Samuray kılıcını Yen için kırdı

Japon Yeni'nin değer kaybı, doların güçlenmesi nedeniyle orta vadede dolar üzerinden TL'nin üzerine de değer kaybı baskısı getirecek.

Japonya Merkez Bankası dün birden bire sürpriz biçimde negatif faiz uygulamasına geçiverdi. Üç katmanlı bir uygulama ile bankaların Japonya Merkez Bankası’nda bir süredir tuttukları hesap tutarının ve zorunlu karşılıkların üzerinde kalan hesap bakiyesine (likidite fazlası) yüzde 0.10’luk bir negatif faiz uygulanacak. Yani Japon bankaları, aşan miktarlar için Japon Merkez Bankası’na üste faiz ödüyor olacaklar. Bankanın, Yen'in değer kaybını hızlandırmak istediği çok açık.

Bir süredir yıllık 670 milyar dolarlık bir tahvil alımı programı ile devasa bir parasal genişlemeye giden Japon Merkez Bankası, 2013 sonuna göre 2015 sonunda bilançosunu yüzde 70 büyüttü. Tahvil portföyü ise 1.1 trilyon dolardan fazla artış gösterdi. Negatif faiz uygulayacağı para ise 2 trilyon dolar karşılığından fazla.

Diğer taraftan önceki hafta da Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi Mart ayından itibaren para politikasını daha da gevşetecek yollara başvurabileceklerinin sinyalini vermişti.

Diğer paralara göre düşük ya da negatif faizi olan para değer kaybeder. Yen ve euronun geleceği böyle görünüyor.

Şimdi geriye yaslanıp bakalım, küresel 3 büyük parayı basan; ABD parasal genişlemeye son verip sıkılaşmaya başladı; Aralık ayında 0.25 puanlık artışla faiz artırma süreci başlatıldı. Avrupa bir süredir hem tahvil alımları ile hem de negatif faiz uygulaması ile parasal genişleme sürecinde. Japonlar ise yukarıda anlatıldığı gibi. Üç büyük parayı basan merkez bankalarının bu yaptıkları; euro ve Yen için değersizleşme, dolar için de değerlenme sürecini güçlendiriyor. ABD faiz artırım sürecini hızlandırırsa ya da öyle olacağı beklentisi güçlenirse dolar hızla arayı açacaktır.

Avrupa ve Japonya’da merkez bankaları resmen enflasyonu yüzde 2’ye doğru yükseltmek için bu çaba içindeler. ABD’de ise orta vade içinde yüzde 2’ye geleceği beklentisi var. Çekirdek enflasyonda belirgin bir yükseliş olduğu, ancak genel tüketici fiyatları endeksindeki düşük seyrin çok sert gerileyen petrol fiyatları nedeniyle olduğu ve ana enflasyon eğilimini bugünlerde maskelediği, FED tarafından vurgulanıyor.

Avrupa ve Japonya’da enflasyonun düşük olmasının ana nedeni genel ekonomik durgunluk ve de malum etken düşen petrol fiyatı.

Görünür gelecekte, bu mevcut durumun korunması halinde ki öyle görünüyor; dolar yükselecek, euro ve Yen değer kaybedecek. Dünkü Japon Merkez Bankası kararı Yen'in değer kaybını hızlandıracak.

BİZE 'EKMEK' ÇIKAR MI?

Son 2 yıldır, ne zaman Avrupa Merkez Bankası ya da Japon Merkez Bankası parasal genişleme ya da faiz düşürme kararı alsa bunun bizim gibi gelişen ülkelere portföy yatırımı olup gireceği beklentisi kayda değer biçimde öne çıkarılıyor. Ne yazık ki belirgin bir giriş yok. Tersine bu ‘piyasa efsanesi’. Avrupa’da bankacılık sistemi sağlıklı biçimde çalışıyor olsaydı belki.

Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) verilerine göre 2015’de Türkiye’nin de içinde olduğu 30 gelişen ülkeden 735 milyar dolar çıktı. Eğer Japonların 2015’de piyasaya tahvil alımı ile sürdüğü 670 milyar dolarlık likidite işe yarasaydı, gelişenlere aksaydı böyle bir çıkış görmeyecektik. IIF’e göre 2016’da gelişen ülkelerden çıkacak miktar 448 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

Japon Yeni'nin değer kaybı, doların güçlenmesi nedeniyle orta vadede dolar üzerinden TL’nin üzerine de değer kaybı baskısı getirecek.

Japonların da negatif faiz katarına eklenmesi ‘bu bir kur savaşı’ denilerek etiketlense de söylenecek tek bir şey var; o da 2016 yılı da gelişmiş ya da gelişen ülke, her biri için çalkantılı ve zor bir yıl olmaya devam edecek; önlemini alanlar dışında.