Faiz düşüşü tahvil yatırımını patlattı

Türkiye toplamda neredeyse aynı miktar kısa vadeli sermaye ('sıcak parayı') çekerken kompozisyonu değişiyor.

Avrupa’da ekonomik durgunluk yayılıyor. AB-27 tek bir ekonomik bölge olarak hesaba katılırsa ikinci çeyrekteki binde 4’lük küçülmeden sonra, üçüncü çeyrekte de binde 6’lık bir küçülme ortaya çıkmış. Yine Euro Bölgesi olarak da bakıldığında, EZ-17 ülkeleri grubu olarak da toplamda resesyon var.

Dün Eurostat tarafından açıklanan verilere göre AB ülkeleri üç ayrı grup içinde kümeleşiyor.

Birincisi, ekonomileri büyüyen ve düşerek de olsa bunu sürdüren ülkeler; en başta Polonya ve Baltık ülkeleri bu grupta yer alıyor. Bu ülkelerin AB içinde GSYH payı olarak fazla bir ağırlıkları yok.

İkinci grupta ekonomisi sıfır büyüme sınırında ilerleyen ülkeler. Bu grupta Almanya ve Fransa gibi ‘ağır toplar’ yer alıyor.

Almanya büyümede görece iyi olan ülkelerdendi. Üçüncü çeyrekte yüzde 1’in altına geriledi. 2012 yılını ise binde 8’lik bir büyüme ile bitirmesi bekleniyor. Fransa ise yılın ilk iki çeyreğinde binde 2 ve binde 1’lik ‘sürünen’ büyümesini üçüncü çeyrekte yine binde 1’lik bir büyüme ile sürdürmüş. Almanya ve Fransa’nın 2013’ün ilk iki çeyreğinde, diğer ülkeler gibi negatif büyümeye geçip resesyona girmesi bekleniyor.

Son grupta ise halihazırda resesyona girmiş ülkeler var. En başta Yunanistan, İspanya, Portekiz, İtalya geliyor. Eurostat’ın açıkladığı veriler gösteriyor ki bu ‘kemer sıkmacı’ ülkelerde ekonomik küçülmenin şiddeti geçen yılın aynı çeyreğine göre artıyor. Britanya da resesyondaki ülkeler içinde. Yılın ilk iki çeyreğinde resesyona girmişti. Üçüncü çeyrekteki büyüme umut vaat etmiyor; sıfır büyüme.

İşte bu grup, ticaret kanalından Almanya ve Fransa’nın ekonomik büyümesini de aşağı çekiyor. Eurostat’ın tahminlerine göre AB-27 içindeki 11 ülke yılı ekonomik olarak küçülmüş biçimde tamamlayacak.

* * *

Dün eylül ayına ait ödemeler dengesi verileri açıklandı. Cari denge 2.7 milyar dolar açık verirken ülkemize gelen finansman 1.5 milyar dolar olmuş. Cari açığı görece düşük kılan unsurlardan biri de eylül ayındaki net 1.1 milyar dolarlık altın ihracatı olduğu hesaba katılmalı.

Ödemeler dengesinin finansman kalemindeki düşük giriş dikkat çekiyor. Son altı ayda ortalama 7.4 milyar dolarlık bir finansman girişi olurken, eylül ayında bunun 1.5 milyar dolara düşmesi ilginç doğrusu. Finansmanda dalgalanma arzu edilir bir durum değil.

Kısa vadeli sermaye girişinde önceki yıllara göre farklılaşma da dikkat çekici; Türkiye toplamda neredeyse aynı miktar kısa vadeli sermaye (‘sıcak parayı’) çekerken kompozisyonu değişiyor. Görece daha az banka mevduatı çekerken çok daha fazla miktarda, rekor seviyede tahvil yatırımı çekmeye başlamış. Faiz düşüşünün sinyallerinin alındığı haziran ayı sonrası dönemde gelen miktar 10 milyar dolar!