Draghi'nin odasındaki Prusya miğferi

Almanlardan çok sert bir ders aldı; tek başına karar alamayacağını artık sadece kendisi değil, tüm kamuoyu da öğrendi.
Draghi'nin odasındaki Prusya miğferi

Bild yöneticileri, ECB Başkanı Draghi ye görev başladığında Prusya Miğferi hediye etmişti.

Dünyayı kurtaran adam misyonu neredeyse Mario Draghi’ye kalmıştı. Çünkü çalkalanan piyasalara bakınca, AB liderlerinden hiçbir ses seda çıkmıyordu. İki umut kalmıştı. Biri ABD Merkez Bankası (FED), biri de Avrupa Merkez Bankası (ECB). FED, çarşamba günü bu umutları eylüle erteledi. Tek umut ECB’de idi; dün açıklanan karara bakınca o da olmadı.
Draghi’ye kalmıştı; çünkü önceki hafta İspanya ve İtalya’daki kamu kâğıtlarının faizi rekor seviyelere çıkınca, krizin tansiyonunu gören ECB Başkanı Mario Draghi, “ne gerekiyorsa yapacağız” diyerek tam bir Akdenizli tepkisi göstermişti.
“Ne gerekiyorsa yapacağız” sözü özetle Draghi’nin şu pozisyonda olduğunu söylüyordu: “Durumun vahametinin farkındayım, ama hemen harekete geçemiyorum”. Draghi’nin sözleri arasında, aşırı yüksek faizlerin parasal aktarım mekanizmasını bozduğu ve kabul edilemez olduğu da vardı. Buradan çıkarılan yorum, ECB’nin yeniden kâğıt alımına başlayacağı oldu. Beklenti bir haftada büyüdü.
Oysa ECB aralık 2011’e dek zaman zaman piyasaya girmiş ve Yunanistan, İspanya ve İtalyan kamu tahvillerini satın almıştı. Portföyündeki miktar 210 milyar euro olmuştu. Daha sonra açılan 3 yıllık ve yüzde 1’lik repo ihalesi ile 1 trilyon euro likidite verilmiş, zımni olarak “uzun vadeli ve ucuz para bizden, tahvilleri almak sizden” ilkesiyle bankalar bu alımları yöneltilmişti. Kısmen işe yaradı. O da faizlerin geçici olarak düşmesi ve özellikle İspanyol ve İtalyan hazinelerinin 2012 için kritik borçlanma ihalelerini yapabilmelerine. Sonra faizler yeniden yükselmişti.
Draghi’nin bu sözlerinin ardından, ‘durumun farkında olan’ ve de şimdiye değin yapılanları pek de onaylamayan başka bir kurumu harekete geçirmişti: Almanları. Alman Merkez Bankası (Bundesbank) Başkanı Weidmann’ın yaptığı konuşmalarda, ECB’den tahvil alımı gibi bir adım gelirse bunun ‘kılavuzu şaşmış’ bir adım olacağını; ECB’nin görev çerçevesinin de dışına çıkılmış olacağını söylüyordu.
ECB toplantıya girmeden önce, Alman Süddeutsche Zeitung gazetesi, Draghi’nin kurtarma fonu ESM aracılığı ile doğrudan kamu kâğıdı satın alınması, ECB aracılığı ile de ikincil piyasadan kâğıt satın alınmasına dönük ikili plan yaptığı haberi gündeme düştü. Bu haberi aktaran Alman Bild gazetesinin başlığı şöyleydi; “Batık ülkelere artık Alman parası yok Bay Draghi”. Habere, gazete yöneticileri Kai Diekmann ve Nikolaus Blome’un Draghi göreve başladığında yaptıkları ziyarette, ‘enflasyona karşı Prusya disiplininin ifadesi’ olarak hediye ettikleri özgün bir Prusya miğferinin fotoğrafı da eşlik ediyordu. Prusya miğferi, kimi kaynaklara göre ‘Emperyal Almanya’yı simgeliyordu. 

Alt komisyona havale
Dün doğrusu ECB’den hiçbir karar çıkmadı. Sadece Draghi’nin itibarı boşa çıkmasın diye ‘alt komisyona havale edilmiş’ bir çalışma kararı açıklandı. Draghi, yaptığı basın toplantısında kâğıt alımı için çalışma yapılacağını, bir model oluşturmaya çalıştıklarını, daha sonra bunun biçimine, miktarına sonra karar verileceğini anlattı. Draghi diyor ki; bu bir kâğıt alma kararı değil, bu süreçlerin nasıl olacağına dair bir ‘kılavuz’ olacaktı. Belli ki Almanya’nın muhalefeti etkili olmuştu. Draghi’nin ‘ne gerekiyorsa yaparız’ sözü çöpe gitti. Kâğıt alma operasyonunu da unutun gitsin demekti bu...
Kimine göre Draghi’nin açıklamaları tam bir hayal kırıklığı oldu. Ama gerçekçi olmak gerekirse bu açıklama yapıldığında Almanların kaşlarının kalktığına herkes tanık olmuştu. Şurası çok açık: Avrupa’da kurtarma operasyonları Almanların parasıyla yapılıyor. Şimdi de parayı veren Almanya düdüğü çalıyor.
ECB Başkanı Draghi, Almanlardan çok sert bir ders aldı; tek başına karar alamayacağını artık sadece kendisi değil, tüm kamuoyu da öğrendi. Artık Drag-hi telefonda konuşurken dahi odasında tam karşısında duran Prusya miğferini hep göz önünde tutmak zorunda olacak.