Krizde umut 'meşin yuvarlağa' kaldı

Bu şampiyona her bakımdan Avrupa futbolu için bir dönüm noktası olacak.

Avrupa’nın futbol şampiyonası Euro 2012 cuma günü, düzenleyici iki ülkede; Polonya ve Ukrayna’da başlıyor. Kriz ara verir mi bilmem ama Avrupa, finansal krizin gölgesinde bir futbol şampiyonasına tanık olacak. Katılan 16 ülkenin 13’ü AB üyesi, biri ise 2013 Temmuz ayında katılıyor. Bunların 8’i Euro Bölgesi içindeki ülkeler. Finansal krizde adı geçen hangi ülke varsa hepsi Euro 2012’ye katılıyor. Her zaman olduğu gibi, yatırım şirketleri Euro 2012 için ekonomik açılı futbol analizleri yazmaya başladılar çoktan. İşte onlardan biri, ABN-Amro’nun ‘Soccernomics 2012’ başlıklı notu.
Notta, Euro 2012 şampiyonunun Almanya, Fransa ya da Hollanda’dan birinin olmasının yararı üzerinde duruluyor. Eğer bu üç ülkeden biri kupayı alırsa Euro Bölgesi’ndeki çekirdeğin ne denli güçlü olduğuna dair algının güçleneceği savunuluyor. Bunlar arasında da seçimlerde Hollande ile yeni bir çıkış yaratan Fransa’nın kazanması halinde, bu hikâyenin daha güçlü biçimde devam edebileceği vurgulanıyor.
En eğlenceli yorum ise kupayı parasal birliğe katılmayan Britanya, Danimarka ya da İsveç’in kazanması halinde, bunun euro için önemli bir darbe daha getireceği idi.
Ama ABN-Amro, futbol dünyasındaki ‘kazanan takımı değiştirme’ inancının işe yaradığını ancak bu defa ‘form sıralamasının’ önem kazanacağını ileri sürüyor. FIFA sıralaması ve 2011’den bu yana maç sonuçlarından türetilen ‘form sıralamasına’ göre, kazanması olası takımın Almanya olduğu düşünülüyor. Öte yandan bu sıralamada ikinci gelen İspanyol takımının hem yaşlanmasının hem de başarıya doymuş olmasının dezavantaj olduğu not düşülmüş.
Aslında bu şampiyona her bakımdan bir dönüm noktası olacak. Birincisi, Avrupa krizinin derinleştiği bir ortamda yapılıyor olması. Bu yüzden Yunanistan, Portekiz, İrlanda, İspanya ve İtalya gibi kemer sıkmanın en sıkıntılı anlarına denk düşmüş bir şampiyonanın toplumsal yansımaları olacak. Bu ülkelerin yeşil saha başarıları, moral destek bakımından bir çapa olacak. İkincisi ise bu şampiyona belki de Avrupa’daki futbol heyecanının da durgunluğa girme eşiği olacak. Hem ekonomik kriz hem de UEFA’nın ‘finansal fair play’ kurallarının 2013’te yürürlüğe girmesiyle futbol bir endüstri olarak da ‘törpülenmiş’ olacak.
Malum UEFA, 2013’ten itibaren futbol kulüplerinin yıllık zarar, borç yükü ve borçlanma tavanlarını belirleyen sınırlamalar getiriyor. Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen kulüpler, para cezası ya da turnuvalara katılamama cezası alacak. Sıkı kurallar, Avrupa’daki finansal krizle birlikte futbolda bir durgunluk ya da gerileme yaratabilecek. Bunlar da olasılıkla Euro 2012’yi, ‘futbolun parlak şampiyonalarının sonuncusu’ yapmaya güçlü bir nedensel payanda oluşturuyor.
UEFA’nın 2011 verilerine göre; 1996-2011 arasındaki 400 en pahalı transferin yüzde 90’ı, İngiliz, İspanyol ve İtalyan takımlarınca yapılmış. Şimdi ikisi derin bir finansal krizde olan iki ülke ile temkinli bir kulvara giren İngiltere’de transferlerin de futbolun da eskisi gibi olamayacağı çok açık.
Bu yüzden Euro 2012’nin keyfini çıkarın!