Çırak aranıyor!

2023'te ilk 10 ülke arasına girmeyi isteyen siyasetçilerimiz, bunun eğitimde 76. basamakta durarak olmayacağını bilmiyorlar mı?

Başbakan Erdoğan dün ‘4+4+4’ olarak tanımlanan eğitimle ilgili yasa teklifine ilişkin görüş bildiren TÜSİAD’ı eleştirdi, “İşinize bakın” dedi. Tam da demokrasiye darbe vuran 28 Şubat’ın yıldönümünde.
8 yıllık kesintisiz eğitim modelini ‘4+4+4’ biçiminde kesintili ve meslek seçimini öne alan bir yapıya dönüştüren yeni yasa teklifine eleştiri ve katkıların gelmesi normal; eğer demokratik bir ortam içinde olduğunuzu düşünüyorsanız. Ülkeyi yöneten siyasetçilerin de her türlü öneri ve katkıya açık olması beklenir. Çünkü eğitim sorunu en önemli yapısal sorunumuz. Uluslararası rekabete katılan insan sermayesinin tek donanımı, eğitim. Üretimin de, verimliliğin de, yenilikçiliğin de, gelişmenin de en önemli anahtarı eğitim.
Bu sorun, iş dünyasını da çok yakından ilgilendiriyor. Çünkü işsizliğin ardında eğitimsizlik ve mesleksizlik olgusu büyük bir yer tutuyor. Sorun sadece işsizlik-istihdam merceğine de hapsolmuş değil. Görece daha yüksek bir eğitim yaşına sahip işgücü piyasasının daha yüksek bir gelir elde ettiği artık bir sır değil. Bu konuda çok sayıda istatistik ve çalışma var. Örnek olan ülkeler de gözümüzün önünde. 

Eğitimde sonuncuyuz
Başbakan’ın herhangi bir sivil toplum kuruluşuna ‘Siz işinize bakın’ demesi, kabul edilebilir bir söz değil. Demokratik toplumların temelinde ifade özgürlüğü, çoğulculuk ve katılımcılık ilkesi yer alır. Her kesimin söyleyeceği bir sözü olduğunu, toplumsal sorunlar hakkında dilediği eleştiriyi yapma özgürlüğü olduğunu unuttuk mu?
İnsani Gelişme Endeksi’nde (İGE) ilk on sırada yer alan ülkelerde, 25 yaş üstü nüfusun ortalama okul yılının 10-12 yıl arasında olması rastlantı mıdır? Ya da bu endekste 92. sırada olan ülkemizde 6.5 yıl olması yeterince utandırıcı değil midir? 2023 yılında milli gelir açısından dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girme hedefini sık sık telaffuz eden siyasetçilerimiz, bunun eğitimde son basamakta durarak olmayacağını bilmiyorlar mı?
OECD’nin 2009 itibariyle yaptığı sıralamaya göre, lise mezuniyet oranında OECD sonuncusu olan Türkiye’de bu oranın yüzde 44.8 olduğu görülüyor. OECD ortalaması ise yüzde 82.2!
Ekonomide de, insani gelişmede de, ülke yurttaşlarının refah seviyesinde de mucize yok. Yasa teklifini inceleyerek, “Gelişmiş Ülkelerde Kademeli Eğitim Var mı?” başlıklı bir değerlendirme notunu TEPAV için hazırlayan N. Emrah Aydınonat, “OECD’nin eğitim raporlarında (ve eğitim kalitesini ölçen uluslararası PISA testlerinde) kanun teklifinde örnek verilen ülkeler olan ABD, İngiltere ve Fransa’dan çok daha başarılı olduğu gözüken ülkeler kesintisiz eğitim sistemine sahiptir” diyor. Bu ülkeler arasında, Avustralya, Yeni Zelanda, Finlandiya, Danimarka gibi ülkeler yer alıyor. Nottaki tabloda, 2011 Legatum Refah Endeksi sıralamasında ülkelerin refah seviyesi ile eğitim sırası arasında çok yakın ilişki olduğu gözleniyor. Türkiye ise eğitimde 76, genel refahta 79. sırada yer alıyor. 

10. yılda mesleki eğitim
Aydınonat ayrıca, “Kanun teklifinde sunulan ‘gelişmiş ülkelere benzeyelim’ gerekçesi de ikna edici değil! Eğitimde başarılı olan çağdaş ve gelişmiş ülkelerin hepsi teklif edildiği gibi kademeli ve mesleki eğitimin erken başladığı eğitim sistemlerine sahip değil! Bu ülkelere baktığımızda kesintisiz ve zorunlu eğitimin en az 6 yıl ama yaygın olarak 8-9 yıl olduğunu, mesleki eğitimin ise 10. yıldan önce başlamadığını görüyoruz. Bu bilgiler kanun teklifindeki kademeli eğitim ve mesleki eğitimin erken başlatılması önerileriyle çelişiyor” diyor.
Başbakan Erdoğan dün yaptığı konuşmada, okullaşma oranının son yıllarda artmaya başladığını söylerken, bunun 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim sayesinde olduğunu göz önüne almıyor olmalıydı.
Şimdi Meclis’te önümüzdeki yılları etkileyecek şu kritik karar verilecek; çocuklarımız uluslararası rekabette nal toplamaya devam mı edecekler? Eğitimli ve donanımlı olup, katma değerli üretimi sağlayan insan sermayesini oluşturup daha refah içinde mi olacaklar?