Reform acıtır

Herkes ülke değişsin, gelişsin istiyor ama kimse kendini değiştirmek istemiyor.

Kimi zaman ihtiyaçlar zorladığı için, kimi zaman toplumsal gelişme için, ekonomik büyümenin sürdürülebilir kılınması için reformlara başvurmak kaçınılmaz.
İşte bunlardan biri de Meclis’e sevk edildiği 2006 yılından yasalaştığı 2011 başına kadar sürüncemede kalan bir reform. Özel kesimin, reel kesimin reformu niteliğini taşıyan Türk Ticaret Kanunu’nun yasalaşması idi. Tam 1535 maddeden oluşuyordu. Uzun bir süre, Meclis’te yasalaşması sürecinde iktidar-muhalefet arasında kaldı. Sonunda anlaşma sağlandı, Meclis gündemine alındı ve Ocak 2011’de yasalaştı. Kanun 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girecek. Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle yükümlülük altına girecek kesimler için tam olarak 1.5 yıllık bir zaman tanınmış oldu.
Nasıl ki finans kesiminde 2001 ve 2002’de yapılan düzenlemeler sağlıklı bir finansal kesim ortaya çıkarıp bununla 2008-2009 küresel krizini görece rahat atlatmışsak, reel kesim için de bir reform çabasına ihtiyaç vardı. Ekonomideki girişim, üretim ve ticaretin ana unsurlarının da değişim ve gelişme yönünde reform sürecine girmesi gecikmiş bir adımdı. 

Sıra sizde
2001 sonrasında Kemal Derviş’in öncülük ettiği ‘Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’ temelde bir reform sürecinin ilk adımıydı. Nitekim o tanımlandığı şekli ile ‘güçlü ekonomi’ye geçildi. Ancak sadece 2001-2002 reformları ile kalınması yeterli değildi. Devamının gelmesi gerekiyordu. Örneğin, krediyi verecek olan bankacılık kesiminin nasıl çalışacağı, kurumsal düzenleme ve denetiminin nasıl yapılacağı tasarlanmış ve hayata geçirilmişken bu bankacılık sisteminden krediyi alan şirketlerin ‘bir masa-bir kasa’ çalışmaya devam etmesi mümkün olabilir miydi? Hayır.
Ekonomik ve toplumsal gelişmeye ‘takoz’ olan bir başka unsur da kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin devam ediyor olmasıydı. Bunun hüküm sürdüğü özel kesim şirketlerinin ‘eski usul yöntemlerle’ devam etmesi de önemli bir sorun idi.
Nitekim kalkınma, gelişme konularına kafa yoran çeşitli kesimlerden reform talebi dile getirildi. Türk Ticaret Kanunu ile özel kesime, reel kesime kurumsallaşma yolunda çok önemli bir reform penceresi açıldı. Bu kurumsallaşma ile reel kesim-finans kesimi ilişkisi ve kaynak yaratma olanakları hiç olmadığı kadar daha sağlıklı bir kanalda işleyecektir. Kayıtdışılığın azaltılması açısından da önemli bir değişim yaratılmış oldu. 

Taşıyıcı kolonlar
Şimdi yaklaşık 5 ay sonra yürürlüğe girecek bu yasa için bir kulis hareketi başladı. Yaklaşık 50 maddesinin değiştirilmesi isteniyor. Her reformda olduğu gibi reform istemiş gibi görünenler, şimdi bu reformların karşısına dikilip “Zamanı değil”, “Dozu kaçtı” gibi yan yola girme çabası sergilemeye başladılar. “Henüz hazır değiliz” diyenler de.
Çarşamba akşamı SKYTÜRK 360’ta Murat Sabuncu’nun ve bir grup gazetecinin sorularını yanıtlayan ‘yasanın mimarı’ Ünal Tekinalp, talep edilen 50 maddelik değişikliğin yapılması halinde ‘taşıyıcı kolonların kesilmiş’ olacağını söylüyordu.
Şurası çok açık; bu yasa deyim yerindeyse ‘acıtacak’. Her reformda olduğu gibi rahatsızlık yaratacak. Yapısal değişim böyle olur. Bu yasa, Türk reel kesiminin değişim, reform yasası olacaktır. Hükümete ve muhalefete düşen, eskiye dönüşe izin vermeden, kararlı durmalarıdır.
Sevgili hocam Yahya Sezai Tezel’in çok sevdiği bir sözü (Eski Ahit’ten) bizim reel kesim temsilcilerine uyarlayarak aktaralım: Herkes ülke değişsin, gelişsin istiyor ama kimse kendini değiştirmek istemiyor.