OVP: Olsun Varsın Programı

Tutmayan tahminler, tutmayan bütçe hedefleri, samimiyetsiz enflasyon hedeflerinin yer aldığı program olarak OVP, arşivlerde yerini aldı.

Hükümetin ciddiye almadığı bir Orta Vadeli Program’ı (OVP) neden ciddiye alalım? Dünkü tabloya bakınca herhalde sorulması gereken ilk soru bu.

Geçen yıl OVP değerlendirmesi yazarken “OVP’ye inanmayın ama OVP’siz de kalmayın” düşüncesindeydim, sonuç da öyle oldu. OVP’nin işsizlik dışında öngördüğü hiçbir büyüklük gerçekleşecek bir yerde durmuyor.

Dün açıklanan 2013-2015 dönemi OVP’sine göre; 2013’te büyüme yüzde 4, izleyen iki yılda ise yüzde 5 olacak. Enflasyon ise 2013 sonunda yüzde 5.3, izleyen iki yılda yüzde 5 seviyesinde olacak.

Geçen yıl ise OVP’deki 2012 büyüme öngörüsü yüzde 4 idi. Bu ise hem döviz kurundaki çalkantının tavan yaptığı bir dönemde hem de Avrupa’daki finansal krizin gölgesinde yapılmıştı. Oysa bu yılı yüzde 3’le bitirebilmemiz bile tehlikede. Hükümete bakılırsa ‘ekonomideki yavaşlama, alınan önlemler sayesinde’ imiş. Oysa bu iddiada bulunan bir ekonomi yönetimine “OVP’de neden yüzde 4 öngörülüyordu?” diye sormak gerekir. Enflasyonda da benzer bir tablo var. Kaç yıldır enflasyon hedefi olarak OVP’ye yüzde 5 konuluyor? Kaç yıldır, yıl yüzde 8-9 enflasyonla bitiyor? Geçen yıl bu sıralarda açıklanan programa göre, 2012 yılında merkezi bütçe harcamaları 351 milyar olacaktı. Dün açıklanan OVP’ye göre 2012 yılını 362 milyar TL ile bitireceğiz. Bütçe gelirlerinden bahsetmiyoruz; ekonomik yavaşlama oldu, bu yüzden gelirler düştü diye açıklanabilecek bir tahmin-gerçekleşme farkı değil, harcamalardan bahsediyoruz. İşte bu tür yaklaşımlar, bizatihi hükümetin OVP’yi önem verilen bir belge olmaktan çıkardığını düşündürüyor.

İç talep temennisi
OVP’ye göre; 2013 yılında ekonomik büyüme yüzde 4 olurken bunu sağlayacak ana ivmenin iç talepten, yani özel kesimden geleceği varsayımı (temennisi) var. Peki, bu nasıl olacak? 2012’de toplam yurtiçi talepte, yüzde 3.9’luk büyüme varsayılmış. Özel tüketimin her yıl yüzde 3-4 arasında artması, özel yatırımların da yüzde 7 oranında devam edeceği varsayımı yer almış. Bunun kaynağını da hem kamu tasarruflarındaki hem de özel tasarruflardaki artışın oluşturacağı varsayılıyor. Toplam tasarrufların oranı 2012’deki yüzde 14.3’ten 2013’te yüzde 15, 2014’te yüzde 15.7 hesaplanıyor. 2015’te öngörülen tasarruf oranı yüzde 16.7’ye erişirken 2012’ye artışın 2.1’i özel tasarruf artışından, 0.3’ü kamu tasarrufundan öngörülmüş.

Bu büyüme kurgusunda sorun yok. Ama “Nasıl olacak da olacak?” sorusunun yanıtı yok. Sadece temenni var. “Türkiye’nin düşük yurtiçi tasarrufları, ülkeyi önemli ölçüde sermaye akımlarına bağımlı hale getirmekte ve döngüsel hareketlerin şiddetini arttırmaktadır” diye IMF’den dördüncü madde uyarısının ışığında, tasarruflar nasıl olacak da artacak diye sormak gerekiyor.

Açıklanan OVP’nin sadece temennilere dayanması yanında, çoğu verinin bilindiği 2012 yılına ait gerçekleşme tahminlerinin bile hâlâ iyimser temennilere dayandığı görülüyor. Yüzde 1.5’lik daralma yönünde açıklanan ağustos sanayi üretim verileri hem üçüncü çeyreğin hem de yılın tamamı için büyüme tahminlerini aşağı çekiyor. Takvim etkisi dışarıda tutulursa yüzde 1.2’lik bir büyüme, mevsimsellikten arındırma yapılırsa yüzde 2.3’lük bir daralmanın ortaya çıkmasıyla 2012’de ekonomik büyümenin yüzde 2.5’in üzerinde olması bile zorlaşıyor.

Kötü zamanlamayla açıklama
Tahminleri aşağı çeken bu verinin açıklanması ile IMF’nin Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun açıklanması da aynı güne denk düştü. IMF’ye göre 2012’de yüzde 3, 2013’te ise yüzde 3.5 büyüme tahmini yapılıyordu. İşte bu iki verinin gündeme düştüğü gün OVP açıklandı ve 2012 büyümesi yüzde 3.2, 2013 büyümesi de yüzde 4 olarak öngörüldü. Bunlara ilave olarak enflasyonun da 2013 için yüzde 5.3 olarak ilan edilmesiyle hükümetin programı fazlasıyla uç bir tahmin olarak yerini aldı. OVP’nin açıklanmasındaki zamanlama kadar, biçimi de oldukça üstünkörü oldu.

Tutmayan tahminler, tutmayan bütçe hedefleri, samimiyetsiz enflasyon hedeflerinin yer aldığı program olarak OVP, hükümetin sadece ve sadece yasa gereği Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir zorunlu belge olarak yerini aldı arşivlerde. Tutmuyor mu? Olsun varsın; tutarsa “Biz yaptık”, tutmazsa “Dünyanın halini görmüyor musunuz?” deriz!