Kervan yolda düzülür projesi; üçüncü havalimanı

İhalenin 'kimin yapacağı' bölümü şeffaftır ama 'neyin nasıl yapılacağı' bölümü kamu otoritesince halka mal edilmemiştir.

Üçüncü havalimanı ihalesi geçen hafta tamamlandı. İhale kamuoyunun önünde, TV ekranlarından canlı olarak aktarıldı kamuoyuna. Bunu ‘şeffaflık’ adına çoğu ihalede yapıyor düzenleyen otoriteler. Peki, bu uygulama ihalenin şeffaflığı konusunda yeterli midir? Benim yanıtım hayır. Neden mi? Anlatayım.

Nedeni şu; ihalenin, teklif zarflarının açılması ve açık arttırma ile sonuçlandırılması bölümünde icra şeffaf, buna hiç şüphe yok. Belirlenen düzen içinde açık biçimde yürütülüyor. Şeffaf olmayan şu; kamuoyu, kimin 25 yıl için hangi kira bedeli ile nihai olarak bir devasa havalimanı yapacağını biliyor ama yapım aşamaları, verilen garantiler ve tanınan süreler konusunda hiçbir fikri yok. İşin daha kötüsü; kamu otoritesi bu temel unsurları kamuoyu ile paylaşmadığı için projenin olabilirliği konusunda ibre ‘negatif’ yöne eğiliyor.

İhale 3 Mayıs Cuma günü yapıldı, dün itibariyle kamuoyuna yapılmış bir bilgilendirme yoktu. Eğer bunları bilmiyorsanız şeffaflıktan bahsedilemez. Cuma gününden bu yana, gazeteciler ve ekonomi yazarları ‘olsa olsa’ hesabı ile bu projenin fizibilitesini değerlendiriyorlar. Kamu otoritesinin ‘bir şeyi iyi bir paraya’ devrettiği düşünülüyor, ama koşullarını kamuoyuna açıklama zahmetinde bulunan bir yetkili yok ortada.

Dört etapta tamamlanması beklenen projenin yapım maliyetinin 10 milyar euro olabileceği, bunun da üçte birlik bir özkaynak şartı olduğu; havalimanı işlemeye başladıktan sonra da 22 milyar 152 milyon euroluk işletme bedelinin yıllık taksitlerle ödeneceği bildiriliyordu. Örneğin bu yıllık kira tüm proje bittikten sonra mı, yoksa ilk etaptan sonra mı, kademeli orantılı mı ödenmeye başlanacak bilinmiyor.

Bu bilgilere önceki gün, kamunun ihaleyi alacak ortak girişim grubuna ihale şartnamesi çerçevesinde verdiği garantiler olduğu haberi ilave oluyordu. Buna göre; tarife garantisi, gelir garantisi, aynı yakadaki Atatürk Havalimanı’nın kapatılması, yeni havalimanı yapılmayacağı yönünde garanti verildiği haberleri yer aldı. En önemlisi belki de; inşaat belli bir aşamaya geldikten sonra sözleşme iptaline gidilirse kamu otoritesi o aşamaya kadar yapılan harcamaları karşılayacakmış.

Özellikle de yukarıda bahsettiğim son teminat dikkate alınırsa sadece finansman konusundaki finansman jimnastiği gösteriyor ki; önemli olan, havalimanını kısa sürede işler hale getirecek bir inşaat finansmanı en kritik unsurdur. Etapları sona ererek tamamlanmış bu projenin yıllık kira bedelinden çok, önaşamadaki finansman faaliyetidir bu projenin zorluğu. O da yine, yapılan bir bilgilendirmeden değil, haberler üzerine kurulu bir yorumdur nihayetinde.

25 yıllık kira bedelinin toplamı olan 22 milyar 152 euroluk bedelin iyi mi kötü mü, müthiş mi sıradan mı olduğunun sırrı, şartname koşullarının temel taşlarında gizli görünüyor. İyi fiyat-kötü fiyat değerlendirmesi için finans matematiğine, bunun için de koşulları bilmeye ihtiyaç var.
Bu fotoğraf içinde yapılabilecek yorum şu; Ankara’daki siyasal otorite, İstanbul’a mega bir proje olarak havalimanının yapılması kararını verdi. Bunun zorluklarını doğru okudu; bu zorlukları gözeten bir şartname oluşturularak ‘kervan yolda düzülür’ örneği koşullarla bir ortak girişim grubuna proje teslim edildi. İhaleyi alacak grubun fizibilitesinden çok, ihaleyi alarak projeye başlamasına daha önem verildiği anlaşılıyor.

Kamuoyu şunu bilmiyor; ihaleyi alan ortak girişim grubu, ilerleyen günlerde örneğin “Finansman sağlayamıyoruz, Hazine garantisi verin” derse yanıt ne olacaktır? Eğer Hazine garantisi verilirse ihale verildikten sonra koşullar değiştirilmiş olmaz mı?

İhalenin ‘kimin yapacağı’ bölümü şeffaftır ama ‘neyin nasıl yapılacağı’ bölümü kamu otoritesince halka mal edilmemiştir.