İsveç'ten sıfır faizli merkez bankacılığı

Bugün Riksbank'ın başkanı olan Stefan İngves ise 2001 krizi sırasında Türkiye'ye gelen ve politika tasarımında görev yapan IMF bankacılık heyeti içinde yer alıyordu.

İsveç Merkez Bankası (Riksbank) dün faizleri yüzde 0.25’den sıfıra çekti; yanlış okumadınız sıfır. Bu, piyasaya faizsiz para sürmek anlamına geliyor. Peki, bu kadar basit mi? Biz de yapabilir miyiz? Gelin bakalım.

İki yıl önce enflasyonu yüzde 1’in altına inen İsveç’te, son bir yıldır ortalama yıllık enflasyon yüzde -0.2’de seyrederken, Eylül ayında da yüzde -0.4; yani son bir yıldır fiyatlar binde 4 gerilemiş demek bu. Teknik terimle deflasyona girmiş demek. Ya enflasyon hedefi? O da yüzde 2’de duruyor. Hedefleme yapan bir merkez bankası için, bunun altı da üstü de makbul değil.

Son çeyrek yüzyılda, 1990’larda girdiği durgunluk-deflasyon sürecinde ilk kez Japonya faizleri sıfıra yaklaştırmıştı. 2008 krizi sonrası faizi sıfıra yaklaştıran birçok merkez bankası oldu; ABD yüzde 0.25’e, Avrupa ise kademeli olarak indirerek yüzde 0.05’e çekti.

Geçmişte de para politikasında öngörülebilirliği artırmak için faiz patikası ilan etmek, 2009 krizinde de negatif faiz uygulamak gibi yaratıcı yeniliklere öncülük eden İsveç Merkez Bankası, bu defa da piyasaya para verirken faiz almayan, faizi sıfır yapan ilk merkez bankası oldu.

İsveç Merkez Bankası, bundan böyle piyasaya parayı sıfır faizle verirken, diğer taraftan rezerv fazlası olan bankalar bunu kendisine getirirse bankaların mevduatına yüzde 0.75 faiz alacak. Riksbank, Temmuz’da yeniden negatif mevduat faizine dönmüş, yüzde 0.50 faiz almaya başlamıştı.

2015’de yüzde 3’e yakın büyüme beklenen İsveç’in sorunu deflasyon; İsveç Merkez Bankası’nın amacı, 2016’ya kadar enflasyonu yüzde 2’ye doğru ittirmek. Bunun için de hem piyasaya faizsiz para sürerken, elde para tutmak isteyenleri de cezalandıracak biçimde negatif mevduat faizi alacak. Negatif faizin bir başka hedefi de ulusal parası kronun değerlenmesini önlemek, tersine değer kaybı yaratıp deflasyonist etkiyi kırmak.

Riksbank, aynı anda aslında geçmişte kullandığı ama son 5 yılda FED’e mal olan ‘ileri dönük kılavuzluk’ mekanizmasını da kullanıyor. 2016 ortasına kadar da faizleri yükseltmeyeceği sinyalini açıkça veriyor.

İsveç Merkez Bankası, 2009’daki krizin başlamasıyla faizleri indirmiş, ancak 2010’dan başlayarak faizleri yüzde 0.25’den yüzde 2’ye kadar yükseltmişti. O dönem banka içinde de tartışmalar olmuştu; faiz artırımında da karşı çıkan, bugünkü gibi sert faiz indirimleri içeren daha gevşek bir para politikasını da savunan önde gelen iktisatçılardan Lars O.E. Svensson bankadaki başkan yardımcılığı görevinden 2013’de ayrılmıştı. Dışarıda ise Nobelli iktisatçı Paul Krugman, İsveç’in para politikasının faiz indirmekte geç kalmasını ‘sadomonetarist’ para politikası olarak tanımlamıştı.

Bugün Riksbank’ın başkanı olan Stefan İngves ise 2001 krizi sırasında Türkiye’ye gelen ve politika tasarımında görev yapan IMF bankacılık heyeti içinde yer alıyordu.

Türkiye’deki politikacıların ve onların her söylediğini sorgulamadan tekrarlayan kesimler için bu kıssadan yanlış hisse de çıkarmamak gerekiyor; evde denemeyiniz. Tekrarlayalım; İsveç’in enflasyon oranı negatif, yani fiyatlar düşüyor. Yüzde 1’in altındaki çok düşük enflasyon ile deflasyona karşı yapılabilecek en önemli adım, faizleri sıfıra yaklaştırmak, negatif faiz uygulamak ve parasal genişlemeye gitmek.

Faizlerin sıfır olduğuna bakarak Türk Merkez Bankası’na İsveç’i örnek göstereceklere bu rezervasyonları not ederek; önce neden İsveç’in İnsani Gelişme Endeksi’ndeki yerini, yolsuzluk algısındaki yerini, ifade özgürlüğündeki yerini, PISA testindeki yerini, Ekonomik Özgürlük Endeksi’ndeki yerini ve Basın Özgürlüğü Endeksi’ndeki yeri gibi kıstasları örnek almadıklarını sormayı da peşinen borç bilmek gerekir.