Para politikasında 'sisli sadeleştirme'

Dün yol haritası kendini bile aydınlatamadı. 'Sadeleşme' adı altında 60 kelimelik kısa metinle ne olduğu anlaşılmayan bir çerçeve hala açıklanmaya muhtaç. Merkez Bankası 'sadeleşme' derken yeniden yeni bir 'matruşka' koyuyor ortaya.

TL hızla değer kaybederken elini çabuk tutması gereken Merkez Bankası, belli ki Ankara’daki siyasi havaya uyup para politikası kararlarında ‘istikşafi’ görüşmelere saplandı. Nasıl ki siyaset koalisyona niyetsiz ise Merkez Bankası da faiz artırımı masasında dağ gibi dururken, oyuncağa dönen para politikasını ‘sadeleştirme’ konusunda ‘keşfe’ dalmış görünüyor.

Dün faiz oranlarını değiştirmeyen Merkez Bankası, sadeleşeme için de kısa bir metin açıkladı. Bu, hem hemen adım atmasını bekleyenler açısından, hem de ortaya koyduğu tablonun belirsiz olması açısından hayal kırıklığı yaşattı. Bu oyalanma, TL’deki hızla değer kaybını devam ettirdi.

Dün bu açıklamalar geldiğinde, mali piyasalardaki farklı kaynaklardan şu ortak yorumu duydum; “bu işin sonu, bir gece yarısı olağanüstü toplanan Merkez Bankası toplantısında faizlerin şok artırımına gider”.

Siyasi belirsizliklere merkez bankalarının çare bulamayacağı düşüncesi sıkça dile getiriliyor. Bu, işini hep tam ve doğru yapan merkez bankalarının olduğu yerler için doğru olan bir değerlendirme. Merkez Bankası’nın kendi alanındaki belirsizlikleri çoktan azaltmış olması gerekiyordu; hem içerisi, hem de FED’in faiz artırımına hazır hale gelmek açısından çok önemliydi. Ne yazık ki Merkez Bankası da sona kaldı.

Peki, dün Merkez Bankası ne söyledi?

Para Politikası Kurulu toplantısı sonunda Merkez Bankası, dün faizleri değiştirmedi ama ‘likidite sıkılaşmasına’ işaret etti. Bunun anlamı şu; para politikasında sadeleşmeye giderken piyasaya yüzde 7.50 ile haftalık repo kanalından verilen paranın miktarı azaltılarak, bankaların bu açıklarını gecelik yüzde 10.25-10.75 oranlarından kapatmaları sağlanacak demek. Bu, bugünlerde yüzde 8.60 olan bankaların Merkez Bankası’ndan borçlandığı paranın ortalama fonlama faizini yukarı çekecek.

Öte yandan, Merkez Bankası dün para politikasında sadeleştirme yol haritasını açıkladı. Buna göre, yeni uygulamaya geçildiğinde ki bunun tarihi bile açıklanmadı; bugün yüzde 7.25-10.75 arasında olan gecelik faiz koridorunun, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı etrafında daha simetrik bir hale getirileceği ve daraltılacağı açıklandı. Bu zaten biliniyordu. İkincisi, hali hazırda yüzde 10.25’te olan gecelik olarak piyasa yapıcısı bankalara verilen fonlama imkânı, bu bankaların haftalık repo ile borçlanmalarına eklenecek. Piyasa yapıcı bankalar, hali hazırda hem yüzde 7.50’le haftalık repo hem de yüzde 10.25’le gecelik borç para alabiliyordu. Şimdi piyasa yapıcısı bankalar, Merkez Bankası’ndan aldıkları paranın ortalaması değişmeyecek biçimde haftalık olarak almaya devam edecekler.

Artık, bugün yüzde 7.50 olan haftalık repo faizi, bugünlerde yüzde 8.60 olan ve dün altı çizilen ‘likidite sıkılaşması’ ile muhtemelen yukarı doğru itilecek olan ortalama fonlama faizi ile eşitlenecek demek. Temel soru; ortalama fonlama faizinin nerede tutulacağı? Yüzde 9 mu? Yüzde 9.50’de mi? Yüzde 10’da mı? Faiz koridoru da bu oranın etrafında, bugünkü 3.5 puanın altına daraltılarak yerleştirilecek. Öyleyse bu durumda politika faizi yukarı çekilmiş olacak. Ancak, Temmuz sonunda Enflasyon Raporu’nu açıklarken bu sadeleşmeyi anlatan başkan Erdem Başçı, sadeleşmenin herhangi bir sıkılaşma ya da gevşeme anlamına gelmediğini söylüyordu. Eğer Merkez Bankası, belirleyeceği yeni haftalık repo faizi etrafında oluşturacağı dar koridorun tavanını yüzde 10.75’in altına çekerse; bu durum da ‘gevşetme’ anlamına gelecek. İşte bu denli karışık bir belirsizlik var.

Dün yol haritası kendini bile aydınlatamadı. ‘Sadeleşme’ adı altında 60 kelimelik kısa metinle ne olduğu anlaşılmayan bir çerçeve hala açıklanmaya muhtaç. Merkez Bankası ‘sadeleşme’ derken yeniden yeni bir ‘matruşka’ koyuyor ortaya.

Merkez Bankası’nın ortalama fonlama faizini bugünkü yüzde 8.60’dan yukarı çekmesi kuvvetle muhtemel; böylece piyasalara dönüp ‘sıkılaşma’ yaptım diyebilecek. Ancak faiz koridorunun tavanını da yüzde 10.75’den aşağı çekerek siyasete de göz kırparak ‘faiz indirdim’ demesi muhtemel.

Şurası çok açık; son bir ayda yüzde 10’a yakın artan döviz kuru, enflasyona da yansıyacak. Merkez Bankası’nın faiz artışı yapmadan ‘keşfetmesine’ zaman kalmadı.