Krize uluslararası boyut ekonomiye zarar

Krizin uluslararası boyut kazanması demek, bir taraftan da emeklilik paralarını Türkiye'ye yatırmış olan Norveçli emekli öğretmenlerin tedirgin olması demek.

Hani bu karapara ve rüşvet soruşturmasından ortaya çıkan krizi ekonomiye yansıtmak için birileri komplo geliştirmeye kalksaydı; hükümetin kriz sonrası ortaya koyduğu tavır ve attığı adımlardan daha iyisini bulamazdı.

Krizin kendisi; rüşvet ve bunun arka planındaki karapara trafiğine dair savcılık soruşturmasına karşı, hükümetin komplo iddiası ile soruşturan ekibi ve kuralları değiştirme çabası idi. Herkes bu krizin iç siyaset boyutu ile ilgili iken, hükümet öyle adımlar atıyor, öyle hatalar yapıyor ki giderek daha fazla uluslararası bir boyut kazandırıyor. Uluslararası boyut kazanması demek, bir taraftan da emeklilik paralarını Türkiye’ye de gönderip yatırmış olan Norveçli emekli öğretmenlerin haberdar olması, tedirgin olması demek.

Birincisi; hükümetin soruşturma ekibini değiştirme ve yönetmelik değişikliği ile kontrol altına alma çabası, karaparanın aklanması ile ilgili mücadele konusunda OECD düzeyinde ‘gri liste’ içinde bulunan Türkiye’nin kara listeye doğru sürüklenmesi söz konusu olabilir. Daha kötüsü ve fazlası; yargısal süreç içindeki bir soruşturmayı yürütme erki ile kontrol altına alınması çabası karapara içeren bir konuda yapılıyorsa ülkemizin kimi kurum ya da bankalarına uluslararası blokaj riskini de yükseltiyor.

İkincisi, her hata ve yanlışı komplo kuramı ile açıklayabilirsiniz, sonuçta kamuoyu ve seçmeniniz karar verir. Ancak yolsuzluğun üzerine gitmek yerine komplolarla ülke işaret ettiğinizde, bu uluslararası ilişkilerinizi bozar, daha fazla uluslararası boyut kazandırır. Nitekim öyle de oluyor. Her şey bir tarafa, Norveç’teki emekli öğretmenlerin fonunu yöneten birinin gördüğü fotoğraf böyle; yatırım yaptığı ülke, ikinci kez başka ülkeleri suçluyor; işin içinde karapara soruşturması, yürütme ve yargı gibi kuvvetler arası çatışma, komplo suçlamaları, ülkeler arası yükselen bir gerilim, yükselen bir siyasal istikrarsızlık riski var, ne yapar dersiniz?

Hükümet içeride ‘devekuşu’ örneği ‘görmezseniz sorun yoktur’ adımları atadursun, tüm bunların yanıtı uluslararası basında yer almaya başladı bile. O kadar ki Türkiye’deki gelişmelerin diğer tüm gelişen piyasa ekonomilerinde ortaya çıkacak çalkalanmanın çekirdeği olabileceği yazılıp çizilmeye başlandı.

Krizi yönetemezseniz kriz sizi yönetmeye başlar. 2001 krizi, Başbakan Erdoğan’ın doğru saptaması ile ‘yönetim krizi’ idi. Anayasa kitapçığı neden atılmıştı masaya? Yolsuzluk konusunda bakanlara yapılan suçlama vardı. Siyasal kriz, ekonominin en zayıf noktasından vurdu ve krize girdik.

‘Net Hata ve Noksan’ ile İran’a altın ihracatı ilişkisi

İran’a altın sevkıyatı konusu açılınca yeniden gündeme geldi; İran’a altın ihracatı ile ödemeler dengesi hesaplarında bilinemeyen giriş ya da çıkışları gösteren ‘net hata ve noksan’ (NHN) kalemi arasında bir ilişki var mıydı? Nisan ayındaki bir yazımda yer almıştı; İran’a ihracat kalemi altında giden altınlar, ödemeler dengesinde NHN hesabında azalış yaratıyordu. Nedeni şuydu; ihraç edilen altınların karşılığı dövizler ülkeye gelmiyordu. Çünkü İran’dan ithal ettiğimiz gaz ve petrolün bedeli İran’a gidemiyor, bunun yerine İranlılar bu enerji bedelleri ile Türkiye’de altın satın alıp ülkelerine taşıyordu. Çok doğal olarak bu altınların bedeli de Türkiye’ye gelmiyordu. Böyle olunca, bu altın sevkıyatını ülkemize döviz getiren ihracat olarak hesaba kaydettiğimiz için, ama bedeli de fiilen ülkemize gelmediği için cari denge ile ülkeye gelen finansman farkı şaşıyordu. Bunun yansıması NHN’yi azaltıcı yönde idi. Bu ihracatın geliri dövizler girmediği için NHN negatif seyretti. Mart 2013’te son 12 aylık altın ihracatı 16.6 milyar dolara erişirken NHN de -7.7 milyar dolara düştü.