir tahmin verdim. Çünkü enflasyonu hemen 2012 yılının sonunda hedefe getirmenin oldukça maliyetli olabileceğini düşünüyoruz. Mevcut durumda yüzde 10.45 olan enflasyonu 12 ay içinde yüzde 5 düzeyine düşürmek iktisadi faaliyette arzu edilmeyen dalgalanmalara yol açabilecektir. Bu nedenle hedefe ulaşma sürecinin yaklaşık 1.5 yıllık bir zaman dilimine yayılmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla, enflasyonun yüzde 5’lik hedefe 2013 yılının ortalarında ulaşacağı bir çerçeveyi esas aldık” diyerek bunu açık biçimde ifade etti. 

Döviz kuruna bağlı
Peki, bu tahminlerin arka planında hangi varsayımlar vardı? Birincisi, para politikasındaki sıkı duruşun bir süre daha devam edeceği, kredilerin yıllık büyüme eğiliminin yüzde 15 civarında seyredeceği, TL’nin ise ılımlı bir değerlenme eğilimi sergileyeceği varsayılmış.
İşte enflasyonun feda edilmesindeki temel varsayımlar bunlar. Birincisi, ‘sıkı duruşun’ süreceği; yüzde 5.75-12.5 arası koridorda, ortalama yüzde 7.5 faizle yapılan fonlamayla bir süre devam edeceği demek. Bunun eğer Merkez Bankası’nın kafasında bir süresi varsa neden açıklanmıyor? Bunun yanıtı belli; her şey döviz kuruna bağlı. Döviz kuru yükselirse yüzde 7.5’lik fonlama maliyeti yükseltilecek; döviz kuru düşük seyretmeye eğilimli olursa yüzde 7.5’lik fonlama yüzde 5.75’e doğru çekilecek.
Merkez Bankası’nın kafasındaki kurgunun izleri Enflasyon Raporu’ndaki varsayımlara da yansıyor. İyi senaryoda; bol döviz gelirse kur ılımlı seyreder, hatta geriler, böylelikle enflasyon geriler, ekonomik büyüme yüzde 4 ile uyumlu olur. Kötü senaryoda ise döviz akışı azalır, kur baskı altında olur, enflasyon düşmez, yüksek seyreder, ekonomik yavaşlama olur. Merkez Bankası’nın dünkü açıklamalarından ortaya çıkan şu; büyümeyi kaybetmek istemiyoruz, ama buna karşılık enflasyonu her hal ve durumda 2011’de olduğu gibi feda ediyoruz. 

Kurla rekabetçilik?
2011’de, enflasyonda hedefin iki katına ulaşan gerçekleşmenin gerekçesi olarak şu söyleniyor: “2011 yılında enflasyonun hedefin üzerinde gerçekleşmesine neden olan temel gelişmeler, yıl genelinde ithalat fiyatlarında ve döviz kurunda gözlenen yüksek artışlardır.” Oysa daha geçen hafta, Merkez Bankası Başkanı Dr. Erdem Başçı, Davos’ta ‘uygulanan politikalarla 2011’de Türk Lirası’na rekabetçilik kazandırıldığı’nı anlatıyordu.
Bir ulusal paranın rekabetçiliğinin ölçümünde reel kur önemli bir ölçüm aracıdır. Kabaca nominal kur gelişimi ile enflasyon gerçekleşmeleri hesaba katılır. Karşılaştırmada kullanılan ülkelerin enflasyonu da hesaplanır. Merkez Bankası, ulusal paramız Türk Lirası’na rekabetçilik kazandırmak için kuru yukarı itiyor, bunun yarattığı enflasyon ise kazanılan rekabetçiliği geri alıyor. Sonra yeniden başa dönüyoruz, bu defa büyüme için enflasyonu feda ediyoruz. Döngüde yine ‘dışarıdan gelecek paralara’, ‘başka ülkelerin parasal genişlemesinden damlayacak fonlara’ umut bağlıyoruz. Döngüden kazançlı çıkmadığımız ortada.
Merkez Bankası 2011’den farklı olarak tek bir şey yapıyor; enflasyonu düşürmek için çabasının olmayacağını yılın başında ilan ediyor. Enflasyon hedeflemesini terk eden bankanın, kimseyi kandırmadan bunu ilan etmesi de bir ‘meziyet’ olsa gerek!