Draghi saatleri geri alıyor

Bundesbank'ın karşı durduğu çok açık bilinen bir operasyonun başarılı olacağına dair bir kamuoyu beklentisi oluşabilir mi?

Geçen ay ‘ne gerekiyorsa neye mal olursa yapılacak’ türünden açıklama yapan, ardından da özellikle Almanların sert savunması karşısında ‘çalışmaları sürdürüyoruz’ diye orta yol bulan Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin yeni bir plan hazırladığı kulislere sızdırılmıştı. Buna göre sterilize tahvil alımı yapılacaktı. Kısa vadeli tahviller alınacaktı.
Dün toplanan ECB guvernörleri aynen bu kararı aldılar. Bir muhalif vardı adı söylenmeyen; sürpriz değil Almanya, yani Alman Merkez Bankası Bundesbank’ın Başkanı Weidmann tabii ki.
İlginçtir dün ECB kararından önce Alman Stern dergisinin yaptırdığı bir kamuoyu yoklamasına göre Almanların yarısı Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’ye güvenmiyordu!
Bundesbank’ın bu yeni tahvil alımı programına (OMT) koyduğu önemli ‘frenin’, satın alınacak tahviller karşılığında piyasaya girecek paranın geri çekilmesi oldu. Buna karşın Almanların karşı durması anlamlı. 

İki başlı ECB 
Krizin çok başlarında ortaya çıkan, geçen toplantı öncesinde fay hatlarının kırılmasına yol açan görüş ayrılıklarının iyice bir yol ayrımına doğru gittiğini düşündürüyor. Artık ECB iki başlı demek. Bir tarafta kararlar alınırken, diğer taraftan ‘Almanlar ne düşünüyor?’ diye sorulacak. Kredibilitesi çok yüksek bir merkez bankası olan Bundesbank, şu anda euronun kurtarılması sürecine destek olacağı düşünülen ECB operasyonlarına içeriden karşı çıkıyor. Bunu çok açık biçimde tüm kamuoyu da biliyor. Peki, Bundesbank’ın karşı durduğu çok açık bilinen bir operasyonun başarılı olacağına dair bir kamuoyu beklentisi oluşabilir mi? Hayır.
Avrupa Merkez Bankası 3 yıla kadar Euro Bölgesi tahvillerini satın alırken, eski tahvil alım programı çerçevesinde aldığı tahvilleri ise (sterilizasyon için) satmayacağını, vadeye kadar tutacağını açıkladı.
Dünkü açıklamanın iki muhtemel sonucu olabilecek; biri kısa vadeli faizler önce düşse de, sterilizasyon sonucu yukarı yönlü baskı ile nihai olarak nötr etkilenebilecek. Likidite açısından ki özellikle Türkiye’deki para politikası açısından, küresel likiditeye ilave olacak bir politika açıklanmış değil. Dolayısıyla orta vadede borsacıları sevindirecek ve gelişen ülkelerin paralarını baskı altına alacak bir sonucu olmayacak.
ECB’nin sterilize tahvil alım programının kayda değer bir ‘şarta bağlılık’ içermesi, EFSF ve ESM gibi kurtarma fonu çerçevesinde ya da makroekonomik program şartına bağlı olması anlamına geliyor. Bu açıklanan tahvil alım programı, şarta bağlılık ve ECB yönetim kuruluna verilen bir açık yetki ile yapılacak. Miktarına ya da nasıl yürütüleceğine ECB yönetim kurulu karar verecek. Nihai olarak çok da beklendiği kadar etkili olmayabilir. Sadece kısa vadeli beklentileri etkileyebilir. 

Zaman kazanma 
OMT olarak adlandırılan yeni tahvil alım programı, özellikle İtalya ve İspanya’yı hedefliyor. Draghi’nin de çok açık anlattığı gibi; bu ülkelerdeki çok yüksek tahvil faizleri euroya olan güveni de azaltıyor. Tek para görünümünü bozuyor. 3 yıla kadar alımlar yapılarak bu bozuk görünümün azaltılması hedefleniyor.
İşin doğrusu; 2012 başında piyasaya yüzde 1 faizle üç yıllık repo yolu ile 1 trilyon süren ECB, şimdi üç yıllık vadedeki İspanya ve İtalya devlet tahvili faizlerini alımlar yolu ile aşağı çekmeye çalışacak. İşe yarar mı? Orta vadede hayır. İtalya ve İspanya’da bankacılık sektörü ile hangi kararlar alındı ki? Yapısal hangi soruna neşter vuruldu ki?
ECB bir yıl içinde ikinci önemli zaman kazanma atılımını yapıyor. Fonda ise AB’nin en güçlü ülkesinin itibarlı merkez bankası Bundesbank’ın güçlü itirazları ile. Bir süre sonra yeniden finansal çalkalanmaya kadar idare edilecek, o kadar.