Lagarde'ın 'seçimi'

İster IMF isterse AB yakın zamana kadar Afrika'daki açlıkla ya da yoksullukla çok ilgili olmadılar.
Lagarde'ın 'seçimi'

IMF Başkanı Christine Lagarde Nijer deki çocukların Atina daki insanlardan daha fazla yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi.

IMF Başkanı Christine Lagarde’ın, Guardian’a verdiği söyleşide, Yunanistan konusundaki sert sözleri ve duruşu büyük tepki topladı. Lagarde’ın söyleşisinde verdiği örnek, bana da 80’li yılların başındaki Meryl Streep’in oynadığı, Alan J. Pakula’nın “Sophie’nin Seçimi” adlı filmi anımsattı. Ama Lagarde’ın örneği fena halde fırsatçılık kokuyordu. Bakın nasıl?
Guardian’dan Decca Aitkenhead, Lagarde’a ‘doğum yapacak kadınların ebe bulamayacakları, hastaların yaşam kurtaran ilaçlara erişemeyecekleri, yaşlıların da bakımsızlıktan tek başlarına ölüp gidecekleri anlamına gelen kemer sıkma önlemleri talep edilmesine’ ne diyeceğini sormuş. Aitkenhead, Lagarde’a bu insanların görüntülerinin Lagarde’ın zihnini meşgul edip etmediğini, yoksa mali sonuçlara mı baktığını sormuş.
Aldığı yanıt ilginç: “Hayır, daha çok Nijer’deki küçük bir köydeki okulda bir sırayı üçü birden paylaşarak iki saat eğitim almaya istekli küçük çocukları sanırım. Her zaman gözümün önündeler. Çünkü sanırım onların Atina’daki insanlardan çok daha fazla yardıma ihtiyaçları var.” Lagarde’ın bu sözleri kısa bir süre duygulanma ile yarım kalmış. 

Ağır sözler
Lagarde, ‘Atina’daki insanlar’ referansını açıklamış: “Bütün bu insanların hep vergi kaçırmaya çalıştıklarını düşünüyorum.” Guardian muhabiri soruyor: İşsizler, işini kaybedenler ve kamu hizmetlerine muhtaç kişiler de mi? Yanıt: “Sanırım hepsi eşit derecede. Onlar hep beraber kendi kendilerine ortak biçimde yardım etmeliler. Nasıl mı? Hep birlikte, vergilerini ödeyerek.”
Soru: “Geri ödeme zamanı mı?” Yanıt: “Evet.” Guardian, bu söyleşiyi ‘Sempati beklemeyin: Geri ödeme zamanı’ başlığıyla verdi.
Bu sözler Atina’da büyük bir tepki topladı. Kemer sıkma taraftarı Pasok lideri Venizelos bile tepki gösterdi ‘aşağılandık’ diye.
Lagarde’ın söyleşisindeki örnek Yunanlıları kızdırdığı gibi, kimine göre bir empati geliştirebilir. Ama doğru bir analoji değil. Sanki hassas bir terazide tartı yapılıyor hissi uyandırabilir. Ama doğru değil.
İlk bakışta bana Meryl Streep’in oynadığı, Alan J. Pakula’nın 1982 yapımı “Sophie’nin Seçimi” adlı filmini anımsattı. Nazi işgali altındaki Polonya’da, direnişçi olan sevgilisinin ele geçirdiği Gestapo belgelerinin çevirisini yaparak yardım eden Sophie, sonunda yakalanarak iki çocuğu ile birlikte toplama kampına gönderilir. Günün birinde, Naziler Sophie’den çocuklarından birini seçmesini isterler; biri krematoryuma, diğeri çalışma kampına gidecektir. Sophie zor bir seçim yapmak zorunda kalır. 

O film, bu da
Lagarde’ın ‘seçiminin’ de görünüşte bu filme benzer olduğunu düşünebilirsiniz. Gözleriniz dolabilir. Ama pek öyle değil. Lagarde’ın anlatırken gözlerinin dolması, olsa olsa krizdeki ‘metal yorgunluğu’ ile açıklanabilir. İster IMF, isterse AB yakın zamana kadar Afrika’daki açlıkla ya da yoksullukla çok ilgili olmadılar. İşte Libya; başka bir şey değil ama bombalamaya ilk koşan Fransa oldu. Daha çok kalkınma sorunlarına kafa yoran Dünya Bankası da son 10 yılda devede kulak çaba içinde.
Lagarde’ın seçimi, hassas bir terazide küresel bir sorunu çözmekle ilgili değil. Ne Afrika’daki yoksullar ne de Yunanistan’daki yoksullar; Yunanistan’daki krizin bulaşıcılıkla gelişmiş ülkelere yayılmasını engellemekle ilgili. Krizin merkeze gitmesini engellemekle ilgili.
Avrupa’nın merkezinden Yunanistan’daki duruma bakarsanız, Lagarde’ın sözleri, varlıklı Alman ve Fransız vergi mükelleflerinin çok hoşuna gidebilir; tam da “Yapsaydık, Nijer’deki çocuklara yapardık” tarzı bir bağlamda.
Avrupa’daki krizin yapısal nedenlerini ortadan kaldırmaya, çözümlerini de yaşama geçirmeye yanaşmayan siyasetçilerden, bürokratlardan umudunuz kaldı mı?