Devekuşu politikası

Karar alıcı 7 kişiye ve onların hata paylarına esneklik kazandırmak için şeffaflığa şal seriliyor.

Doğru, merkez bankacılığı giderek bir sanat haline dönüşüyor; politikacılar üstlerine düşeni yapmaktan kaçındıkça, ‘yangını söndürme’ ya da zaman kazandırma konusunda merkez bankaları görev üstleniyor, bunu yaparken de yeni yöntemler buluyorlar. Tabii bu yeni yöntemlerin çoğu kendi yaptıkları işlere olan kamuoyu güvenini arttırma temeline dayandığı gibi, bunun yolunun da şeffaflığı arttırmaktan geçtiğinin farkındalar.
İki farklı merkez bankacılığı belirginleşiyor; biri olabildiğince şeffaflığa doğru kayıyor, diğeri bizdeki gibi içine kapanmaya.
Krizin merkez üslerinden biri olan ABD’de merkez bankası (FED) olabildiğince şeffaf bir politika çerçevesi çizerek; kendi politikalarına ilişkin olarak iki yıldan fazla bir dönem için ekonomik birimlerin yoluna ‘fener tutup’ aydınlatıyor.
Biz ise olabildiğince belirsiz hale getirip; yıl, ay, hafta değil günlük olarak bile faizin nerede olacağının belirsiz olduğu bir politika çerçevesi çiziyoruz.
ABD’de para politikasında 17 kişilik bir karar alıcı Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) var. Bu komiteye üye olan 17 kişinin hangisinin, hangi politika kararına hangi kaygılarla karşı durduğunu ya da onayladığını biliyorduk. Oradaki gelenek; yapılan toplantıya ilişkin açıklama metninin yazılmasında ortaya çıkan farklı görüşleri dahi açıklanan tutanağa yazmak biçiminde.

Anonim merkez
Ocak ayından itibaren anonim de olsa 17 kişinin; faizlerin ne kadar süre ile yüzde 0.25’te kalması ya da ne zaman arttırılması gerektiğine ilişkin düşüncelerini öğrenmeye başladık. Hatta fazlası hangi yıl faizlerin hangi seviyeye getirilmesine ilişkin üye görüşleri de bir tablo içinde anonim biçimde açıklanıyor.
Bizde ise karar alıcı 7 kişilik Para Politikası Kurulu (şu anda 6 kişi görev yapıyor) üyelerinin ne düşündüğünü bilmiyoruz. Karşı olanlar, farklı düşünenler var mı? Hiçbir fikrimiz yok. Alt sınırı yüzde 5’te, üst sınırı da yüzde 11.50’de duran ve belirsizlik yaratan ‘politika koridoruna’ ilişkin olarak, üyelerin ne tür bir bakış açısı olduğu konusunda ekonomik birimlerin kafasında tamamen bir sis tablosu var. Oysa merkez bankalarının görevi, önünü göremeyen ekonomik birimlerin ‘sisteki çanı’ olmak değil midir? Merkez Bankası henüz PPK toplantı özetlerinin yerine aslını, yani toplantı tutanaklarını açıklama düşüncesine bile yaklaşabilmiş değil. 

İşlesin diye şeffaflık
ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke’ye çarşamba günü şu soru sorulmuş: “Politika faizinin ne zaman ve kaç puan değiştirilmesi konusunda 17 üyenin isim isim ne düşündüğünü de açıklayacak mısınız?” Bu, belki de şeffaflık konusunda en uç nokta demek olacak. Daha önce bu politikaya geçişin nedeni olarak “Şeffaflık ve politika işlesin diye öngörülebilir hale getirdik” diyen Bernanke bu soruya “evet şeffaflığı arttırmak çerçevesinde bu konu da masada” diye karşılık veriyor.
FED’in bu yeni politikası, daha farklı olarak bir ‘faiz patikası’ ilanı biçiminde İsveç Merkez Bankası tarafından hayata geçirilmişti daha önce. Gelişmişler; krizin en derin yerinde ya da karşılaşılan olağanüstü bir durumda bile buna sığınmadan, şeffaflığı daha ileri götürmekten çekinmiyor. Farkındalar ki, bu onların fazlasıyla yararına sonuçlar doğuruyor. Kestirilebilir bir politika görünümü, önünde yeterince belirsizlik olan ekonomik birimlere ışık tutuyor.
Bizim gibi gelişmekte olan, önünde daha önce deneyim kazanmış ve iyi örnekler bulunan kimi ülkeler de karar alıcı 7 kişiye ve onların hata paylarına esneklik kazandırmak için şeffaflığa şal seriyor. Merkez’in şeffaflığa uzak durması, ‘devekuşu politikasından’ başka bir şey değil. Daha da ötesi, bizatihi bu politika tercihi, fazlasıyla kendine güvensiz bir para otoritesi görünümü yaratıyor.