Önerim, faiz patikasına geçiş

Faiz koridorundan faiz patikasına geçilmesi; yükselen kur ve ekonomik durgunluk riskine karşı öngörülebilirlik ve esneklik sağlar.

Normal gün’ ve ‘İstisnai gün’ ayrımını yapana kadar Merkez Bankası, son bir ayda piyasaya ortalama 4.5 gün vadeyle ortalama yüzde 7,8 faizle para veriyordu. Cuma kapanış itibariyle piyasaya verdiği para çok değişmedi ama vadesi ortalama 9 güne çıktı. Bankanın piyasaya verdiği paranın ortalama faizi ise yüzde 8,20’ye çıktı.
Yeni uygulamaya giren 1 aylık repo ihalesinde faiz ortalaması yüzde 11,34 oldu. Bu ihalelerle piyasaya verilecek para 12 milyar TL olacak. Yani, bugünkü açık piyasa işlemleri ile piyasaya verilen paranın üçte biri.
Politika faizi ise yüzde 5,75’te duruyor. Ama para piyasasında hiçbir vadede faizler yüzde 5,75’in yakınında bile değil; Merkez Bankası’nın uyguladığı koridorun üst tavanında. Yani yüzde 11-12,5 arasında. Politika faizinin enflasyon bekleyişlerine çapa olması söz konusu değil artık.
Başkan Dr. Erdem Başçı, 2012 Para ve Kur Politikası toplantısında yaptığı konuşmada, “Önümüzdeki dönemde uygulanacak para politikası hem esnek hem de öngörülebilir olabilir mi” sorusunu sormuştu. Yanıtının “Mutlak anlamda hayır, izafi anlamda evet” olduğunu söyledi. 

Koridordan iletişim
Küresel koşulların hızla değişmesine para politikasının dengeleyici yönde hızla karar almasını politika esnekliği avantajı olarak tanımlayan Başçı, bunun mutlak anlamda politika öngörülebilirliği açısından bir olumsuzluk olduğunu da not ediyordu. Esneklik ve öngörülebilirlik arasındaki bu ikilemi azaltmanın tek yolunu, her bir olası şoka karşı para politikası kararının ne olacağı hakkında kamuoyunu önceden bilgilendirmesi olduğunu böylece de bağıl (izafi) anlamda para politikası hem esnek hem öngörülebilir olabileceği düşüncesinde.
Başçı, bunun için “2012 yılı boyunca esnek ve öngörülebilir bir para politikası açısından iletişim politikası en az uygulanan politikanın kendisi kadar önem taşıyacağını” vurguluyordu.
Peki, bu bir açmaz ise finansal krizin göbeğindeki merkez bankalarına bakalım. Özellikle de Avrupa Merkez Bankası’na (ECB). Krizin orta yerinde bile “olağanüstü bir dönemden geçiyoruz, politika faizinin ne olduğunu, öngörülebilirliği boş verin” diyor mu? Hayır. ECB esnek mi? Evet, fazlasıyla. Demek ki engel yok.
Bundan birkaç yıl öncesine kadar Merkez Bankası’nın iletişimini yürüten emekli merkez bankacı Aydın Özmen, blog’unda (ekopiyasa.blogspot.com) buna işaret ederek, şu soruyu da eklemiş: “Olası bir şoka karşı para politikası kararının ne olacağı hakkında kamuoyunu önceden bilgilendirmekten söz ediyor. Bu açıklama da ayrıca kafaları karıştırıyor. Para politikası kararının önceden kamuoyuyla paylaşılması, acaba Para Politikası Kurulu toplantısından (PPK) çıkacak kararın önceden duyurulması mı demek? Şayet anlatılmak istenen buysa para politikası kararları PPK toplantılarında alınmayacak demek ki bu daha vahim bir durum.” 

Faiz patikası ilanı
Bir süre daha döviz talebinin devam edeceği, döviz kurunun üzerinde de bir süre baskının olacağı veri olarak kabul edilirse Merkez Bankası’nın piyasaya verdiği paranın ortalama faizi düşmeyecek demektir. Öyle ise Merkez Bankası, hiçbir anlamı kalmayan politika faizi ile bir koridor içinde salınan efektif faiz uygulaması belirsizliğini bir tarafa atıp, faiz patikası uygulasa mevcut durumdan daha iyi bir durum olacaktır.
Kısa vadede kur baskısı, orta vadede de ekonomide aşağı yönlü riskler (durgunluk) söz konusuysa; Merkez Bankası’nın politika faizini 5,75’ten bugünkü mevcut efektif seviyeye (yüzde 8) çekmesi, bunun da enflasyon raporu dönemlerinde (üç aylık dönemde) geçerli olacak biçimde ama izleyen dönemde aşağı yönlü olacağını işaret ederek uygulanması bugünkü belirsizlik sorunlarını en aza indirger. Merkez Bankası’nın faiz koridorundan faiz patikasına geçmesi; yükselen kur ve ekonomik durgunluk riski arasına sıkışan politika yapıcıya hem öngörülebilirlik hem de esneklik sağlar.