Evde denemeyiniz!

Fed'in politika metinlerine dipnot olarak mutlaka konulması gereken bir uyarı var. O da 'Enflasyon sorununu henüz çözmemiş olanlar evde denemesin'.

Amerikan Merkez Bankası (Fed), sıfır faiz sınırına dayanınca yeni bir politika çerçevesine geçti. Merkez bankacılığında yeni bir çağ başlattı. Şaka değil, gerçekten de Fed’in politika metinlerine dipnot olarak mutlaka konulması gereken bir uyarı var. O da “Enflasyon sorununu henüz çözmemiş olanlar evde denemesin”!

Çünkü her türlü kolaycılığa yatkın olan güzel ülkemizde, “Fed ABD’de neler yapıyor, biz neden yapmıyoruz? Dünya oraya gidiyor” diye örnek gösterenlere tanık oluyoruz. Bu söylemin altında, “Enflasyonu hedeflemek rafa kaldırılabilir, enflasyonu aşağı çekmek birincil hedef olmaktan çıkarılabilir, büyüme öncelik halini alabilir” düşüncesi var.

İşin en eğlenceli tarafı, ABD’de Fed’in enflasyonu feda eder bir pozisyonunun söz konusu olmaması. Birincisi; Fed, politika faizini getirebileceği en düşük yere getirmiş durumda. Sıfır faiz sınırında ve bu faizin ileriye dönük bir kılavuzluk yapabilmesi için taahhütte bulunuyor.

İkincisi; Fed bu taahhütle, işsizlik yüzde 6.5’e gerileyene kadar faizleri sıfır seviyesinde tutacağını ilan etti; ama enflasyon yüzde 2.5’i geçmediği sürece.

Üçüncüsü; Fed fiyat istikrarını on yıllardır sağlamış bir merkez bankası. Enflasyon sorunu yok, olacağı da yok. Geçmiş 4 yıl gösteriyor ki; varlık fiyatlarındaki çöküş talepte canlanma için önemli bir engel. 4 yıldır sıfır faiz seviyesinin korunmasına, 2 trilyonu aşan miktardaki paranın piyasaya enjekte edilmesine karşın tek bir tehlike ortaya çıktı; o da deflasyon! Bu tehlike de zaten mevcut sorunun bir parçası.

Sadece Fed değil, Japonya’da iktidara gelen Shinzo Abe’nin düşüncesi de büyümeye dönük olarak enflasyon hedefinin yüzde 2’ye çekilmesi yönünde. Burada da çok tuhaf bir iş yapılmıyor. 1990’lı yılların başından bu yana durgun bir ekonomiye sahip olan Japonya, ılımlı bir deflasyona girip çıkıyor. Son 20 yılda yıllık enflasyon sadece iki defa yüzde 2’ye yaklaştı. Son yıllarda enflasyon, hedef olan yüzde 1’in üzerine bile çıkamadığı gibi, şimdi hedefin yüzde 2’ye çekilmesi yönünde niyet var. Yeni iktidar, buna uygun bir parasal genişleme programı uygulanmasını istiyor.

Her iki ülkedeki durumu dikkate almadan, “Fed yaptı, Japonlar da yapacak; biz de yapabiliriz, kitabın dışına çıkabiliriz” düşüncesinin etrafında dolaşma cimnastikleri yapılmaya başlandı.

Evet, olağanüstü durumlarda olağanüstü önlemlere başvurulabilir. Farklı politika araçları yaratılıp kullanılabilir. Merkez bankalarının ellerinde bu araçları yaratma yeteneği ve olanağı var. Ama gelişimi ve koşulları farklı ülke örneklerini kopyalayarak değil.

Artık şaşırmıyoruz; doğru düzgün çalıştırılmamış bir enflasyon hedeflemesi uygulamasına bakıp da “Enflasyon hedeflemesi Türkiye’de çalışmadı, çalışmıyor” gerekçesiyle kuralsız para politikası yolundaki seyahati sevenler çıkmıyor değil.

Artık bildik bir demagojidir; “Dünyanın en yüksek faizini veriyoruz” diyenler dünyanın enflasyonunun da nerede olduğunu söylemez, “Fed yapıyor, biz de yapalım” diyenler de örnek gösterdikleri ülkelerdeki enflasyonun ve enflasyon tarihçesinin nerede olduğunu söylemiyorlar.

Bilkent Üniversitesi’nden Dr. Refet Gürkaynak’ın söylediği gibi; dünyada merkez bankalarının giriştiği deneyleri iktisatçılar ilgiyle izliyor ama bizim Merkez Bankası’nın üzerimizde deneye girişmesini pek arzu etmiyoruz!