Rezervdeki emanet artış

Emanet dövizlerle oluşan rezerv rekoru üzerinden politika yapılacak doğru bir zaman değil.

Ülkenin döviz rezervlerinin yüksek olması iyi bir durum. Ama bunun nasıl ve ne zaman sağlandığı da çok önemli. Siyasetçilere bakılırsa nasıl olursa olsun, döviz rezervi yüksek olsun. İşin doğrusu, onların bakış açısında bu bir güçlülük göstergesi olsa da biliyorlar ki döviz rezervi yüksek olursa siyasi düzeyde hata yapmalarına da gevşek politikalara da rahat bir alan sağlıyor.
Başbakan Erdoğan hafta sonu “Merkez Bankamızın en son döviz rezervleri açıklandı ve yeni rakamlarla tarihimizin yeni ve çok yüksek bir rekorunu elde ettik. Yılsonu itibariyle 100 milyar dolar hesabını yaparken, 2002 yılında, biz göreve geldiğimizde 27,5 milyar dolar olan Merkez Bankası rezervlerimiz, şu an itibariyle 103 milyar 114 milyon dolara ulaştı. Bu, Türkiye’nin gücünü, Türkiye ekonomisinin gücünü ve krizlere karşı dayanıklılığını ifade eden rekorun da ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum” diyerek yorumladı. Merkez Bankası’nın haftalık bültenine göre döviz rezervleri (altın dahil) 103 milyar dolara ulaştı. Peki, nasıl buraya geldik? Aşağıdaki grafik bunun nasıl olduğunu güzel bir biçimde anlatıyor.
2010 başlarında kabaca 75 milyar dolar olan altın dahil döviz rezervleri, 2011 başlarında 85 milyar dolara ulaşmıştı. Biliyoruz ki Merkez Bankası’nın döviz rezerv artışlarının altında döviz alımları vardı. Rezerv arttıran dövizler, ağırlıkla satın aldığı dövizlerden oluşuyordu. Kabaca 55-60 milyar dolarlık bir net döviz pozisyon fazlası taşıyordu.
2011 ortasına gelindiğinde, bankanın deneysel bir politikaya geçerek karşılıkları da devreye sokmasıyla rezervler rekor seviyeye ulaşmıştı; 99 milyar dolara. O güne dek, döviz ve altın cinsi zorunlu karşılıkların toplam rezervleri oluşturmadaki payı yüzde 12’lerde iken Temmuz 2011’de yüzde 16.9’a çıkmıştı.
Ağustos-Aralık 2011 arası dönemde döviz girişlerinin azalmasıyla banka kayda değer bir rezerv kaybetti. Ağustos 2011’den itibaren uygulanan yeni politikada, Merkez Bankası rezervleri zorunlu karşılıklar yolu ile arttırma yöntemini seçti. Bankalar karşılıkların belli bir bölümünü döviz ya da altın olarak Merkez Bankası’nda tutabiliyorlar. İşte 3 Ağustos 2012 tarihli Merkez Bankası bilançosu 103 milyar dolarlık rezervi işaret ediyor. Bankanın net döviz pozisyonu ise 39 milyar dolara düşmüş durumda. Rezervlerin kabaca 45 milyar doları döviz ve altın zorunlu karşılıklarından geliyor. Yani 103 milyar doların yüzde 43.4’ü zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunun anlamı; kabaca 30 milyar dolarlık bir bölümün bankaların tercihine bağlı olarak Merkez Bankası’nda döviz ya da altın olarak tutulduğudur. Merkez Bankası’nda emanet durmaktadır. Olası bir döviz akışı kesilmesi ya da finansal çalkantı halinde hızla Merkez Bankası’ndan bankalara yol alması olasılığı yüksektir.
Merkez Bankası’nın bu dövizleri kendi kasasına bu kadar hevesle toplama çabasının, bizatihi ekonomik birimlerde dolarizasyon teşviki anlamına geldiğini düşünüyorum. Öte yandan, bu dövizler bankacılık sisteminde olsaydı belki de kalıcı bir rezerv olarak satın alma fırsatı da olabilecekti.
İşte bu emanet dövizlerle oluşan rezerv rekoru üzerinden politika yapmak için doğru bir zaman değil.