Devletleştirilen borsa

Öyle bir düzenleme yapıldı ki hükümet, misafir geldiği borsaya yerleşti; adeta temel attı.

Geçen yıl kasım ayında hükümet, çıkardığı kanun hükmünde kararnameyle borsa yönetimine el koymuştu. Borsa yönetiminin tamamı hükümet tarafından atanmıştı. Amaç da borsanın şirketleşmesi ve sermaye piyasasında reform için hızlı hareket edilmesi gereği, bunun için de inisiyatifin siyasal iradede olmasının istenmesi olarak açıklanmıştı. Bu süreç, geçiş dönemi olacaktı ve bunun sonunda İMKB şirketleşecek, hisseleri de satılacaktı. Aradan geçen bir yılda öyle bir düzenleme yapıldı ki hükümet, misafir geldiği borsaya yerleşti; adeta temel attı.

Hükümet tarafından Meclis’e getirilen, Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçen bir yasa tasarısı var; Altın Borsası ve VIB gibi borsalar İMKB ile ‘Borsa İstanbul’ (AŞ) adı ve kurumsal yapısı altında birleştiriliyor. Ortaya çıkan anonim şirketin hissedar yapısı da şöyle oluşturuluyor: Yüzde 49 Hazine payı olacak, yüzde 41 İMKB’ye, yüzde 4 aracı kuruluşlar, yüzde 1 aracı kuruluşların birliğine, yüzde 5 VOB AŞ ve hissedarlarına, binde 3 Altın Borsası üyelerine tahsis edilecek.

Bu hissedar yapısı şunu söylüyor: Devlet borsaya el koymuştur ve bunu da sevmiştir! Yakın zamana kadar İMKB ve Altın Borsası’nın; başkanları hükümet tarafından atanan ancak yönetim kurulları özel aracı kuruluşların temsilcilerinden oluşan bir yapısı vardı. Yeni yasaya uygun biçimde Borsa İstanbul’un yönetim kurulu oluşturulunca; devletin eli, siyasetin eli baskın biçimde birleştirilmiş borsada olacak.

Özelleştirme kamu ve İMKB’nin paylarından belirlenecek bir oranda yapılacak. Eğer İMKB’nin yüzde 41’lik payı üç yıl içinde satılmazsa Hazine’ye devredilecek. Özelleştirme diye kastedilen bu.

Yüzde 49 payı Hazine, yüzde 41 payı da hükümet tarafından atanan kişilerce yönetilen İMKB payından oluşan yeni Borsa İstanbul’un, özel ve hükümetten bağımsız bir yönetime geçmesi için epey bir zaman var demektir.

İMKB Başkanı İbrahim Turhan geçen gün, tercihinin olabildiğince yüksek miktarda payın halka arz edilmesi olduğunu, mümkün olabilirse kamuya ait o yüzde 49’un tamamının satılmasını istediğini temenni biçiminde ifade etti. Soru şu: Hani reformu yapıp gidecektiniz? İş temenniye kalmış.

İMKB Başkanı Turhan’ın bu sözleri, baskın kamu payının satılmasına dair yakın gelecek için umut beslenmemesini de telkin ediyor.

Normal koşullarda ilk elde yüzde 41’lik İMKB payının satıldığını varsayalım; bu yapılsa bile yüzde 49’luk Hazine hissesi duruyor olacak. Yüzde 49’luk hissesi olan kamunun, Borsa İstanbul’un çoğunluk sağlamak için ‘kaşını oynatması’ yeterlidir. Kimse kimseyi kandırmasın. Özelleştireceğiz diye yola çıkıp, devletleştirdik.

İMKB Başkanı İbrahim Turhan’ın, ücret alınmayan kimi işlemlere hayret etmesi ve buna dönük adım atacağını söylemesi borsanın derinleşmesini engelleyecek ‘kamu zihniyetini’ göstermesi bakımından da iyi bir örnek olmuş doğrusu; işlem maliyetini arttırarak finans merkezi yaratacağını düşünmek!

Son beş yılda geldiğimiz yer bu; işlevleri düşünmeksizin fiziksel olarak ya da yasal düzenlemeyle bir ‘çatı altında’ birleştirme, taşıma yapmak. Katılımcılığa geçit vermeden hem de. Ne yaptık? İstanbul Finans Merkezi!