Kaş yapayım derken

Son bir yılda yüzde 7'lerdeki faizi 1-1.5 puan daha düşük tutmanın bedeli; bugün yüzde 10-14 arasına sıkışmış genel faiz seviyesi oldu.

Merkez Bankası’nın dün ekonomistlerle yaptığı toplantıda Başkan Dr. Erdem Başçı açıkça şunu söylüyor; “Yüzde 5 de, yüzde 5.75 de, yüzde 12 de, yüzde 12.5 de politika faizidir.”. Merkez Bankası bir süre ‘ek sıkılaştırmaya’ gittiğini de ilan etti. Bunun anlamı, para piyasasında kısa vadeli faizlerin yüzde 5.75 ile yüzde 12.5 arasında yer alan faiz koridorunun üst bölgesine doğru yönlendirileceğidir.
Banka, son bir hafta içinde para vermek için düzenlediği ihale yöntemini geleneksel yönteme çevirdi. Bunun anlamı; Merkez Bankası’ndan para almak için repo ihalelerine girecek bankalar hangi faizden almak istediklerini de kendileri teklif ediyorlar. Geleneksel ihalelerde, herhangi bir faiz limiti yok. Ancak fiili limit, Merkez Bankası’nın gecelik vadedeki borç verme faizi, yani faiz koridorunun üst noktası yüzde 12.5’lik faizidir.
Düzenlenen 4 ihalede, ortalama faizler 11 ile 12 arasında gerçekleşti. Önceki günkü açıklamada ve de dünkü toplantıda ilan edilen ‘ek sıkılaştırma’, Merkez Bankası’nca piyasaya verilen TL’nin ortalama faizinin üst banda yakın olması, yani yüzde 11-12 seviyesinde sağlanması demek. 

TL sıkışıyor
Yalnız, bu görünümü değiştiren şöyle de bir süreç gelişiyor; ortaya çıkan döviz talebini karşılamak için Merkez Bankası ihaleyle ya da doğrudan müdahale ile piyasaya döviz sürüyor. İşte en kritik yer de burası. Merkez Bankası’nın döviz satışı karşılığında TL aldığını hesaba katarsak, bankacılık sisteminde zaten sıkışık olan TL likiditesi daha da daralacak. Her satılan doların, döviz kurunu nereye çektiğinden çok, TL piyasasını daha da sıkıştıracağı hesaba katılmalı.
Merkez Bankası’nın döviz satışları karşılığında piyasadan çektiği TL, yine Merkez Bankası tarafından verilecek. Basit bir örnek: Bugünden itibaren üç aylık dönemde Merkez Bankası 10 milyar dolar satsa karşılığında ödenmesi gereken yaklaşık 19 milyar TL yine Merkez Bankası tarafından ilave olarak bankalara borç veriliyor olacak. Buna, ‘sterilize edilmiş döviz satışı’ deniliyor.
Bankaları Merkez Bankası kalıcı olarak daha yüksek miktarda borçlu oldukları sürece, ikincil piyasadaki faizlerin düşmesi söz konusu olamayacak. Mevduat, bono ve tahvil, kredi faiz oranları yüksek seviyesini koruyacaktır.
Pazartesi günü ‘istisnai gün’ açıklaması yapan Merkez Bankası, gerekirse ‘sterilize edilmemiş’ döviz satışı yapabileceğini açıkladı. Banka, politika faizinden yapılan fonlama miktarının geçici bir süre için azaltılarak normal günler için ilan edilen alt sınırın altına düşürerek ek parasal sıkılaştırmaya gidileceğini belirterek, “gerekmesi halinde bu işlemleri destekleyici yönde, sterilize edilmemiş (etkili) döviz satışlarının ve doğrudan müdahalelerin kullanılması da söz konusu olabilmektedir” diyordu. 

‘Sterilize edilmemiş’
İşte bu ‘sterilize edilmemiş döviz satışı’ kısmı daha can yakıcı. Düz bakınca, bankanın piyasaya herhangi anda müdahale ederek döviz satışı yapması ve bunun karşılığında gereken ek TL’yi de piyasaya vermemesi anlamı çıkıyor. Bu yüzden ‘etkili döviz satışı’ deniliyor. Pratikte anlamı şu; gün başında repo fonlamasını bitiren Merkez Bankası’nın gün ortasında doğrudan döviz satması ve bunun için gereken Türk Lirası’na karışmaması. Bu durumda bankaların TL bulamaması söz konusu olabilir. Gün sonunda adres belli: Bazı bankaların ‘piyasa yapıcısı’ olarak yüzde 12 ile borç alması, bazı bankaların da ‘geç likidite penceresini’ kullanması. Bunun faizi de yüzde 15.50!
Bugün bütün yollar bizi daha sert bir faiz patikasına doğru itiyor. Avrupa’dan gelecek olan ekonomik durgunluğa karşı bugün faizi indiriyor olacakken; son bir yılda sırf anlamsız bir ‘sıfır faiz’ ihtirasına kapılıp, ‘deneysel politika’ ile faizleri 1-1.5 puan daha düşük bir seviyede tutma çabamızın bedeli bugün olan bitenler.
Ne oldu? Son bir yılda yüzde 7’lerdeki faizi 1-1.5 puan daha düşük tutmanın bugün karşımıza çıkan bedeli; neredeyse iki katına yakın bir faiz, yani yüzde 10-14 arasına sıkışmış genel faiz seviyesi oldu.