Reform dediğin geleceği kurmaktır

Türkiye'nin büyümesi önümüzdeki 50 yılda küresel büyümenin akışına bırakılırsa refah artışı sağlanamaz.

ECD’nin hafta sonu yayımladığı ‘2060’a Bakış: Uzun vadeli büyümenin küresel vizyonu’ adlı ekonomi notuna göre; Türkiye’nin ne 2030’da ne de 2060’ta ekonomik büyüklükte ilk 10’a giremeyeceği anlaşılıyor.

Listeye giremiyoruz da acaba görece yüksek bir büyüme hızına sahip olabilecek miyiz? Tahminlere bakılırsa o da mümkün görünmüyor.

Raporda yer alan projeksiyonda Türkiye’nin 2011-2030 arası dönemde yüzde 4.5, 2030-2060 arası dönemde ise yüzde 1.9’luk bir ortalama yıllık büyümeye sahip olacağı öngörülmüş. Böylece, 2030’daki Türkiye ekonomisinin (2005 satın alma gücü paritesi baz alınarak) GSYH’si 2.2 trilyon dolar, 2060’ta ise 4.1 trilyon dolar olarak hesaplanmış.

2011-2030 arası dönem için tahminlerde Türkiye’nin sahip olacağı ortalama büyüme, bizi dünyanın en yüksek büyüyecek ilk 5 ülkesi arasına sokuyor. Ancak 2030-2060 arasında Türkiye için yapılan tahmin o kadar düşüyor ki ilk 20’ye bile zor giriyor.

Çin, Hindistan, Brezilya, Endonezya, Meksika ve Türkiye’nin 2011-2030 arası dönemde yüzde 4’ün üzerinde ortalama büyüme hızları ile küresel büyüme merkezi olacakları anlaşılıyor.

Ancak projeksiyonun ileri vadelerinde, yani 2030-2060 arası dönemde ayrışmanın ortaya çıkacağı anlaşılıyor. Bu ülkelerdeki büyüme hızının, 2030-2060 arası dönemde yüzde 2’lere düşeceği tahmin ediliyor. İstisna Hindistan!

Hindistan’da 2011-2030 döneminde ortalama büyüme yüzde 6.7 tahmin edilirken 2030-2060 arası dönemde yüzde 4 olarak tahmin edilmiş. Dolayısıyla önümüzdeki 50 yıllık dönemin yıldızı artık Çin değil Hindistan olacak; ortalama yüzde 5.1’lik büyümesi ile!

Dönelim Türkiye’ye; önümüzdeki 50 yılda Türkiye’nin yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 2.9 olarak tahmin ediliyor. Küresel büyüme tahmini de yıllık ortalama (ağırlıklı olarak) yüzde 2.9 olarak hesaplanıyor. OECD’ye göre, Türkiye’de kişi başı gelirdeki artış oranı, 2030-2060 arası dönemde küresel artış oranının da gerisinde kalacak.

Türkiye’nin büyümesi, önümüzdeki 50 yılda küresel büyümenin akışına bırakılırsa refah artışı sağlanamaz. Bunun reçetesi de belli; OECD, mali ve yapısal reformların gelecek için anahtar olduğunu not düşüyor. Reformları yaşama geçirenlerin ana senaryoya göre ortalama yüzde 16 daha fazla gelir ve iyi yaşam koşullarına sahip olacağı sonucuna varılıyor.

Verimlilik artışında ilk sıraları paylaşan ülkelerin uzun vadede ortalama büyüme oranlarının da yüksek hesaplanmış olması bir rastlantı değil. Türkiye, hesaplanan yıllık yüzde 1.3 verimlilik artışı ile ilk 20’ye dahi giremiyor