Not artışı sonrasında ne olacak?

Yatırım sınıfına gelmeden borsada ve risk priminde ortaya çıkan kazançlar, not artışı sonrasında eriyor.

Bu günlerde Türkiye’nin kredi notunun artacağına dair bir beklenti var. Son birkaç haftadır borsada görece daha iyi bir performansta, faizlerde de görece düşük bir seyirde bu beklentinin etkisi vardı. Peki, gecikmiş bu not artışıyla ‘yatırım sınıfına’ dahil olmak ne getirecek bize?
Önce küçük bir anımsatma: Ülkelerin kredi batma riskine (CDS) dayalı olarak ülke notu eşdeğeri hesaplayan CMA adlı veri toplama şirketinin raporuna göre Türkiye’nin olması gereken notu BBB. Yani yatırım sınıfında. Yani çoktandır notu yatırım sınıfında gibi fiyatlanıyor ülke varlıkları.
Not artışı geldiğinde ne oluyor? Merkez Bankası araştırmacıları İbrahim Burak Kanlı ve Yasemin Barlas hazırladıkları notta buna yanıt aramışlar. Sonuçlar şöyle: 

1- Kredi notu yatırım yapılabilir seviyeye yükseltilen ülkelerin portföy yatırımları ve kredi kanallarıyla yabancı sermayeye ulaşım imkânı artıyor. Ancak doğrudan yabancı yatırım eğiliminde belirgin bir değişim olmuyor. 

2- Yatırım sınıfına gelmeden borsada ve risk priminde ortaya çıkan kazançlar, not artışı sonrasında ülkenin bulunduğu grup içinde daha iyi seyretse de eriyor. 

3- Not artışı sonrası yurt dışından borçlanma maliyeti düşerken, borçlanmanın vadesinde anlamlı bir değişim ölçülmemiş. 

4- Kur, not artışından önce değer kazanma eğilimine giriyor ve bu eğilim not artışı sonrasında da devam ediyor. 

5- Yurtdışı finansmana ulaşımın kolaylaşmasıyla, not arttırımı öncesinde düşüş eğiliminde olan toplam dış borç, not arttırımı sonrasında tekrar artmakta, cari dengede ise bozulma gözleniyor. 

6- Yurtdışı kredi imkânının artması yurtiçi kredi piyasalarına da yansıyor, özel sektöre açılan krediler ivmelenirken kredi faizleri düşüyor. Not artışı sonrası mutlak büyüme hızı not artışı öncesi seviyelerin üzerinde gerçekleşirken, göreli büyüme performanslarında kayda değer bir değişim gözlenmiyor. 

Oyak Yatırım ekonomistleri de, Türkiye ile aynı grupta olan ülkelerin deneyimlerine bakmışlar, çıkardıkları sonuçlara göre; Türkiye kredi derecelemesinde yatırım sınıfına terfi etmekle, 2013-2023 arasında yılda 75 milyar dolar yatırım çekebilecek. Bu, 10 yılda birikimli olarak ilave 100 milyar dolar sağlaması demek olacak. Bu tahminle, Merkez Bankası araştırmacılarının yatırım sınıfına çıkışla birlikte bir yıllık bir sürede kabaca GSYH’nin yüzde 1’i kadar portföy yatırımı artışı gözlemi örtüşüyor.
Birkaç soru kalıyor geriye; birincisi, diğer ülkelerin içinden geçtikleri uluslararası konjonktür ile bizim geçeceğimiz konjonktür aynı koşulları taşımıyor. Sonuçları da farklı olabilecektir. 2008 sonrasının dünyası ve ekonomisi artık ‘eskisi gibi’ değil. Bastıkları parayı öncekinin üç katına ulaştıran merkez bankaları ve finans sistemi derin bir krizde olan Avrupa söz konusu.
İkincisi de, kredi dereceleme kuruluşlarının itibarlarının oldukça hasarlı olması. Bu yüzden yatırım yapma kılavuzlarını gözden geçiren yatırımcılar hiç de az değil. Yatırım sınıfına geçiş, diğer ülkelerdeki benzer bir süreci bizde yaratmayabilir. Çok daha hafif yürüyen bir sürece tanık olabiliriz. Halihazırda notu yatırım sınıfı bir ülke gibi seyretmediğimizi kim söyleyebilir ki?