Mesaj kaygılı TL: <img src="http://i.radikal.com.tr/150x113/2012/03/01/fft16_mf929310.Jpeg" alt="" />

Beğenen de olur, beğenmeyen de; bakalım halk kullanarak TL'nin simgesine sahip çıkacak mı?

Merkez Bankası’nın dün Başbakan Erdoğan’ın katılımı ile düzenlediği törende Türk Lirası simgesi açıklandı. Seçilen TL simgesi şu oldu:
Merkez Bankası Başkanı Dr. Erdem Başçı’nın simgenin geometrisi ile ilgili anlam atıfları şöyleydi: Alttaki çeyrek dairesel kuyruk (yarım çıpa) Türk Lirası’nın saklama aracı olarak güvenli bir liman haline geldiğini, çıpa boynunu yukarı eğimle kesen çift çizgi ise Türkiye ekonomisinin ve Türk Lirası’nın istikrar içinde yükselen değerini simgeliyordu.
Fazlasıyla bir anlam yükleme kaygısı ortaya çıkınca; tasarımcısının ilk çiziminden, paralel çizgiye yukarı doğru eğim verilerek biraz farklılaştırılan bir simge ortaya çıkmış.
Türk Lirası’na bir simge bulmak neden önemli? Bir ulusal paranın tanınırlığı ve bilinirliği, simgesinin kolay yazılması ve anımsanması ile en azından görsel belleğe yerleşmesiyle mümkün. Güzel, bizde de bu yola girildi. Yarışma açıldı. Paranıza küresel bir bilinirlik sağlayacak simge belirleme yoluna gireceksiniz, ancak işleri alaturka usullerle en başından yerelliğe gömmekten de kaçınmayacaksınız. İşte simgeyi seçme ve sunma süreci de böyle oldu.
Birincisi, çok fazla ‘mesaj kaygılı’ bir simge seçimine gidilmesi, birinci olan Tülay Lale’nin özgün tasarımına ‘mesaj rötuşu’ yapılması, simgeyi karmaşık bir hale getirmiş. 15 yaş üzerindeki nüfusun yüzde 42’sinin eğitim seviyesinin ilkokul ve altı olduğu hesaba katılırsa kendi yurttaşlarımızın yazabileceği, anımsayabileceği bir simge değil. Türk Lirası’nın kısaltması olarak TL’ye daha yakın ve akılda kalabilecek bir simge seçilebilirdi.
İkincisi, son bir yılda parasının değer kaybetmesini ön plana alan, böylelikle parasına ‘rekabet gücü kazandırdığını’ söyleyen, ama bunun sonucunda da enflasyonu feda eden bir merkez bankasının simge belirlemesini teselli olarak mı göreceğiz?
Parasının simgesi olarak, omurgası ‘yarım çıpaya’ oturan bir simgenin seçilmesi, para politikası çıpası olarak enflasyon hedeflemesi yürüttüğü iddiasında olan ama bunu askıya alarak ‘yarım hedefleme’ yapan bir merkez bankası için uygun bulunabilir. Ya da ülkede yerleşik tasarrufçuların enflasyona yenilerek dibe vurmasının yarım çıpayla simgelenmesi, kara mizah esintisi yaratmadı değil!
Üçüncüsü, sunuşun düzenlenmesi ile ilgili. Malum, 21 Şubat günü bu toplantının 22 Şubat saat 15.30’da düzenleneceğini açıklayan Merkez Bankası, “TL simgesinin farklı bilgisayar ortamlarında güvenli bir şekilde uygulanabilirliğinin gösterimine ilişkin teknik çalışmaların tamamlanabilmesi için zamana ihtiyaç duyulduğundan, söz konusu toplantı ileri bir tarihe ertelenmiştir” diye açıklama yapmıştı. Yine malum, o tarihler Başbakan Erdoğan’ın yapılan ameliyat nedeniyle çalışmalarını askıya aldığı günlerdi. Merkez Bankası’nın bunu söylemek yerine teknik bahanelere sarılması hiç de şık olmadı doğrusu. Başbakan’ın katılımının beklendiği ancak rahatsızlığı nedeniyle ertelendiği açıklanabilirdi. Ülke parasının simgesinin açıklandığı bir toplantıda bulunmak ülkenin başbakanının hakkı. Tuhaf olan, ertelemenin bu nedenle yapıldığının söylenmemesi. Herkesin bildiği bir sır. Yine bir iletişim hatası.
Ayrıca sunuş toplantısında Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın sanki AK Parti logosu açıklanıyormuş gibi bir konuşma yapması, ‘9.5 yıllık AK Parti dönemindeki başarılardan’ bahsetmesi de pek şık olmadı. Merkez Bankası binasında parti başarılarından bahsedilmesi, Merkez Bankası bağımsızlığına da yeni belirlenen TL simgesine de gölge düşürdü. Gölge düşürdü çünkü tüm halkın benimsemesini istediğiniz ortak bir değeri, ulusal paranızın simgesini kamuoyuna sunarken parti rozetinin değil, yine ortak değerlerin ön plana çıkarılması beklenirdi. Yine bir iletişim hatası, kazası!
Beğenen de olur, beğenmeyen de; bakalım halk kullanarak TL’nin simgesine sahip çıkacak mı?