Hükümet borsadan sonra SPK'ya da el koydu!

Artık borsada da sermaye piyasası otoritesinde de 'dış sese' yer yok.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Sermaye Piyasası Kurulu başkan ve üyelerinin, önde gelen bir insan kaynakları şirketinden sağlanacak 10 kişilik kısa liste üzerinden seçileceğini açıkladı!”
Yok; yukarıdaki bu cümle tamamen uydurma. Bizim ülkemizde böyle bir seçme ve atama süreci olmaz. Var olan katılımcı ve sermaye piyasası paydaşlarını temsil eden bir seçim süreci de çöpe atılır; ‘bizim felsefemize yakın arkadaşlar’ seçilir.
Bizatihi hükümet tercihi ile seçilenlere de ne olur? Şu olur: Gün gelir “Bizim hızımıza ayak uyduramadılar” diyerek bir kalemde ‘kırpılmış bürokratlar’ sepetine atılırlar. SPK Başkanı’na yapıldığı gibi.
Eğer bir ‘ayak uydurma sorunu’ varsa sakın sorun ‘felsefede’ olmasın?
Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı hükümet tarafından atanmıştı. Sermaye Piyasası Yasası yenilenerek yapılan değişiklikle deyim yerindeyse tüm Sermaye Piyasası Kurulu üyeleri azledilmiş oldular. Azledilen üyeler, eski yasaya göre seçilmişlerdi. Seçim koşulları ise daha katılımcı bir esasa dayanıyordu; Hazine Bakanlığı’nın dört adayından ikisi, Maliye ve Sanayi bakanlıkları ile BDDK ve TOBB’dan, Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği tarafından önerilecek iki adaydan biri olmak üzere 7 kişiden oluşuyordu. Bakanlar kurulunun seçtiği adaylardan biri de başkan olarak belirleniyordu. Atama, sermaye piyasasının paydaşlarının önerdiği adaylardan yapılıyordu. Şimdi olan şu: Hükümet, borsadan sonra SPK’ya da el koymuş oldu! Hepsini kendi atayacak. Borsada katılımcı bir yönetim kurulu oluşumu sona erdirilip, çoğunluğun hükümetçe atanması yönünde değişiklik yapıldı ve yaşama geçirildi. Artık borsada da sermaye piyasası otoritesinde de ‘dış sese’ yer yok.
Yeni yasayla sermaye piyasasında herhangi bir aykırı ses bile hapis ve para cezası ile karşılaşabilecek. İfade özgürlüğü sermaye piyasasında da tehlikede artık. Hükümetin beğenmediği sözler, yorumlar ve hatta uzman analizleri, savcıların masasında hapisle sonuçlanacak soruşturmaların konusu olabilecek. Buna başka bir yazıyla daha sonra değineceğim.
SPK yönetiminin tamamının hükümetin kendi seçtiği adaylarca belirlenecek olmasıyla hükümet organları dışından gelen paydaş adaylar devre dışı kalacak. Tuhaf olan bu değil, tuhaf olan ileri bir modelden geriye gidiliyor olmasıdır.
Yakın zamanda Britanya Merkez Bankası (BOE) başkanlığına, henüz eskisinin görev süresi dolmasına 6 ay kala bir Kanada yurttaşı, Kanada Merkez Bankası Başkanı Mark Carney atandı. Carney, şimdi Kanada’da görev yaptığı koltuğa gelirken bizim hiç de alışkın olmadığımız bir süreçten geçerek gelmişti. İşte o süreçten geçen ve kriterleri sağlayan bir başkan, geldiği görevde başarılı da oldu. Bir geleneği yıkarak BOE’nin de başına geçiyor şimdi.
Kanada Merkez Bankası, 2007’de başkanını bulmak için 7 kişilik bağımsız bir komite belirledi. Potansiyel adaylara ilişkin kriterleri de bu komite belirledi. Komite bir insan kaynakları şirketinden yardım aldı. Ulusal ve uluslararası gazetelerde ilana çıkıldı. Başvurular alındı. Belirledikleri kısa liste üzerinden ise maliye bakanı ve bakanlar kurulunca atama yapıldı.
Başarılı olan Carney’i şimdi Britanyalılar kaptı. Hem de Kanada yurttaşı olmasına bakmadan. Her iki ülkenin siyasetçileri, parlamento komiteleri aslında liyakat ve başarıya ayak uydurmuş görünüyor. İnsan merak ediyor; hem Kanadalıların hem de Britanyalıların ‘felsefesi’ yok muymuş?