Kriz, 'Fars Baharı'na uzanır mı?

İran'daki döviz krizinin bugünden kaybedeni belli: Orta sınıf
Kriz, 'Fars Baharı'na uzanır mı?

İran’da döviz krizi derinleşiyor. Durum Batılıların koyduğu ambargo ve mali blokajın da ötesine geçti; İranlılar, yanlış adımlarla mevcut krizin daha da kötüye doğru yol almasına neden oluyorlar. Peki, bu, İran halkına nasıl yansıyacak?

Döviz kuru yılbaşına göre ikiye katlandı, hemen kambiyo kontrolleri devreye sokuldu. Kötü yönetimlerin ilk başvurduğuna sarılıp, sert adımlar atıldı; 16 kişi, döviz spekülasyonu nedeniyle tutuklandı.

Cuma günkü durum şöyleydi: Döviz büfeleri fiyat ilan etmeyi bırakmışlardı. İlan edenler de geniş bir marjda kur ilan ediyor ve sadece birkaç yüz dolarla sınırlı satış yapıyorlardı. Döviz kurunun 30 bine gerilediği konuşuluyor. Konuşuluyor; çünkü ilan edilmiş bir kotasyon yok, satan yok. İran’da merkez bankasına bağlı bir yapısı olan ‘Döviz Büfeleri Birliği’nden tüm döviz büfelerine bildirilen bir talimat vardı; dolar 25 bin riyal kuru üzerinden satın alınacak, 26 bin riyal üzerinden satılacaktı.

Krizi derinleştiren yasaklar İki temel soru ortaya çıkıyor; birincisi, döviz fiyatı oluşumu hükümetin aldığı kararlar ve tutuklama gibi uygulamalarla baltalanmış durumda. Serbest piyasada oluşan, ilan edilen ve herkesin bilgi sahibi olduğu bir piyasa yanlış adımlarla çalışmaz hale getirildi. Bu durum, dış ticarete konu mal ve hizmet fiyatlarında fahiş artışlara yol açabilecek. Aynı zamanda dış ticarete konu olmayan malların fiyat oluşumuna da etkisi olacaktır. Nihai olarak soru, enflasyonun hangi düzeyde olacağıdır?

İkincisi, bu döviz krizi ile başlayan süreçte, hangi sosyal kesimin nasıl etkileneceği sorusudur. Arap Baharı sürecinde bu hareketin ivmesini orta sınıfın verdiği malum. İran’da da döviz krizinin sonuçlarının orta sınıfa etkisinin ne olacağı çok önem kazanıyor.

İran’da serbest piyasada bunlar olurken İran Merkez Bankası’nın (Bank Markazi) resmi kurunda çok fazla bir değişiklik olmadı. Merkez Bankası şunu yapmış: Lisanslı ithalatçılar ile ihracatçıları kendi bünyesinde kurduğu ‘döviz takas merkezi’nde buluşturup, kendi gözetiminde arz-talep buluşmasını sağlamaya çalışmış. İkincisi de ithal malları için 1’den 10’a kadar belli bir önceliği olan gruplar belirleyerek, bunların ithalatı için gereken dövizleri, kendi kurundan satışını yapmaya başlamış. Grup 1 ve 2’de yer alan mallar gıda ve ilaç. İthalatta önceliği olmayan kimi emtia ya da endüstriyel ürünler, resmi kurdan (kabaca dolara karşı 13 bin riyal) döviz tahsisatı için sıra beklemek durumunda.

Hangi fiyat doğru?
Kimi iktisatçılar, “Gıda ve ilaç gibi temel maddeler resmi döviz kurundan tahsisatı yapılan dövizlerle ithal edildiğinden düşük gelir grupları için enflasyon yaratmaz” iddiasında. Serbest piyasada döviz kurunun neredeyse ikiye katlanmasının etkisinin asıl orta sınıfa olacağı savunuluyor.

İran Merkez Bankası’nın dövizi kısıtlı ve belli koşullarla serbest piyasa kurunun neredeyse yarısı üzerinden tahsis etmesi, fiyatlar genel düzeyini düşük kılması pek de olanaklı görünmüyor. Öncelikler listesinde geride kalıp beklemek istemeyen ithalatçılar ile liste dışında kalan malların ithalatçılarının pahalı olan serbest kurdan döviz satın aldıkları hesaba katılmalı. İkincisi de serbest piyasayı ‘düzene koymak’ için atılan otoriter adımların, özel kesimin elinde bulunan dövizleri daha da değerli hale getirdiği, bunun da ithal ürünlerin -ki ambargo nedeniyle bunun da sınırlı olduğu hatırlanmalı- fiyatlamalarını kaotik hale getirdiğini unutmamak gerekiyor. İlave olarak, böyle bir ortamda bunun ikincil etkilerinin olmayacağını varsaymak, belli bir iyimserlik gerektiriyor.

İran’da orta sınıfın bu krizden darbe alacağı çok açık. Kriz hem bu sınıfın varlıklarını küçültecek hem de satın alma gücünü. Ama yoksul kesimin etkilenmeyeceğini söylemek doğru değil. İran’daki siyaset de bu krizin nasıl seyredeceğine ve nasıl yönetileceğine bağlı olarak biçimlenecek. ‘Fars Baharı’ da...