İspanya kurtuldu mu?

Banka kurtarmasına karşın faizler gerilemezse ikinci bir kurtarma paketi kaçınılmaz olur.

İspanya yardımı kabul etti” diye veriliyor gazetelerde; 100 milyar euroluk mali kurtarma paketi. İşin buraya geleceği çoktan belli idi. Ne yazık ki tüm Avrupa’da olduğu gibi, İspanya’da da siyasal iktidar ‘seçmen kaygılı’ yaklaşımla öteleyip durmuştu. Sonunda ‘yardımı kabul etti’ ambalajı ile şimdilik AB’nin ikinci büyük kurtarma fonu İspanya tarafından kullanılıyor olacak.
Ama olasılıkla son olmayacak.
İspanya’nın sorunu;
2009 krizinden bu yana çöken konut fiyatlarının, bu sektöre yüklüce kredi veren bankalarda zarar yaratması ve sermaye açığı ortaya çıkarmasıydı. İspanyol bankacılık sistemi bilançosunda, inşaat ve konut odaklı kredilerin miktarı 2010 sonunda 1 trilyon euro seviyesinde iken, toplam aktiflerin de yüzde 33,5’ini oluşturuyordu. Krizin başladığı yıl olan 2008’e göre, 2012 mart sonu itibariyle konut fiyat endeksindeki düşüş yüzde 25’i buldu. Dereceleme şirketi S&P’ye göre, konut fiyatları yüzde 50’ye kadar gerileyebilir. Bu tablonun İspanyol bankalarında ne kadar hasar yarattığı çok açıkken, İspanyol siyasetçiler “kurtarmaya ihtiyacımız yok” açıklamaları yapıyordu. 

100 milyar yeter mi?
Şimdi adına ne dersek diyelim; İspanyol TMSF’si olan FROB’a sağlanacak 100 milyar kredi ile İspanyol bankalarına sermaye konulacak. Parayı kim verecek? Avrupa’nın geçici kurtarma fonu EFSF. Çünkü kalıcı kurtarma fonu henüz çalışır duruma geçmedi.
İspanya’da son bir aya damgasını vuran bir banka ‘kurtarma’ girişimi öyküsü; krizin ne kadar kötü yönetildiğinin göstergesi olduğu kadar, açığın miktarı konusunda da yönetimde büyük bir kredibilite açığı yarattı. Malum, konut kredilerine boğulmuş büyük bir banka olan Bankia’nın, önce 4 milyar euroluk bir sermaye ilavesi ile yoluna devam edeceği açıklanmış, ama sonunda gereken sermayenin 23.5 milyar euro olduğu ortaya çıkmıştı.
Son üç yılda AB komisyonunun bankacılık alanında iki defa yapılan ve sonuçları açıklanan ‘stres testi’ sonuçlarına bakılırsa, bir iki küçük banka dışında İspanyol bankalarının pek de bir sorunu yoktu. Şimdi temel soru şu: Bugün İspanyol bankalarının açığı tam olarak 100 milyar euro mu? Ayrıntılı ve tam bir hesap yapılırsa bu açığın 350 milyar euro olabileceğine dair raporlar var. 

Kurtaranın parası var mı?
Peki EFSF’de para var mı? Durumun özeti şöyle:
EFSF’nin kuruluşunda 440 milyar euroluk bir tahsisat yapılmıştı, buna ülkeler
kendi büyüklükleri oranında katkı yapacaklardı. Geçen yıl temmuz ayında İspanyol ve İtalyan tahvil faizlerinin hızla yükselmesiyle ortaya çıkan tedirginliği sakinleştirmek için bu fon 779 milyar euroya çıkarıldı. Oysa para koyma yükümlülüğü olan ülkelerin bizatihi kendileri yardıma muhtaç durumda olduklarından, fiili olarak toplanabilecek fon miktarı 726 milyar euroya geriledi. Şimdi, İspanya’nın 93 milyar euroluk kendi katılım payını da düşersek, 779 milyar euroluk fon 633 milyara düşüyor. Az bir bölümü dışında, tüm bu paraların henüz bir taahhüt olduğunu, fiilen katkı yükümlülüğü olan ülkelerin kasasından çıkmadığını anımsatalım. Merkezde olan ve durumları şimdilik iyi olan Hollanda ve Finlandiya gibi ülkeler ise artık bu tür kurtarma operasyonlarına para vermek için teminat istiyorlar. EFSF içinde henüz yardım alma noktasına gelmemiş, ama sıkı bütçe kısıtı olan bir ülke var ki o da İtalya. EFSF fon taahhüdünün 139 milyarı da İtalya’ya ait. Bunu ödeyebilecekler mi? Sanmam. O zaman da EFSF fiilen 494 milyar euroya düşüyor.
Peki ya kullanımlar? 67.5 milyar euro İrlanda, 78 milyar Portekiz, 164 milyar euro Yunanistan ve son olarak da 100 milyar İspanya ile toplamda 409 milyar euroya ulaşıyor.
İşin zorlu tarafı da şu: Zaten sınırda giden bir İspanyol kamu borçlanması, yüzde 6-6.50 arasında seyreden faizlerle sürdürülemez. Banka kurtarmasına karşın faizler gerilemezse ikinci bir kurtarma paketi kaçınılmaz olur.