Politika konuşmazsa başkanlar mı konuşuyor?

Son 20 yıla damgasını vu-ran eski merkez bankası baş-kanlarına sorarak yorumlattım; bizde merkez bankası başkanları son yıllarda gide-rek neden fazla konuşuyor?

Eski Merkez Bankası başkanlarımızdan biri anlattı; FED’in eski başkanı Alan Greenspan diğer merkez bankası başkanlarına şöyle yol gösteriyormuş, “Bir konuşma yaptıktan sonra asla sorulara yanıt vermeyin, zira en gevşediğiniz ve rahatladığınız andır; sonradan pişman olabileceğiniz söz söyleyebilirsiniz”.

Küresel kriz sonrasında gelişmiş merkez bankaları tüm araçlar kullanılıyor; hatta artık elde avuçta kullanılacak kullanılabilecek her türlü aracın da sonuna gelindi. Geçmişten daha güçlü biçimde kullanılan araç, merkez bankalarının iletişimi olmaya başladı; yani söz. Merkez bankası başkanları, para politikasına yön veren kurul üyeleri konuşmaya, kamuoyunu ikna etmeye, beklentileri güçlü biçimde yönetmeye çalışıyorlar.

Peki, bizde nasıl? 

Geçen gün Wall Street Journal Türkiye Yayın yönetmeni Cüneyt Toros, bizde son üç Merkez Bankası başkanının yıllık konuşma sayılarını yayımladı. Ben de bu tabloyu yıllık ortalama haline dönüştürdüm, Gazi Erçel’in konuşma sayılarını da ekledim. Aşağıdaki özet ortaya çıktı. Tablonun özeti şu: Erdem Başçı, çok kısa sürede yıllık ortalama 35 konuşma ile Gazi Erçel’in yaklaşık üç katı, Süreyya Serdengeçti’nin de 2 katı fazla sayıda konuşma yapmış. Görevi devraldığı başkan Durmuş Yılmaz’dan ise yüzde 40 daha fazla konuşma yapmış.

İşin doğrusu, bu tabloyu son 20 yıla damgasını vuran eski merkez bankası başkanlarına sormak ve yorumlatmaktı; bunu yaptım. Bu, bir eğilim mi? Farklılaşan bir merkez bankacılığı mı? Yoksa karmaşık para politikası daha fazla bir açıklamaya mı ihtiyaç doğuruyor?

Merkez bankacılar eski kurumları ile ilgili fazla konuşmak istemezler. Bu yüzden, söylediklerini anonim biçimde, görüş olarak aktaracağım. Eski başkanlar, hem para politikası uygulamalarında dış dünyadaki eğilimler açısından baktıkları gibi, içeriye dönük eleştirel bakış da ortaya koydular.

- Merkez bankacılığının evrimleşmesinin bir sonucu bu; önden konuşarak ikna etme ve para politikası adımlarının maliyetini azaltma çabası var. Kademeli olarak artması normal karşılanmalı.

- Küresel kriz ve devamındaki gelişmeler karşısında iletişim ihtiyacının artması olarak da değerlendirilmeli. Bizim dışımızdaki dünyada da çok fazla belirsizlik var.

- Para politikası çok karmaşık olursa ya da işleyişi karmaşık hale gelirse sinyaller karışır. Konuşarak açıklama ihtiyacı doğar.

- Zamanlama ve söylenecek mesaj önemli. Şartlar da duruşu değiştirebilir.

- 90’ların ortasından itibaren enflasyon hedeflemesi ve bekleyişleri yönlendirme önem kazandı. Merkez bankası başkanlarının konuşması da bu bekleyişleri yönlendirme açısından çok önem kazandı.

- Bizde bir süredir uygulanan para politikası geleneksel bir para politikası (unconventional) değil. Bu para politikasına çok eleştiri var; bu yüzden daha fazla konuşarak bunu anlatma çabası olmalı.

- Politikalar karmaşık hale gelirse daha fazla izahat yapma ihtiyacının ortaya çıkması kaçınılmaz. Daha fazla konuşmak yerine, politikaların netleştirilmesi daha fazla işe yarar.

- Para politikası araçlarının kullanımı konusunda Merkez Bankası üzerinde politik gölge olması, para politikasını yürüten karar alıcıları daha fazla konuşma, anlatma ve ikna etmeye yöneltiyor.

- Gelişmiş merkez bankalarının bugün çok popüler hale gelen, daha fazla sözle ‘ileri dönük kılavuzluk’ yapması (forward guidance) yeni bir olgu değil. Enflasyon hedeflemesinin temel özü merkez bankasının kredibilitesidir. Kredibilite varsa fazla konuşmadan da beklentiler yönetilebilir.

Bir merkez bankası eski başkanı şu uyarıyı yaptı: “doğru, merkez bankaları daha fazla konuşuyorlar ama halk arasında ‘çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz’ diye bir söz vardır; bu iletişimi yaparken de çok fazla tekrara düşmemek gerekiyor”.