Denemesi pahalı bir eşik

Ankara'da politik iradenin belirleyici yönü Beştepe'yi gösteriyor. Beştepe'nin faizler konusundaki görüşü de iyi bilindiğinden, atanacak kadronun para politikası tercihinin de gevşetici yönde olacağı tahmin ediliyor. Bu da tedirginlik konusu.

Hiçbir reform heyecanı olmayan, tersine ‘eski hikâyeden’ yiyen mali piyasalar tek bir soruya yanıt arıyor; Merkez Bankası atamaları ne olacak?

Avrupa’da yeni ilave parasal genişleme ve faiz indirimi, arkasından da ABD’de faiz artırmama kararı ile mali piyasalarda süregelen düşüş yerini yükselişe bırakmıştı. Bir ekonomistin tanımlaması ile bu durum, gelişmiş merkez bankalarının bize ve diğer gelişen piyasalara ‘katalizör etkisi’ oldu. Şimdi yeniden her ülke kendi akışına geri dönecek.

İşte bu ‘kendine dönüş’ içinde, 19 Nisan-29 Haziran arası dönemde Başkan Erdem Başçı dahil 7 kişilik Para Politikası Kurulu’nda (PPK) 5 üyenin görev süresi doluyor. Bankanın Nisan ayı içinde yapılacak genel kurulu sonrasında da bu sayı 6’ya çıkabilir.

Yarın yapılacak PPK toplantısı, 19 Nisan günü görev süresi sona erdiğinden Başçı’nın faiz kararı için oy kullandığı son PPK toplantısı olacak.

Ekonomi çevrelerinde çokça isim telaffuz edilse de, Ankara’da bu konuda karar verecek siyasi oyuncular dahi yeni atamaların nasıl yapılacağını bilmiyor.

Türkiye’de her dönemde Merkez Bankası başkanlığına yapılan atamalar hep sancılı ve çekişmeli olmuştur. Çünkü politikacılar para basma makinelerinin kendileri için çalışmasını isterler. İsterler çünkü sanırlar ki; böylelikle ekonomik büyüme sağlanacak ve işsizlik düşecek. Oysa son dönemde gelişmiş ülkelerde de iyi biçimde görülüyor ki; ekonomide politikacıların üzerine düşeni yapmadıkları durumda para politikası bile işe yaramıyor. Faizi sıfırlasanız da, devasa parasal genişleme yapsanız da.

1994 DENEYİMİ

Türkiye’nin geçmişte faizi düşük tutma denemesi ‘bedava’ olmadı. 1994 krizi ile sonuçlandı. Hem enflasyon, hem kur, hem de uzun vadeli faizler patladı; reel kesim de bedeli ‘net aktif vergisi’ ile ödedi.

2002 sonrasında faizleri düşüren en önemli unsur, 2001 krizi sonrası hayata geçirilen reformlar, IMF parası ve yüksek faiz dışı fazla olmuştu. Sonrası malum; tek parti iktidarı, AB çapası, bolca akan sermaye faizleri düşürdü.

Son birkaç yıldır, terse dönen uluslararası sermaye akışına bir de içeride politik bir kriz eşlik ediyor. Sonuçta kur yükseliyor. Faizler konusunda üzerinde politik baskı sopası olan Merkez Bankası bırakın faiz yükseltmeyi, karmaşık para politikasını sadeleştirmek için 7.5 aydan bu yana harekete geçemedi. Yavaşlayan ekonomi 2009 sonrasında içeri akan bol sermaye ile borçlanan reel kesimi zorluyor. Bankaların kredi muslukları tıkandı. İlave kredi yaratmada ise kısıtları var.

İşte böyle bir tablo içinde “faizi indir, bol parayı piyasaya sür” kestirmeci düşüncesi siyasetçilere kolay yol görünüyor. Nitekim Cumhurbaşkanı danışmanları bunu dillendirmeye başladılar bile. Faiz koridorunun üst bandının (Merkez Bankası’nın gecelik borç verme faizi olan yüzde 10.75’in) indirilmesi gerektiği seslendirildi.

PİYASA TESTİ

Bu koşullarda yapılacak faiz indirimi kuru yeniden zıplatır. Bu da uzun vadeli faizleri yukarı iter.

29 Haziran gününe kadar, görev süresi dolacak Başkan Başçı dahil 5 PPK üyeliği koltuğuna üçlü kararname ile atama yapılacak. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek önerecek, Başbakan Davutoğlu’nun imzası ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gidecek.

Ankara’da politik iradenin belirleyici yönü Beştepe’yi gösteriyor. Beştepe’nin faizler konusundaki görüşü de iyi bilindiğinden, atanacak kadronun para politikası tercihinin de gevşetici yönde olacağı tahmin ediliyor. Bu da tedirginlik konusu.

Ancak atamalarda, mali piyasaların ‘reel politik’ bir belirleyici olacağı geçmiş deneyimle sabit. Çalkantılı mali piyasa koşulları, politikacıları mali piyasalara güven verici bir atama tercihine zorlarken; sakin mali piyasa koşulları, politik iradenin piyasa koşullarına pek de bakmadan ‘kendi felsefesine’ ağırlık vererek atama yapmasına olanak veriyordu. İlk duruma daha yakınız.

Ekonominin hikâyesinin solduğu bir kavşakta, Merkez Bankası ne vekâletle, ne de gevşek para politikası felsefesi ile donanmış atamalarla götürülebilir.

Denemesi pahalı bir eşikteyiz.