Ekonomideki iniş yumuşak mı sert mi?

2008-2009 resesyonuna nasıl 'yumuşak iniş' denemiyorsa bu son 1 yıllık dönemdeki iniş için de 'yumuşak iniş' denilemez.

Bu yılın ilk çeyrek büyümesi açıklandı; geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.2’lik bir büyüme, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0.18 büyüme olmuş ekonomide. Peki, buna ‘yumuşak iniş’ diyebilir miyiz?
Manşet büyüme yanıltmasın; hanehalkı tüketimindeki artış sıfır! Devletin tüketim harcamaları sayesinde toplam tüketimin toplam büyümeye katkısı yüzde 0.53 olmuş. Buna, toplam yatırımlardan gelen yüzde 0.43’lük katkı da ilave edilince toplam iç talep artışı yüzde 0.97’ye ulaşıyor. Burada duralım, geriye bakalım; 2011’in ilk çeyreğinde toplam iç talep artışı neydi? Yüzde 16.72! Bu sayıya bakınca, işte asıl sorulması gereken başka bir soru ortaya çıkıyor; bir yılda yüzde 16.72’den yüzde 1’in altına düşen toplam iç talep tablosuna ‘yumuşak iniş’ olduğu söylenebilir mi?
Devam edelim; ekonomide belli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin toplamı olan GSYH hem üretim hem de harcama toplamı olarak ayrı ayrı ölçülüyor. Üretilen mal toplamı ile tüketilen mal toplamı arasındaki fark mal stoklarındaki değişimle açıklanıyor. Örneğin 2012’nin ilk çeyreğinde, harcamalar cinsinden ölçülen milli gelir hesaplarında stok azalışı var. Bu, ölçülenden daha düşük bir iç talebe işaret ediyor. Toplam iç talebi kabaca yüzde 2.33 aşağı çekiyor. Nihai toplam iç talebin GSYH büyümesine katkısı böylece küçültücü yönde, yani yüzde 1.36 düşürücü yönde oluyor. Net ihracat katkısı yüzde 4.55 olduğundan, toplam GSYH değişimi yüzde 3.19 olarak karşımıza çıkıyor.
Ekonomideki stok değişimini hesaba katan bir büyüme tablosunda toplam iç talebi çizseydik, aşağıdaki grafik ortaya çıkardı. 2011’in ilk çeyreğinde yüzde 17.11 büyüyen toplam iç talep, aradan geçen 12 ay sonrasında yüzde 1.36 düşüş yönünde değişmişse buna hâlâ ‘yumuşak iniş’ diyebilir miyiz? Bu tablo bana, bir ‘sert iniş’ tablosu olarak görünüyor. Tıpkı 2008-2009 dönemindeki gibi.
Aşağıdaki grafikteki toplam iç talep gelişimi; 2008-2009 döneminde tanık olduğumuz resesyon için nasıl ‘yumuşak iniş’ denemiyorsa bu son bir yıllık dönemdeki iniş için de ‘yumuşak iniş’ denilemeyeceğini, tersine ‘sert bir inişi’ düşündürüyor.
‘Yumuşak’ ya da ‘sert inişin’ genelgeçer bir tanımı yok. Çin’deki geçmiş yüzde 10-11’lik büyüme sürecinden yüzde 4-5’lik büyümeye geçiş her nasıl ki ‘sert iniş’ olarak tanımlanıyorsa ülkeden ülkeye, duruma göre bir ‘iniş’ tanımlaması yapılıyor.
Türkiye’de de hükümet ve Merkez Bankası ile kimi iktisatçılara göre ‘yumuşak bir iniş’ halindeyiz. Hanehalkı açısından bakıldığında bunun ‘yumuşak’ olmadığı çok açık ortada.
Aslında, hâlâ bir ‘iniş’ tanımlaması için henüz erken olabilir. Ekonomik büyümenin bundan sonraki seyri, özellikle istihdam ve işsizlik, dış denge, döviz kuru gibi diğer kriterlerin de katkısıyla tanımlamanın payandaları geliştirilebilir. İniş tamamlandıktan sonra belki de kim bilir?